Fill türkçesi Fill nedir
- Doyma.
- Dolduracak miktar.
- Dolmak.
- Kabarmak.
- Doldurmak.
- Madencilik alanında kullanılır.
- Doymak.
- Kaplamak.
- Karşılamak.
- Doyumluk.
- Yapmak.
- Dolgu yapma.
- Şişirmek.
- Dolusu.
- Kapamak.
Fill ile ilgili cümleler
English: Ali didn't fill in the form the right way.
Turkish: Ali formu doğru şekilde doldurmadı.
English: Ali came here to help us fill out these forms.
Turkish: Ali bizim bu formları doldurmamıza yardımcı olmak için buraya geldi.
English: Ali has to fill out these forms.
Turkish: Ali bu formları doldurmak zorunda.
English: Ali wasn't sure how to fill out the form.
Turkish: Ali formu nasıl dolduracağından emin değildi.
English: Ali can't figure out how to fill out this application form.
Turkish: Ali başvuru formunu nasıl dolduracağını anlayamıyor.
Fill ingilizcede ne demek, Fill nerede nasıl kullanılır?
Fill a gap : Eksikliği gidermek. Boşluğunu doldurmak. Bir boşluk veya deliği kapatmak veya doldurmak. Boşluğu doldurmak. Boşluk doldurmak.
Fill a prescription : Reçetedeki ilaçları vermek.
Fill a tooth : Dolgu yapmak. Diş dolgusu yapmak. Dişe dolgu yapmak. Dişteki bir boşluğu doldurmak (gümüşle, dolgu maddesi ile, vb.).
Fill a vacuum : Boş bir alanı doldurmak.
Fill across worksheets : Çalışma sayfaları boyunca doldur. Çalışma sayfalarını doldur.
Fill down : Aşağıyı doldur. Alta doldur. Aşağıya doldur. Alta kopyala. Aşağı doldur. Aşağı doldurmayı.
Fill in clown : Sirk gösterilerine ara verildiği sırada halkı oyalamak için alana çıkan soytarı. Ara soytarısı.
Fill color : Dolgu rengi. Doldurma rengi. Renk doldur.
Fill dirt : Dolgu toprak.
Fill character : Doldurma karakteri. Görünmeyen fakat bir teks içindeki bir boşluğu doldurması için kullanılan karakter (bilgisayar). Dolgu karakteri.
İngilizce Fill Türkçe anlamı, Fill eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fill ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Becoming full : Doymuş hale gelme. Doymuş olma. Dolu hale gelme. Dolmuş olma.
Billows : Dalgalanmak. Buram buram çıkmak (duman). Dalgalar halinde yükselmek. Şişirmek (yelkeni). Çok duman çıkarmak. Dalgalandırmak. Rüzgarla şişmek. Dalga dalga kabarmak.
Surcharge : Yeni fiyatlı posta pulu. Fazla vergi yüklemek. Fazla yük. Fazlasıyla yüklemek. Fazla yüklemek. Sürşarj basmak. Fazla fiyat istemek. Ek bir ücret istemek (birinden). Mal girişlerinde, gümrük vergisine ek olarak alınan gümrük vergisi niteliğinde vergi. Sürşarj yapmak (pula).
Ballooned : Balonla uçmak. Küre. Balon gibi şişmek. Şişmek. Havadan atmak. Abartmak. Zam yapmak. Balon gibi olmak. Havadan atmak (top).
Repletion : Tokluk. Kana kana. Doluluk. Replesyon. Dolgunluk. Aşırı tokluk. Fazla dolu olma. Doygunluk.
Effervesce : Dolduruşa gelmek. Gaz kabarcıkları çıkarmak. Köpürmek. Neşelenmek. Kaynamak. Köpüklenmek. Coşmak. Galeyana gelmek.
Be full : Tok olmak. Doymuş olmak. Dolu olmak.
Accomplish : Almak (yol, zaman). Yerine getirmek. Becermek. Bitirmek. Başarıyla tamamlamak. Başarıyla sonuçlandırmak. Üstesinden gelmek. Başarmak. Sonunu getirmek. Sonuçlandırmak.
Accident frequency : Kaza sıklığı.
Actinolite : Aktinolit. Işıntaşı.
Fill synonyms : fill again, acetylene lamp, accomplishes, blows, clogging, arching, bestrewing, bung up, laden, change, clutter up, saturation, populate, swamp, correspond, be saturated, make full, dilating, cake, pad, satiety, advancing longwall, load up, lubricate, bloat up, pack, blow up, bespread, brim, be satisfied, close up, overload, balloons.
Fill zıt anlamlı kelimeler, Fill kelime anlamı
Unclutter : Düzenlemek. Kargaşayı ve dağınıklığı ortadan kaldırmakr. Sıraya koymak. Karışıklığı gidermek. Düzene sokmak. Ayarlamak. Düzeltmek. Toparlamak. Dağınıklığı toplamak. Çeki düzen vermek.
Empty : Akıtmak. İçini boşaltmak. Dökülmek. İçeriksiz. İçini çıkarmak. Anlamsız. Tahliye etmek. Boşaltmak. Yoksun. Önemsiz.
Fill ingilizce tanımı, definition of Fill
Fill kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To make full. To become full. That which fills. To supply with as much as can be held or contained. Specif., an embankment, as in railroad construction, to fill a hollow or ravine. To put or pour into, till no more can be received. The sail fills with the wind. Also, the place which is to be filled. One of the thills or shafts of a carriage. As, corn fills well in a warm season. To be satiated. Filling. To have the whole capacity occupied. A full supply, as much as supplies want. To have an abundant supply. As much as gives complete satisfaction. To occupy the whole capacity of.

Bu kısımda Fill kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fill ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fill anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fill ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.