Horoz nedir, Horoz ne demek

Horoz; bir hayvan bilimi terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Horoz" ile ilgili cümleler

  • "Denizli horozu."
  • "Çifteler dolduruldu, horozlar çekildi, iki el silah atıldı." - O. V. Kanık

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: evcil tavuk]

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Niğde ili, Çiftehan bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Horoz hakkında bilgiler

Horoz, bir kümes hayvanıdır. Tavuğa göre kuyruk ve boyun tüyleri daha uzun ve parlaktır. İbiği büyük ve gösterişlidir. Kendine has, ahenkli bir ötüşü vardır. Ağırlığı 3,5 - 4,5 kilo kadardır. Çok güzel ve uzun süre ile ötenleri (Denizli horozu) olduğu gibi, özel olarak horoz dövüşü için yetiştirilen (İspenç horozu) cinsleri vardır.

Türkiye'de Denizli horozları ile ünlüdür ve kentin simgelerinden biridir.

Horoz ile ilgili Cümleler

  • Bazı horozlar güneşin onlar için doğduğuna inanmaktadır.
  • Latincede "gallus" hem "horoz" hem de "Fransız erkeği" anlamına gelir.
  • Ölü bir horoz ateşten korkmaz.
  • Ali kendi çöplüğünün horozu.
  • Ali horoz dövüşünü sever.
  • Kümeste yaklaşık yetmiş tavuk ama sadece bir horoz var.
  • Horoz ötüşünü duymadım.
  • Horoz döğüşü birçok ülkede yasal değildir.
  • Horoz ötmeden önce sen beni üç kez inkâr edeceksin.
  • Bir çöplükte iki horoz ötmez.
 

Horoz kısaca anlamı, tanımı:

Kümes : Ufak ev. Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Horoz gibi : Kabadayıca davranan (kimse).

Horozdan kaçmak : Kadın, erkeklerden uzak durmak, onlardan kaçmak.

Horozlar ötmek : Sabah olmak.

Horozu çok olan köyde sabah geç olur : "karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır" anlamında kullanılan bir söz.

Horoz ağırlık : Hafif sıklet.

Horoz akıllı : Akılsız, horoz kafalı.

Horozayağı : Tüfekten boş kovanı çıkarmaya yarayan alet.

Horoz bakışı : Dik ve ters bakış.

Horoz dövüşü : İki kişinin çömelerek elleriyle birbirlerini itmeleri. Özel olarak yetiştirilmiş iki horozun eğlence ve yarışma amacıyla dövüştürülmesi.

Horoz fasulyesi : Bir tür fasulye.

Horozgözü : Maydanozgillerden, beyaz veya pembe çiçekli bir bitki (Seseli tortuosum).

Horozibiği : Horozibiğigillerden, kırmızı çiçekleri horoz ibiğini andıran bir süs bitkisi (Amaranthus). Bu renkte olan. Koyu, pembe renk.

Horoz ibiği : Horozun tepesinde bulunan etli kırmızı kısım.

Horoz kafalı : Horoz akıllı.

Horozkarası : Bir tür üzüm.

Horoz mantarı : Yenilebilen bir cins mantar (Cantherellus cibarius).

Horoz sıklet : Hafif sıklet.

Horoz şekeri : Çeşitli renklerde yapılmış, ince tahta çubuğa takılıp satılan horoz biçiminde şeker.

 

Horoz vakti : Sabahleyin.

Tepeli horoz : İbiği iri ve yüksek dövüşçü horoz.

Çalı horozu : Tavukgillerden, eti beğenilen bir yaban kuşu (Tetraourogallus).

Çöplük horozu : Güzeli, çirkini ayırt etmeyen kadın düşkünü erkek.

İspenç horozu : Ufak tefek olduğu hâlde kabadayılık taslayan kimse.

Kaya horozu : Güney Amerika'da yaşayan, erkekleri portakal renginde, başında tepeliği olan kuş (Rupicola).

Teneşir horozu : Çok zayıf kimse, teneşir kargası.

Horoz evlenir tavuk tellenir : Gereği yokken başkasının sevincine katılanlar için söylenen bir söz.

Horoz ölür gözü çöplükte kalır : "yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonra, göz o durum veya makamda kalır" anlamında kullanılan bir söz.

