Dolmak nedir, Dolmak ne demek
- Dolu duruma gelmek.
- Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek.
- Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek.
- Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek

- Bir yere iyice yayılmak, kaplamak.
- Süre, hesap tamamlanmak.
"Dolmak" ile ilgili cümle
- "Oda sigara dumanı dolmuştu." - S. F. Abasıyanık
- "Kıştan kurtulur kurtulmaz deniz kenarları insanla, sandalla dolar." - S. F. Abasıyanık
- "Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan." - T. Buğra
- "Süresi doldu, emekliye ayrıldı."
Yerel Türkçe anlamı:
Bir şeyin çevresinde dolaşmak.
Dolmak
Diğer sözlük anlamları:
Patlayacak hale gelmek
Dolmak kısaca anlamı, tanımı:
Dolup taşmak : Gereğinden çok olmak, gereğinden çok kaplamak. çok kalabalık olmak.
Dolma : Doldurularak yapılan. Yalan, hile, dalavere. Dolmak işi. Tavuk, kuzu gibi hayvanların veya biber, domates vb. sebzelerin içine pirinç ve başka şeyler doldurularak pişirilen yemek. Üç sigara kâğıdına bolca sarılmış esrar.
Burnuna karıncalar dolmak : Ölmek.
Çilesi dolmak : Üzücü ve sıkıntılı bir durumdan kurtulmak. derviş ve tarikat ehli, sadece dua ve ibadetle geçirmeleri gereken süreyi tamamlayarak çileden çıkmak.
Gözleri dolmak : Ağlayacak kadar duygulanmak.
Günü dolmak : Hamilelikte çocuğun olması gereken süreyi tamamlamak, doldurmak. ömrünü tamamlamak, eceli gelmek. önceden belirlenmiş bir süreyi tamamlamak.
Kafası dolmak : Zihninde çeşitli konular birikmek.
Kulakları dolmak : Aynı şeyi dinlemekten usanmak.
Miadı dolmak : Bir şeyin kullanım süresi bitmek, eskimek.
Pabucuna kum dolmak : Pabucuna taş kaçmak.
Zamanı dolmak : Bir iş için ayrılan süre sona ermek.
Dolu : Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. İçki doldurulmuş bardak. İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Bir duygunun güçlü etkisinde olan. Bir yerde sayıca çok. Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Boş vakti olmayan, meşgul. Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.
Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.
Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.
Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
Olgunlaşmak : İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak. Yazı, düşünce olgun duruma gelmek. Meyve olgun duruma gelmek.
Erginleşmek : Ergin bir duruma gelmek, reşit olmak.
Yayılmak : Koyun, inek vb. otlamak. Hastalık, pek çok kimseye geçmek veya bulaşmak. Genişlemek, büyümek. Serilmek, döşenmek. Genelleşmek. Herkes tarafından duyulmak. Yayma işine konu olmak veya yayma işi yapılmak. Kaynağından çıkan ışık, doğru çizgiler hâlinde türlü yönlere dağılmak. Ayrıntıya girmek, açılmak. Rahat bir biçimde, sere serpe oturmak.
Gelmek : Başlamak, ortaya çıkmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Belli bir süre dolmak. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Akmak. Getirmek. Ulaşmak, varmak. Düşmek, rast gelmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Kadar olmak. Uymak. Türemek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Mal olmak. Uygun düşmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Sonuç çıkmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Ortaya çıkmak, doğmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Çıkmak, yönelmek. Dayanmak, tahammül etmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. İsabet etmek. Biriyle birlikte gitmek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Herhangi bir sırada bulunmak. Olmak, -e uğramak.
Bir : Aynı, benzer. Sadece. Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Tek. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.
İyice : Çok, adamakıllı. İyiye yakın. (iyi'ce) Tamamen. (iyi'ce) Gereği gibi, derinlemesine, ayrıntılarıyla.
Kaplamak : Doldurmak. Doldurmak. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Çepeçevre sarmak, kuşatmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Her yanını örtmek, istila etmek.
Süre : Kur'an'ın yüz on dört bölümünden her biri.
Hesap : Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Alacaklı veya borçlu olma durumu. Tutum, durum, anlayış. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Matematiksel işlem. Aritmetik. Oranlama, tahmin.
Tamamlanmak : Eksiksiz duruma getirilmek, tamam olmak, bütünlenmek. Bitirilmek.
Dolmak ile ilgili Cümleler
- Masanın üzerinde kaç tane dolmakalem var?
- Dolmakalemle yazmayı severim.
- Lütfen bir dolmakalem ile yaz.
Diğer dillerde Dolmak anlamı nedir?
İngilizce'de Dolmak ne demek? : v. fill, be full, swell, clog, congest, lapse, swim
Fransızca'da Dolmak : se garnir, se remplir
Almanca'da Dolmak : v. füllen: sich füllen
Rusça'da Dolmak : v. наполняться, набиваться, заливаться, забиваться, набираться, наливаться, истекать, оглашаться, наполниться, набиться, залиться, набраться, налиться, истеч

Bu kısımda Dolmak nedir? Dolmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Dolmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Dolmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.