Kuyruk nedir, Kuyruk ne demek
- Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ.
- Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı.
- Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse

- Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi.
- Bu organa benzeyen uzantı.
- Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti.
- İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi.
- Başın arkasına toplanmış saç demeti.
"Kuyruk" ile ilgili cümle
- "Uçağın kuyruğu. Gelinliğin kuyruğu."
- "Falanca kuyruğu ile birlikte geliyor."
Yerel Türkçe anlamı:
Sandığı bağlamaya yarayan yaylara tutturulmuş demir parçası.
Üzüm zamanı doğan bir yıldız: Doğdu kuyruk, kalmadı koruk.
Keçi kılından yapılan, saça bağlanan bağcık.
Biyoloji'deki anlamı:
Art uç ya da bir hayvanın arda doğru uzayan kesimi.
Bilişim alanındaki terim anlamı:
İlk önce gelip yerleşmiş öğenin ilk önce erişileceği, demek ki listeye ilk girenin ilk çıkacağı biçimde kurulan ve yaşatılan veri yapısı.
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Kauda.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
[guyruk]: Kara sabanda, sürme sırasında elle tutulan kısım. (Beyağıl *Ulukışla -Niğde) [guyruk] : (Aşağıdinek *Şarkikaraağaç -Isparta)
Zooloji alanındaki anlamı:
Ard uç ya da bir hayvanın arda doğru uzanan kesimi.
Diğer sözlük anlamları:
Lıkıcın, bıçağın saplarına giren demirdir
İngilizce'de Kuyruk ne demek? Kuyruk ingilizcesi nedir?:
tail, queue, pushup list, spool, cauda
Fransızca'da Kuyruk ne demek?:
queue, pedicule
Kuyruk hakkında bilgiler
Kuyruk, hayvanların vücutlarının arka bölgesinde, genel olarak bedenden bağımsız hareket edebilen, esnek, kuyruk sokumu kemiğine (sakrum ya da koksiks) bağlı bir organdır. Kuyruklar genel olarak omurgalı canlıların karakteristik bir özelliği olmasına rağmen akrepler ve pek çok yaykuyruklu türününde de kuyruk benzeri organlar gelişmiştir.
Her hayvanda kuyruk pek çok ayrı görevde kullanılır. Balıklarda ve diğer pek çok deniz canlısında hareket edebilme yeteneğini sağlayan ana organdır. Kara hayvanlarının büyük çoğunluğu kuyruklarını sinek ve diğer ısıran parazitleri kovmak için kullanırlar. Kangurular ve kediler familyasının üyeleri olan türlerde kuyruk dengeyi sağlar. Maymunlar ve keseli sıçanlar (opossum) ağaçlara asılı kalabilmek için kuyruklarını dallara dolarlar.
Kuyruklar ayrıca hayvanlar arasında sosyal işaretleşme amacıyla da kullanılır. Bazı geyik ve karaca türleri sürünün yakınlarında olası bir tehlike sezdiğinde kuyruğunun aly bölümündeki beyazlığı sürüye sallayarak onları tehlikeye karşı uyarır. Ev köpekleri de dâhil olmak üzere köpek türlerinin pek çoğu ruh hâllerini kuyruklarının durumuyla belli ederler. Çevresel etmenlerden dolayı kuyruğa sahip olan akrep vb. canlıların kuyruklarında zehir de oluşmuştur.
Kertenkele türlerinin bazıları kuyruklarnı tehlike anlarında vücutlarından ayırarak, bırakır ve kaçarlar. Bu peşlerinde olan avcıyı bir an için oyalar ve hayvana olay yerinden uzaklaşmak için yeterince vakit kazandırır. Şaşırtma amaçlı bu tip kuyruk bırakma olaylarına ototomi adı verilir ve bu olayın sonrasında kuyruk kısa süre içinde eski biçiminde yeniden büyür. Ancak sonradan çıkan kuyruktaki renk ilkinden daha koyu olur.
Kuyruk ile ilgili Cümleler
- Ali kuyrukta beklemekten nefret eder.
- Ali kuyrukta üçüncü kişi.
- Ali kuyrukta durmak istemedi.
- Kuyruk çok yavaş ilerliyor.
- Bilet gişesindeki kuyrukta beklemek zorunda kaldı.
- Kuyrukta beklemekten bıktın mı?
- Bilim insanları güneşin yörüngesinde yaklaşık 100 milyon kuyruklu yıldız olduğunu düşünüyorlar.
- Kuyrukluyıldızlar nereden gelir?
- Clyde Tombaugh ayrıca farklı yıldız kümeleri, bir kuyruklu yıldız ve yüzden fazla asteroid keşfetti.
- Astreoidler ve kuyruklu yıldızlar arasındaki fark nedir?
Kuyruk anlamı, tanımı:
Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
Omurga : Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas.
Esnek : Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki. Değişik yorumlara elverişli. Görüş ve tutumlarında katı olmayan.
Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.
