Fill in türkçesi Fill in nedir
- (form) doldurmak.
- Cevap vermek.
- Birinin (görev) yerine bakmak.
- Desteklemek veya bilgi eklemek (forma, müracata).
- Stok eksiğini gidermek.
- Geçici olarak bir işte çalışmak.
- Doldurmak.
- Vekillik etmek.
- Tamamlamak.
- Form doldurmak.
- Karnı doyurmak.
Fill in ile ilgili cümleler
English: All you have to do is fill in this form.
Turkish: Tüm yapmanız gereken bu formu doldurmak.
English: Can you tell me how to fill in this form?
Turkish: Bu formu nasıl dolduracağımı bana söyler misin?
English: I have to fill in for Moustapha at the store.
Turkish: Mağazada Mustafa için form doldurmak zorundayım.
English: Ali didn't fill in the form the right way.
Turkish: Ali formu doğru şekilde doldurmadı.
English: I'll find someone to fill in for you.
Turkish: Senin yerine çalışacak birini bulacağım.
Fill in ingilizcede ne demek, Fill in nerede nasıl kullanılır?
Fill : Dolduracak miktar. Kaplamak. Kapamak. Doyma. Dolmak. Doymak. Karşılamak. Yapmak. Şişirmek.
In : Olarak. İçinde. İçine. Dahili. İçeri doğru yönelen. İç. Tutulan. De. Çok moda olan. Halinde.
Fill in box : Doldurulacak kutu.
Fill in clown : Sirk gösterilerine ara verildiği sırada halkı oyalamak için alana çıkan soytarı. Ara soytarısı.
Fill in enabled : Doldurma etkin.
Fill in for : Birinin yerine bakmak. Birinin yerine çalışmak.
Fill in field : Doldurulacak alan.
İngilizce Fill in Türkçe anlamı, Fill in eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fill in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bring to completion : Bitirmek.
Respond : Yanıt vermek. Geri cevaplamak. Karşılık vermek. -e tepki vermek. Ses vermek (motor). Yanıtlamak. Mukabele etmek. Tepki göstermek. Cevap yazmak.
Button up : İliklenmek. Birden susmak. Sonuçlandırmak. Düğmeleri yukarıda. Sessiz olmak. Sonuca bağlamak. Başarıyla tamamlamak. İliklemek. Düğmelenmek.
Choke up : (pislik) tıkamak. Tıka basa doldurmak. Nutku tutulmak. Tıkamak. Tıkanıp kalmak. Tıkanmak. Heyecandan konuşamamak.
Completing : Tamamlama. Tamamlanıyor. Uygulamak. İtmam. İkmal etme. Bitirmek. Yerine getirmek.
Complement : Tümlemek. Cümle içinde yalın ya da yükleme, yönelme, çıkma, vasıta durumu gibi bir durum eki almış olarak kendisini fiille ilişkili duruma getiren ad: ateş yak-, su püskürt-, yokuş çık-, köşeyi dön-, bir olayı aktar-, yemeğe alıkoy-, işe dal-, yoldan çevir-, başarıyla çalış-, işe bel bağla-, olaydan ders al-, lafı ağzından kaçır- vb. || tümleçler yüklemin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan ögelerdir. bastıkları yeri (nesne) görmüyorlar, bataklıklara, su birikintilerine dala çıka, (zarf tümleci) konuşmadan (zarf tümleci) acele acele (zarf tümleci) yürüyorlardı (r. h. karay, memleket hikayeleri: yatık emine, s. 29). şükriye başını (nesne) onun omuzuna (dolaylı tümleç) yaslamıştı (t. buğra, yalnızlar, s. 115). görünürde (zarf tümleci), yani üretimde erkekten çok kadın var (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 43). kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada (zarf tümleci) yalnızım (peyami safa, yalnızız, s. 446). basık tavanlı, tütmüş sobası, pis cigara dumanlarıyla dolu bir kahvede (zarf tümleci) insanlar toplanmışlardı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 16) vb. ayrıca bk. nesne, dolaylı tümleç, edat tümleci, zarf tümleci. Komplement. Normal serumda bulunan, enzim etkinliği gösteren, bağışıklık sistemi içerisinde yapısal ve düzenleyici görevleri olan birtakım proteinler. komplement sistemi dokuz fonksiyonel bileşen taşır ve bunlar c1den c9 a kadar sembollerle gösterilir. Tamamlayıcı (şey). Bir kısım serum proteinlerinin oluşturduğu antikor aracılığıyla gerçekleşen immün hemoliz ve bakteriyoliz için gerekli olan ayrıca bazı biyolojik reaksiyonlarda da rol oynayan bir enzimatik sistem. Tümleç. Bütün. Kompleman.
Clearing up : Tasfiye etmek. Halletmek. Aydınlığa kavuşturmak. Düzelmek. Bulmak. Açıklamak. Açmak. Bilgi vermek. Aydınlatmak. Düzene koymak.
Reply : Cevaba cevapla karşılık vermek. Cevaplandırmak. Yanıtlamak. Cevaba cevap. Cevap. Yanıt vermek. Karşılık vermek. Karşılık. Cevaplamak.
Clogs : Takunyalar. Sıkıntı vermek. Kösteklemek. Tıkamak. Tıkanmak. Dolmak. Engellemek. Pıhtılaşmak.
Completes : Bütünlemek. Tekmillemek. Bitirmek. Uygulamak. Yerine getirmek. Tam. Halletmek. Tümlemek.
Fill in synonyms : congests, cover in, fill up a form, clear up, carry through with, clogged, replies, congesting, charge, accomplish, accomplishes, crowds, clog, rejoined, complementing, rejoining, accomplishing, encumbers, rejoins, congest, complemented, carry through, replied, responded, reply to, responding, replying, answers, be completed, crowd, answer, cap, encumber.

Bu kısımda Fill in kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fill in ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fill in anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fill in ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.