Dikkuyruk nedir, Dikkuyruk ne demek

Dikkuyruk; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Bir tür ördek (Oxyura leucocephala)

Biyoloji'deki anlamı:

Kuşlar (Aves) sınıfının, kazlar (Anseriformes) takımının, ördekgiller (Anatidae) familyasından, Tunus, Cezayir, Fas, İspanya, Akdeniz adaları ve Güneydoğu Rusya'da, ülkemizde Ege ve Orta Anadolu bölgelerinde düzlüklerdeki göl ve deniz kenarlarında yaşayan, özellikle Burdur Gölü'nde kışlayan, su bitkileri, böcek ve balıklar ile beslenen bir tür. Akbaş ördek.

İngilizce'de Dikkuyruk ne demek? Dikkuyruk ingilizcesi nedir?:

whiteheaded duck

Dikkuyruk hakkında bilgiler

Dikkuyruk (Oxyura leucocephala), ördekgiller (Anatidae) familyasından küçük bir ördek türü (Akbaş ve Kalkıkkuyruk olarak da bilinir. İnglizce'de "Ruddy Duck" olarak bilinir. Aslında "dik kuyruk" ifadesi belirli bir grup kazsıları nitelemek için kullanılır (stiff-tailed ducks) ancak Türkiye'de yaygın olarak Oxyura leucocephala kastedilir. Amerika'da ise yaygın olarak Oxyura jamaicensis anlaşılır.).

Uzun,arkaya ya da yukarıya doğru dikilmiş kuyruğu, büyük, beyaz başı ve geniş, mavi gagasıyla hemen tanınan, nadir bulunan küçük bir ördektir.

Erişkin erkekler, beyaz bir baş, siyah bir baş tepesi ve boyun, gri ve kırmızımsı vücut, mavi bir gagaya sahiptirler.

 

Erişkin dişiler, beyaz bir yüz ve daha koyu bir gaga, baş tepesi ve bir yanak çizgisi, gri-kahverengi bir vücuda sahiptirler. Dalar ve suyun altında yüzerler. Hepçildirler.

Dikkuyruk anlamı, tanımı:

Ördek : Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz. Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak.

Familya : Aile. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Karı, eş.

Küçük : Niteliği aşağı olan, bayağı. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Kısık, parlak olmayan (ses). Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Küçük abdest. Yaşı daha az olan. Niceliği az olan.

Kalkık : Düzeyine göre yüksekte olan. Dik durumda, ucu yukarı doğru olan. Kabararak yerinden ayrılmış.

Kuyruk : Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti. İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi. Başın arkasına toplanmış saç demeti. Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse. Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ. Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı. Bu organa benzeyen uzantı. Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi.

İfade : Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Deyiş, söyleyiş. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Anlatım. Dışa vurum.

 

Grup : Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Küme. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü.

Nitelemek : Bir şeyin niteliğini belirtmek.

Bir : Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayı kadar olan. Tek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sayıların ilki. Sadece. Ancak, yalnız. Bir kez. Aynı, benzer.

Tür : Dolaşma. Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş.