Be full türkçesi Be full nedir

Be full ile ilgili cümleler

English: I thought you'd be full after eating that big steak.
Turkish: Bence o kadar büyük bir bifteği öyle hızlı yedikten sonra çoktan doymuşsundur.

English: He used to be full of joy.
Turkish: O, neşe doluydu.

English: Our future will be full of difficulties because of lack of funds.
Turkish: Sermaye yetersizliği nedeniyle geleceğimiz zorluklarla dolu olacak.

English: Your stomach won't be full from promises.
Turkish: Lafla karın doymaz.

English: I wrote the composition in haste, so it must be full of mistakes.
Turkish: Kompozisyonu aceleyle yazdım, bu yüzden hatalarla dolu olmalı.

Be full ingilizcede ne demek, Be full nerede nasıl kullanılır?

Be : Bulunmak. -dir. Anlamına gelmek. -di. Durmak. -dı. Var olmak. Kalmak. Mal olmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element.

Full : Yıkayıp büzmek. Dolu şey. Tok. Komple. Kalın. Tam. Öz. Çırpmak. Doluluk.

Be full of beans : Hayat dolu olmak. Kanı kaynamak. Yerinde duramamak. Kanlı canlı olmak.

Be full of resource : Elinden her iş gelmek. Becerikli olmak. Her şeye çare bulabilmek.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

 

İngilizce Be full Türkçe anlamı, Be full eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be full ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brims : Kenar. Silme dolu olmak. Şapka siperi. Ağız. Bardak ağzı. Ağzına kadar dolu olmak. Ağız (bardak). Taşma. Şapka kenarı. Siperlik.

Lapse : Zaman geçmek. Kaymak. Kusur etmek. Geçmek. Kullanılmaz durumda olmak. Bir süre için inanç ve prensiplerinden vazgeçmek. Zaman aşımına uğramak. Bitmek. Kaçmak.

Be sated with : Gına gelmek.

Abounds : Çok olmak. Kaynamak. Bollanmak. Çok sayıda bulunmak. Bollaşmak. Bol miktarda bulunmak. Bol olmak.

Clog : Engellemek. Tıkamak. Sıkıntı vermek. Pıhtılaşmak. Nalın. Doldurmak. Kösteklemek. Tıkanmak. Köstek vurmak.

Clogs : Tıkamak. Pıhtılaşmak. Tıkanmak. Sıkıntı vermek. Takunyalar. Engellemek. Doldurmak. Kösteklemek.

Teem : Doğurmak. Cirit atmak. Dökülmek. Boşalmak. Meyve vermek. Kaynamak. Boşanmak. Dökmek. Bol olmak.

Be alive with : Çok miktarda bulunmak. Kaynamak.

Be satisfied : Kanaat etmek. Memnun olmak. Hoşnut olmak. İkna olmak. Memnun kalmak. Yerine getirilmek. Tatmin olmak. Doyuma ulaşmak. Kanmak.

Be full synonyms : be filled with, be packed, bristle, be abundant in, be saturated with, simmer with, crawled, be saturated, congests, bristles, abound, be satiated, clogging, fill, abounded, brim, clogged, congesting, spill over with, be over, crawls, congest, bristled, crawl, fill up, lapses.