Yakın : Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Uzak olmayan yer. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmadan. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.
Kuyruk çekmek : Göz ucundan şakağa doğru kalem veya sürme ile çizgi çekmek.
Kuyruk olmak : Arka arkaya dizilmek, sıralanmak.
Kuyruk sallamak : Yaltaklanmak.
Kuyruk yapmak : Uzun ve peş peşe bir sıra oluşturmak.
Kuyruğa girmek : Ayakta arka arkaya durulan diziye girmek.
Kuyruğu dikmek : Hayvan koşmaya, başlamak. insan bulunduğu yerden uzaklaşmaya başlamak.
Kuyruğu sıkışmak : Çok zor durumu düşmek.
Kuyruğu titretmek : Ölmek.
Kuyruğuna basmak : Birini incitip saldırıda bulunmasına yol açmak, tahrik etmek.
Kuyruğuna teneke bağlamak : Biriyle aşırı derecede alay etmek. birini, herkesin alay edeceği biçimde kovmak.
Kuyruğunu kısmak : Korkup sinmek.
Kuyruğunu kıstırmak : Birini güç bir duruma düşürmek.
Kuyruğunu tava sapına çevirmek : Haddini bildirmek, gereken dersi vermek.
Kuyruk acısı : Hınç, alınacak öç.
Kuyrukkakan : Kara tavukgillerden, böcek ve meyve ile beslenen küçük ötücü bir kuş (Saxicola).
Kuyruk kemiği : Omurganın alt ucunda bulunan, kuyruk sokumu kemiği ile eklemlenen, önden arkaya doğru yassı, üçgen biçiminde kemik.
Kuyruksallayan : Kuyruksallayangillerden, kanatları ve vücudunun üst bölümü kül rengi, alt bölümü değişik sarı olan, uzun kuyruklu, küçük, ötücü kuş, yont kuşu (Motacilla).
Kuyruk sokumu : İnsanda omurganın alt ucunun bitim yeri.
Kuyruksüren : Firavun faresi.
Kuyruk yağı : Koyun kuyruğunun eritilmesiyle elde edilen yağ.
Akkuyruk : Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir tür çay.
Çatalkuyruk : Ucu kırlangıç kuyruğu biçiminde olan bayrak. Uzun ve ince gövdeli, ılık denizlerde yaşayan bir tür balık (Lepidopus caudatus).
Dikkuyruk : Bir tür ördek (Oxyura leucocephala).
Kamçıkuyruk : İyi cins kıvırcık koyun.
Kepçe kuyruk : Başkalarının sırtından geçinen (kimse).
Kıl kuyruk : Niteliksiz. Zayıf, çelimsiz. Züğürt, kılıksız.
Kılıçkuyruk : Kemikli balıklar takımından uzunluğu 8-10 santimetre olan, tropik süs balığı (Xiphophorus helleri).
Kılkuyruk : Ördekgillerden, uzunluğu 55-65 santimetre, kuyruğu sivri, tüyleri ak yeşil karışık, gagası, ayakları mavi bir tür kuş (Anas acuta).
Kızılkuyruk : Karatavukgillerden, kışın göçen, küçük, güzel bir kuş (Phoenicurus).
Sarıkuyruk : Sıcak ve ılık denizlerin kıyı bölgelerinde yaşayan kemikli bir tür balık.
Sivrikuyruk : Uzunluğu 3-12 milimetre olan, insanların, özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan küçük bir solucan, oksiyür.
Uzunkuyruk : Bir tür iskete kuşu.
Yağlı kuyruk : Kolayca sömürülecek iş veya kişi. Kolayca ve bolca yararlanılabilecek kaynak.
Aslankuyruğu : Ballıbabagillerden, eskiden hekimlikte terletici olarak kullanılan bir bitki, yer pırasası (Leonurus).
Atkuyruğu : Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi. Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense).
Farekuyruğu : Tahta işlemeciliğinde veya ahşap doğramada, kilit yeri açmakta kullanılan ince, dar testere.
İtkuyruğu : Kenarları düz şerit gibi yapraklı ve saplarının ucu koçanı andıran, başak çiçekli, otsu bir bitki (Phleum).
Katırkuyruğu : Baklagillerden, çiçekleri sarı ve şemsiye durumunda olan acı bir bitki (Equisetum pasturel).
Kırlangıçkuyruğu : Hayvanın kulağını delerek yapılmış olan işaret.
Köpekkuyruğu : Yağlı güreşte rakibinin sırtını yere getirmek için onu çenesinden, alnından veya gırtlağından elle çekip sırtını yere getirmeye çalışma.
Sıçankuyruğu : Delikleri genişletmek için kullanılan konik ve uzun bir törpü türü.
Sığırkuyruğu : Sıracagillerden, ülkemizde yabani olarak birçok türü yetişen, tüylü yapraklı, sarı çiçekli bir kır bitkisi (Verbascum).
Tavuskuyruğu : Sarhoş kusmuğu.
