Farms türkçesi Farms nedir

Farms ile ilgili cümleler

English: Few farms had electricity.
Turkish: Birkaç çiftliğin elektriği vardı.

English: Their farms adjoin.
Turkish: Onların çiftlikleri bitişik olur.

English: They both have farms less than three kilometers from here.
Turkish: İkisinin de buraya 3 kilometreden az mesafede çiftlikleri var.

English: More than 75% of farms raised pigs and milk cows.
Turkish: Çiftliklerin %75'inden fazlası domuz ve süt ineği yetiştirdi.

English: Small family farms were disappearing.
Turkish: Küçük aile çiftlikleri yok oluyorlardı.

Farms ingilizcede ne demek, Farms nerede nasıl kullanılır?

Farmstead : Çiftlik ve binaları. Çiftlik. Çiftlik ve içindeki binalar.

Farmsteading : Çiftlik. Çiftlik ve binaları. Çiftlik ve içindeki binalar.

Farmsteads : Çiftlik ve binaları. Çiftlik. Çiftlik ve içindeki binalar.

Farm aid : Tarımsal yardım.

Farm animal : Çiflik hayvanı.

Farm house : Çiftlik evi.

Farm labourer : Tarım işçisi. Çiftlik işçisi. Tarımda çalıştırılan işçi. Irgat.

Farm credit : Tarım kredisi.

Farm feeds : Çiftlik yemleri. Çiftlikte üretilebilen her türlü bitkisel yemler.

Farm hand : Rençper. Çiftlik işçisi. Tarım işçisi. Çiftlik amelesi.

 

İngilizce Farms Türkçe anlamı, Farms eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Farms ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arm : Sarılmak. Savaşa hazırlamak. Pazı. Askeri kuvvetlerin bir kolu. Silah. Askerlik. Silahlamak. Yetke. Koltuk kolu. Güç.

Stud farm : Hara.

Disciplines : Disiplin sağlamak. Cezalandırmak. Terbiye etmek. Yola getirmek. Disipline sokmak.

Vineyard : Bağ (üzüm). Utah eyaletinde şehir. Teneklik. Ova bağı. Üzüm bağı. Asma limonluğu. Bağ.

Instrumentality : Yararlılık. Vasıta. Araç anlayışı. Araç. Aracı olma. İşe yararlık. Vasıta olma.

Letting out : Çıkmasına izin vermek. Özgürlüğüne kavuşturmak. Genişletmek. Koparmak. Gevşetmek (ip veya kablo veya vb'ni). Serbest bırakmak. Azad etmek. Salıvermek. Vermek.

Disciplining : Kontrol altında tutmak. Kontrol etmek. Yola getirmek. Disiplin sağlamak. Cezalandırmak. Terbiye etmek. Eğitmek. Disiplin. Disipline sokmak.

Discoursing : Karşılıklı konuşma. Mükaleme. Üzerinde durmak. Konuşmak. Muhavere. Söylev vermek. Bahsetmek.

Weapon : Silah. Savut. Kılıçoyununda kullanılan "dürtücü kılıç", "delici kılıç", "kesici kılıç" diye türlendirilen kılıçlara verilen genel ad. Herhangi bir harp aleti. Pusat.

Farms synonyms : sheeprun, farm place, pig farm, defence system, naval weaponry, cattle farm, home farm, implements of war, follow the plow, cultivates, discipline, commits, let out on hire, cattle ranch, let out, ammo, hire out, farmstead, cultivated land, discourses, ammunition, work, commit, jobbed, workplace, follow the plough, rent, cultivate, coached, engraves, armament, engrave, dairy farm.