Horozbina : Horozbinagillerden, kıyılara yakın alglerin içinde yaşayan, sırt yüzgeci tek parça ve uzun, burun ucu yuvarlak, en büyüğü 5 santimetre kadar olan küçük bir balık (Blennius gattorugine).

Horozbinagiller : Örnek hayvanı horozbina olan, kayalık deniz kıyılarında yaşayan kemikli balıklar familyası.

Horozcuk otu : Turpgillerden, eskiden kuduzun ilacı sanılan, güzel kokulu bir dağ bitkisi, yaban teresi (Lepidium campestre).

Horozibiğigiller : Ispanaklar takımından, örneği horozibiği olan bitki familyası.

Horozlanmak : Kabadayı tavrı takınmak, çalım satmak.

Horozlaşmak : Kabadayılaşmak, kabadayı gibi davranmak.

Horozumsu : Horozsu.

Bir çöplükte iki horoz ötmez : Bir yerde iki kişi baş olmaz.

Cins horoz yumurtada öter : "bir insanın ileride ne olacağı daha çocukken belli olur" anlamında kullanılan bir söz.

Her horoz kendi çöplüğünde öter : "herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Her şeyin vakti var horoz bile vaktinde öter : "her şey zamanında yapılmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Vakitsiz öten horozun başını keserler : "her söz yerinde ve zamanında söylenmelidir, zamansız ve yersiz söylenen sözler büyük zararlara yol açabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Tavukgiller : Sülüngiller.

Ateşli : Cinsel istekleri güçlü olan. Heyecanlı, coşkulu. Ateşi olan.

Silah : Savunmak veya saldırmak için kullanılan nesne, etken araç. Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç. Bir konuda etkili her şey.

Çakmak : Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Sınavda başarısız olmak. Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Anlamak, bilmek. Vurarak sokup yerleştirmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. İçki içmek. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak. Saplamak. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Vurmak.

Mermi : Ateşli silahlarla atılan patlayıcı ve delici madde, kurşun.

Kapsül : Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Şişe kapağı. Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça.

Vurma : Vurmak işi.

Kuyruk : Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse. Başın arkasına toplanmış saç demeti. Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı. İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi. Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ. Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi. Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti. Bu organa benzeyen uzantı.

Kapı : Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Ev gezmesi için gidilen yer. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Devlet dairesi. Gidere yol açan gereksinim.

Kabadayı : Bir şeyin en iyisi, başta geleni. Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse. Yürekli.

Erkek : Sözüne güvenilir, mert. Yetişkin adam, bay, er kişi. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Koca. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma.

Horoz bakısı : Yere çizilen bir çember içine konan horozun, orada bulunan ve her biri bir harfi simgeleyen arpa tanelerini yiyiş sırasına göre türetilen sözcüklere dayanılarak açıklanan bakı türü. bk. bakı.

Horoz döğüşü : Çömelik duruşta karşılıklı iki kişinin elleriyle itişmeleri.

Horoz evlenir, tavuk tellenir : gereği yokken başkasının sevincine katılanlar için söylenen bir söz.

Horoz ölür, gözü çöplükte kalır : “yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonra, göz o durum veya makamda kalır” anlamında kullanılan bir söz.

Horoz ötümü : Sabaha karşı horozların ötmeye başladığı zaman.

Horozabla : Yeşil kertenkele.

Horozağırlık : Yumrukoyununda 51 kg.dan 54 kg.a kadar olan ağırlıklara verilen ad.

Horozbina balığı : Kemikli balıklardan, horozbinagiller (Blenniidae) familyasından, boyu 15 cm olabilen, tatlı sulara adepte olmuş, özellikle temiz akarsuların taşlık ve kayalık zonlarını tercih eden, tipik bir dip balığı.

Horozbudağı : Siyah renkli, kalın kabuklu, büyük çekirdekli bir çeşit üzüm.

Horozdemiri : Arabanın çatalı üzerindeki demir.

Diğer dillerde Horoz anlamı nedir?

İngilizce'de Horoz ne demek? : n. cock, rooster, chanticleer

Fransızca'da Horoz : coq [le]; (silah) chien [le], percuteur [le]

Almanca'da Horoz : n. Gockel, Hahn

Rusça'da Horoz : n. петух (M), курок (M), собачка (F), гашетка (F)

adj. петушиный