Tilkikuyruğu : Hoşkuran. Uzun salkımlı bir çeşit üzüm. Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi.
Kuyruk sokumu kemiği : Omurganın bitiminde, beş kuyruk omurunun kaynaşmasından oluşan, üçgen biçiminde kemik, uca, pöç.
Kuyruklu : Akrep. Kuyruğu olan.
Kuyruklu kelebek : Kanatları siyah benekli sarı renkte bir Avrupa kelebeği (Papillio machaon).
Kuyruklu kurbağa : Yumurtadan yeni çıkmış ve değişim geçirmemiş yavru kurbağa.
Kuyruklu piyano : Duvar piyanosu gibi dik olmayan, gövdesi üç ayak üstünde yatık bir durumda bulunan piyano.
Kuyruklu yalan : Birkaç tane arka arkaya söylenen yalan. Çok büyük yalan.
Kuyruklu yıldız : Güneş çevresinde büyük bir elips veya bir parabol yörüngede dolaşan, Güneş'e yaklaştığında yüzeyinde ortaya çıkan gazların ve tozların oluşturduğu kuyruk denilen ışıklı bir uzantısı olan gök cismi, kirlikartopu.
Kuyruklu yıldız başı : Kuyruklu yıldızın önde giden yuvarlak parçası.
Kuyruklu yıldız çekirdeği : Kuyruklu yıldız başının ortasında yıldıza benzeyen parlak nokta.
Kuyruklu yıldız saçı : Kuyruklu yıldız çekirdeğini saran ışıklı gaz yuvarı.
Kuyruklular : Omurgalı hayvanlardan, amfibyumlar sınıfının, vücut ve kuyrukları uzun, bacakları zayıf, birçok semender türünü içine alan bir alt takımı, urodel.
Kuyruksallayangiller : Kuyruksallayan, incir kuşu vb. ötücü kuşları içine alan familya.
Kuyruksuz : Kuyruğu olmayan.
Kuyruksuzlar : Kurbağalar.
Eğreti kuyruk tez kopar : "temeli olmayan işlere güvenilmez" anlamında kullanılan bir söz.
Kırkından sonra at olup da kuyruk mu sallayacak : "vakti geçmiş, artık işe yaramayacak durumda" anlamında kullanılan bir söz.
Püskül kuyruklular : Vücutları iki, üç tüysü uzantıyla sonuçlanan, kanatsız, ince, yumuşak, en bilinen türü gümüşçün olan böcekler takımı.
Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu.
Uzantı : Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm. Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası.
Kuşlar : Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı.
Demet : Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu. Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam. Bitki veya çiçek destesi. Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon.
Koyun : Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Koruyucu, şefkatli çevre. Göğüsle giysi arası. Kollar arası, kucak.
Topla : Üç parmaklı dirgen.
Harf : Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri, kod.
Vücut : Var olma, varlık. İnsan veya hayvan gövdesi, beden.
Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.
Başın : Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.
Saç : Bu nesneden yapılmış, üzerinde yufka yapılmış olan dışbükey pişirme aracı. Bu üründen yapılan. Yassı demir çelik ürünü.
Kuyruk alt sinir ağı : Kuyruk sinirlerinin, kuyruk omurlarının proc. transversus'larının alt tarafında oluşturdukları sinir ağı, pleksus kaudalis ventralis.
Kuyruk bezleri : Özellikle ergin erkek kedilerde iyi gelişen ve kokulu bir sıvı salgılayan bezler, glandula kauda.
Kuyruk bulamak : Kuyruk sallamak
Kuyruk doğumu : Yaz sonu.
Kuyruk ışıtacı : Taşıtların gerisini aydınlatan ışıtaç
Kuyruk kapağı : Koyun kuyruğunun altındaki tüysüz deri.
Kuyruk kesen : Kuyruğu kesilecek atların iki kuyruk omuru arasına yerleştirilerek kullanılan aygıt.
Kuyruk kesimi : Hayvanlarda hastalıklı veya gangren olan veya köpeklerde estetik amaçla kuyruğun bir seviyeden kesilip çıkarılması, kaudektomi, kaudotomi.
Kuyruk kuramı : Bir işsunumunun, yapıldığı alanlarda ortaya çıkan bekleme dizileriyle ilgili sorunları çözmeyi amaçlayan kuram.
Kuyruk miyazisi : Hayvanların kuyruk bölgesinde görülen miyazis.
Diğer dillerde Kuyruk anlamı nedir?
İngilizce'de Kuyruk ne demek? : adj. caudal
n. tail, line, cue, queue
Fransızca'da Kuyruk : queue [la]
Almanca'da Kuyruk : n. Schlange, Schwanz, Schweif, Sterz, Wedel
Rusça'da Kuyruk : n. хвост (M), очередь (F), шлейф (M), струнодержатель (M)
adj. хвостовой

Bu kısımda Kuyruk nedir? Kuyruk ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kuyruk tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kuyruk hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.