Fem türkçesi Fem nedir

  • Dişisel.
  • Kadın veya kadınların karakteristiği.
  • Kadın cinsiyetine ilişkin.
  • Kadınsal.

Fem ile ilgili cümleler

English: A doe is a female deer.
Turkish: Dişi geyiğe maral denir.

English: A female friend of mine loves to go to gay bars with me.
Turkish: Benim bir bayan arkadaşım benimle birlikte eşcinsel barlarına gitmeyi seviyor.

English: A male crocodile ate a female dog.
Turkish: Bir erkek timsah bir dişi köpeği yedi.

English: A bull is male and a cow is female.
Turkish: Bir boğa erkektir ve bir inek dişidir.

English: A person is either male or female.
Turkish: Bir kişi ya erkektir yada dişi.

Fem ingilizcede ne demek, Fem nerede nasıl kullanılır?

Fema : Doğal ve insan kaynaklı faciaları olaylarında afet yardımı sağlayan abd devlet kurumu (seller, kasırgalar, kimyasal akıtmalar, terör saldırıları, vs.). Federal acil durum yönetim teşkilatı.

 
 

Female : Bayan. Dişi gamet veya yumurta meydana getiren birey veya yavru doğuran organizma. Dişi. Atletizm, biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kadın. Sadece dişi gamet ya da yumurta meydana getiren birey ya da yavru doğuran organizma. Yavru doğuran, yumurta hücresi üreten organizma. eşeyli üremede erkeğin eşi, femina. hlk. deri üzerinde serpili olarak çıkan siğiller. Kancık. İçi oyuk öğe. Dişil.

Female body : Kadın vücudu.

Female camel : Maya.

Female cell : Dişi hücre.

Female costume : Kadın giysisi. Kadın oyuncuların sahne üzerinde giydikleri giysi.

Female chest : Kadın göğsü.

Female gamet : Dişi gamet.

Female donkey : Küçük ispanyol atı. Dişi eşşek. Kısrak.

Female chorus : Kadınlar korosu. Kadınlardan kurulu koro.

İngilizce Fem Türkçe anlamı, Fem eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fem ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tuition : Öğrenim ücreti. Okul ücreti. Okul harcı. Eğitim ücreti. Öğretim. Öğrenci harcı. Bir eğitim kurumunca ders araç ve gereçleri, ders kitapları ve deney odası giderleri dışında sadece öğretim giderlerini karşılamak üzere öğrenciden ya da velisinden alınan ücret. bk. okul ücreti. Ders ücreti. Okul parası.

Mintage : Darphane ücreti. Para basma. Darp ücreti. Basılan para. Para basma vergini. Bozuk para. Külçe maden basılma ücreti.

Anchorage : Demir. Dayanak. Liman. Saplamalı bağlama. Gemilerin demirleme yeri. Güven. Sabitleme. Demirleme yeri. Emniyet.

Some : Bazı kısmı. Bazıları. Yaklaşık. Biraz. Bir parça. Bazısı. Kimi. Oldukça çok. Birtakım. Bir miktar.

Admission charge : Giriş ücreti.

Multiplicity : Belirli bir öğeciğin ışıdığı çizgilerin özdeş ya da çok yakın erkeli sayısı. Çokluk. Çok katlılık. Çokkatlılık. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Çarpan. Belirli bir öğecik erke düzeyinde olup, toplam dönüleri s olduğu için (2 s + 1) çakışıklık gösteren durulara ilişkin sayı. Katlılik. Çeşitlilik. Katillik.

Admission : Giriş ücreti. İçeri alma. Teslim. Katılma. Emme. Emme (mühendislik terimi). Giriş. Giriş izni. İkrar. Girme.

Seigniorage : Senyoraj. Tuğra hakkı. Paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı değer arasındaki fark. Değerli madenin, külçenin paraya çevirimi, basımında devletçe alınan baskı ücreti. Sikke vergisi. Para basma ücreti. Senyöriaj. Darp ücreti. Sinyoraj.

Dockage : Doka alma. Rıhtım vergisi. Liman. Havuz vergini. Dok vergini. Dok ücreti. Rıhtım ücreti. Rıhtım hizmetleri. Kesinti. Havuz ücreti.

Wharfage : Rıhtım resmi. İskeleler. Rıhtımlar. Rıhtım vergisi. Rıhtım. Rıhtım ücreti. İskele kullanımı. İskele ücreti.

Fem synonyms : pipage, hardly a, entrance money, admission price, license tax, drop off charge, origination fee, docking fee, licensing fee, license fee, finder's fee, contingency fee, price of admission, entrance fee, fixed costs, poundage, legal fee, numerosity, fewer, moorage, consideration, numerousness, quayage, truckage, lighterage, fixed cost, lockage, retainer, fixed charge, a few, commission, cellarage, admission fee.

Fem zıt anlamlı kelimeler, Fem kelime anlamı

Many : Adl. Bir çok. Birçok. Hayli. Birçoğu. Çok. Sürüsüne bereket. Çoğu. Bir hayli. Bir yığın.

All : Tümünü. Tamamen. Katışıksız. Büsbütün. Herkes. Oyunun herhangi bir anında oyuncuların sayı ya da dönem bakımından eşit durumda olduklarını bildiren deyim. Hep. Tümüyle. Her şey.

More : Takriben. Daha çok. Ziyade. Daha fazla. Fazla şey. -den daha. Ayrıntılar. Daha. -den daha çok. Fazlalık.

Fem antonyms : no, malnourished.