Doymak nedir, Doymak ne demek

  • İsteği kalmayıncaya kadar yemek, açlığı kalmamak.
  • Yeter bulmak, kanmak, tatmin olmak
  • Bir gereksinimini yeteri kadar karşılamak.

"Doymak" ile ilgili cümleler

  • "Dünyanın parasını kazandı, hâlâ doymadı."
  • "Ben biraz zeytin, biraz salata, biraz patates, biraz da yemişle doyarım." - B. Felek
  • "Toprak suya doydu."

Yerel Türkçe anlamı:

Duymak, işitmek

Doymak anlamı, tanımı:

Doya doya : Doyasıya.

Doyma : Doymak işi. Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması. Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması, işba. Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması.

Gözü doymak : Çok istenen bir şeyin yeterli miktarı elde edildikten sonra daha çoğunu istememek.

Yemek : Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Yasal yoldan cezalandırılmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Başkasının parasını harcamak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Kandırmak. Isırmak. Birine alacağını vermemek, ödememek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama.

 

Gereksinim : Eksikliği duyulan şey, ihtiyaç.

Yeter : İhtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi. ünl. “Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz.

Karşılamak : Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek. Söylenen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu veya olumsuz bulmak. Boksta karşı oyuncunun yumruklarını savmak. Masrafı ödemek. Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek. Önlemek, durdurmak.

Bulmak : İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. Bir şeyi elde etmek. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Sağlamak, temin etmek. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Seçmek. Cezaya uğramak. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.

Kanmak : Yetinmek, iktifa etmek. Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak. Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak, doymak. Tatlı sözlere aldanmak.

Tatmin : Cinsel isteklerini giderme. İstenen bir şeyin gerçekleşmesini sağlama, gönül doygunluğuna erme, doyum. Doygunluk.

Bir : Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sayıların ilki. Aynı, benzer. Beraber. Bu sayı kadar olan. Bir kez. Tek. Eş, aynı, bir boyda. Ancak, yalnız. Sadece. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

 

Kadar : Gibi. Ölçüsünde, derecesinde. Dek. Denli. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Süre belirten bir söz. Büyüklüğünde, genişliğinde. Miktarda, derecede.

Olmak : Geçmek, tamamlanmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Uymak, tam gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Sarhoş olmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Sürdürmek, yürütmek. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek veya yapılmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Yol açmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Doymak anlamı nedir?

İngilizce'de Doymak ne demek? : v. be sated with

Fransızca'da Doymak : se rassasier, n'avoir plus faim, être rassasié

Almanca'da Doymak : v. überbekommen

Rusça'da Doymak : v. насыщаться, наедаться, пресыщаться, нажираться {разг.}, обжираться {разг.}, ужираться {разг.}, наесться, пресытиться, нажраться {разг.}, обожраться {разг.}, ужраться {разг.}