Fire extinguisher türkçesi Fire extinguisher nedir

  • Yangın söndürme aleti.
  • Yangin söndürücüsü.
  • Yangın söndürme cihazı.
  • Kimya alanında kullanılır.
  • Yanan özdeklerin havayla ilgisini keserek yangınları söndürmeye yarayan araç.
  • Yangın söndürme aygıtı.
  • Yangın söndürücü.
  • Yangın tüpü.

Fire extinguisher ile ilgili cümleler

English: I have bought a new fire extinguisher.
Turkish: Yeni bir yangın söndürücü satın aldım.

English: Ali grabbed a fire extinguisher and started spraying.
Turkish: Ali bir yangın söndürücü kaptı ve püskürtmeye başladı.

English: Get me a fire extinguisher.
Turkish: Bana bir yangın söndürücü satın alın.

English: See if you can find a fire extinguisher.
Turkish: Bir yangın söndürücü bulabilip bulamayacağını görelim.

English: Ali couldn't find a fire extinguisher.
Turkish: Ali bir yangın söndürme cihazı bulamadı.

Fire extinguisher ingilizcede ne demek, Fire extinguisher nerede nasıl kullanılır?

Fire : Ateşlemek. Soru yağmuruna tutmak. İş sözleşmesinin işveren tarafından fesh edilerek işçinin işine son verilmesi. Soruvermek. Ateş. Yakmak. Kovmak. Canlandırmak. Püskürtmek. Isıtmak.

Extinguisher : Yangın söndürme aleti. Küçük yangın söndürücü. Yangın söndürme cihazı. Kül tablası. Şamdan külahı. Söndürücü. Yangın söndürücü. Yangın söndürme aygıtı.

 

Fire extinguisher liquid : Özellikle yangınları söndürmesi için tasarlanmış sıvı. Yangın söndürme sıvısı.

Fire a broadside : Borda ateşi etmek.

Fire a house : Evi yakmak.

Fire a salute : Top atışıyla selamlamak.

İngilizce Fire extinguisher Türkçe anlamı, Fire extinguisher eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fire extinguisher ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aliphatic saturated compounds : Molekülündeki karbonlar arasında tek bağlar bulunan organik bileşikler. örn. propan (. Alifatik doymuş bileşikler.

Activated coal : Aktif kömür. Çözeltilerden renk giderme ya da gaz karışımlarından kimi gazlan ayırma amacıyla yüze yutma özelliği geliştirilmiş kömür. Etkinleştirilmiş kömür. Etkin kömür.

Active passive metal : Özgürce yenime uğrarken potansiyeli, edilginleşme potansiyelinin üzerine yükseltildiği zaman, etkin durumdan edilgin duruma geçen metal ya da alaşım. Etkin-edilgin metal.

Aldehydes : Bir (r) alkil köküne ya da hidrojene bağlanmış, (-cho) formil kökünü taşıyan organik bileşikler. Aldehit. Aldehitler.

Aliphatic compounds : Alifatik bileşikler. Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı. örn.

Alicyclic compounds : Alifatik bileşikler. Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı. örn. Alisiklik bileşik.

Fire tube : Alev borusu.

Extinguisher : Küçük yangın söndürücü. Şamdan külahı. Kül tablası. Söndürücü.

Additive : Katkı maddesi. Katkı. Katılan kimyasal madde. Toplamsal. İlave. Eklenecek. Çoğalan. Bir ürüne, kimyasal ya da fiziksel özelliklerini geliştirmek, kalımlı kılmak, çekici yapmak vb. nedenlerle eklenen özdek. Katılacak.

 

Acidimetry : Bir asitli çözeltiyi, ölçün baz çözeltisiyle tepkimeye sokarak asitlik derecesini belirleme yöntemi. Asidimetre. Asitimetre. Asit ölçme. Asit ölçümü. Asidimetri. Bir asidin etkisinin ölçüldüğü süreç. Asitölçüm.

Fire extinguisher synonyms : acier inoxydable, acid salt, extinguishers, acid radical, sprinklers, additive properties, alcohols, alabaster, alcoholometry, active metals.