Faucet türkçesi Faucet nedir

  • Batarya.
  • Vana.
  • Fıçı musluğu.
  • Musluk.
  • Kullanma yerinde suyu açıp kapamakta kullanılan araç.
  • Bidon musluğu.

Faucet ile ilgili cümleler

English: Ali turned the faucet off.
Turkish: Ali musluğu kapattı.

English: Ali fixed the leaky faucet.
Turkish: Ali sızdıran musluğu tamir etti.

English: Ali is drinking directly from the faucet.
Turkish: Ali doğruca musluktan içiyor.

English: The faucet is dripping.
Turkish: Musluk damlıyor.

English: The faucet is leaking.
Turkish: Musluk sızdırıyor.

Faucet ingilizcede ne demek, Faucet nerede nasıl kullanılır?

Lavatory faucet : Lavabo musluğu. Lavaboya gelen soğuk ya da sıcak suyu açıp kapayan musluk.

Long faucet : Uzun musluk. Döşeme bağlandığı uç ile akma ucu arası uzun olan musluk.

Short faucet : Kısa musluk. Boyun kısmı öteki muslaklara göre daha kısa olan musluklara verilen genel ad.

Wall type combination faucet : Soğuk ve sıcak suyu ılıştırıp akıtabilir biçimde alınması için duvara konan su alma yeri. Duvar musluk takımı.

Faucets : Fıçı musluğu. Bidon musluğu. Musluklar. Musluk.

Faubourgs : Banliyö. Bir fransız şehrinin merkezinin dışındaki bölge. Varoş. Kenar mahalle.

Faulkner : 1949 nobel edebiyat ödülü sahibi. Amerikalı romancı. William faulkner (1897-1962). Soyadı.

 

Faucal : Boğaza ait.

Faubourg : Bir fransız şehrinin merkezinin dışındaki bölge. Varoş. Kenar mahalle. Banliyö.

Fauces : Favses. Boğaz. Boğaz, dar geçit.

İngilizce Faucet Türkçe anlamı, Faucet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Faucet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Poppet valve : Dikme valf. Akışkan engelleyici valf. Buhar açanağı. Mantar başlı supap. Düz supap. Dikme valfı. Buhar vanası.

Stopcock : Cam musluk. Üç yönlü musluk. Üç yönlü vana. Ana musluk. Valf. Tıpa.

Cocks : Horoz. Saçmalık. Lider. Martaval. Önder. Rüzgar gülü. Zırva. Erkek av kuşu. Ot yığını.

Hold : Günlük çekimler arasından asıl filmde kullanılmak üzere ayrılmış başarılı çekim. Durmak. Dayanmak. Geminin içi, yük konulacak yeri. Sahip olmak. El koymak. Almak. Kaldırmak. Çekmek. Kavramak.

Hydrant : Hidrant. Su ağzı. Yangın söndürme amacıyla kent su döşeminden suyun alındığı ağız. Ana musluk. Ağız. Alma ağzı. Yangın musluğu. Hortum takılan su borusu.

Stopcocks : Üç yönlü vana. Cam musluk. Valf. Ana musluk. Üç yönlü musluk. Tıpa.

Water tap : Bir borudan akan suyun akışını kontrol etmeye yarayan gereç. Su vanası. Su musluğu.

Spigot : Muflu bağlantı. Boru ağızlığı. Musluk tapası. Fıçı tapası. Musluk valfi. Tıkaç. Tahta musluk tıkacı. Ağaç musluk.

Stop cock : Kesme musluğu. Valf. Kapama musluğu.

Handle : El tutma yeri. Üstesinden gelmek. Eğitmek. Sap. Sıkıştırma milini çeviren kol. Tutamak. Başa çıkmak. Kıvırmak. Meşgul olmak. Eline almak.

Faucet synonyms : water faucet, mixing faucet, battery, storage battery, drinking fountain, turncock, water fountain, spile, cockler, valve, handgrip, faucets, penstocks, grip, batteries, tap, cock, penstock, regulator.

 

Faucet ingilizce tanımı, definition of Faucet

Faucet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A fixture for drawing a liquid, as water, molasses, oil, etc., from a pipe, cask, or other vessel, in such quantities as may be desired. Called also tap, and cock. It consists of a tubular spout, stopped with a movable plug, spigot, valve, or slide.