Floatiest türkçesi Floatiest nedir

  • Yüzen.
  • Suda batmayan.
  • Yüzebilir.
  • Çok hafif.

Floatiest ingilizcede ne demek, Floatiest nerede nasıl kullanılır?

Floatier : Yüzebilir. Yüzen. Çok hafif. Suda batmayan.

Floating : Durağan olmayan. Yüzme. Hareketli. Yüzey düzleme. Kayan. Gezici. Asma. Değişken. Döner (sermaye). Dalgalanan.

Floating anchor : Yüzer çapa.

Floating assets : Döner sermaye. Dönen varlık. Dönen varlıklar. Cari aktifler.

Floating bridge : Yüzer ayaklı köprü. Gezer köprü. Yüzen cisimlerle desteklenen su üzerindeki köprü (askeri veya diğer) (botlar, sallar, vb.). Dubalı köprü. Yüzer köprü. Yüzen köprü.

Floating capital enterprises : Döner sermayeli işletme. Genel ya da katma bütçeden ayrılan bir başlangıç ödeneğini sermaye olarak kullanıp her yıl elde ettiği karın bir bölümünü sermayesine ekleyerek etkinliklerini sürdüren işletme.

Floating city : Önyapımla kurulan bölümlerden oluşturulup, sonra deniz, ırmak ve göl kıyılarına taşınan, insanların yaşamasına elverişli yerleşim yeri. Yüzer kent. Yüzerkent.

Floating cargo : Denizdeki veya yüzen kargo. Yoldaki yük.

Floating debts : Düzensiz borçlar. Vadeli borçlar. Kısa süre içerisinde ödenebilir borç (senetleri, çekleri, vb içeren.). Berkitilmemiş olmaları nedeniyle sürekli olarak azalıp çoğalan borçlar. Dalgalı borçlar.

 

Floating capital : Dalgalı sermaye. Değişen sermaye. İşletme sermayesi. Mütedavil sermaye. Döner sermaye.

İngilizce Floatiest Türkçe anlamı, Floatiest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Floatiest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Floatable : Suda durabilen. Yüzebilen.

Gossamers : İnce kumaş. Havada uçan ince örümcek ağı. Bürümcük. Çok ince bir tür bürümcük. İncecik şey. Hafif. İnce. Örümcek ağı. Hafif ve incecik.

Supernatant : Süpernatan. Üstelti. Yüzeyde yüzen. Bir süspansiyonun santrafüj edildikten sonra ayrılan ve üstte kalan, çözünmeyen ve tortu oluşturan kısmı, süpernatan. Süzüntü. Santrifüj sonrası üstte kalan sıvı. Süpernatant. Suyun üstünde yüzen. Santrifüjasyon ve presipitasyondan sonra üstte kalan sıvı kısım.

Gossamer : İncecik şey. Bürümcük. Örümcek ağı. Hafif ve incecik. Çok ince bir tür bürümcük. İnce. Havada uçan ince örümcek ağı. İnce kumaş. Çok ince şey.

Featherweights : Tüyağırlık. Sinek siklet. Önemsiz kimse. Tüy gibi hafif kimse. Tüy gibi. Önemsiz. Tüy gibi hafif. Tüy siklet. Tüysıklet.

As light as a feather : Tüy gibi hafif. Tüy gibi. Neredeyse ağırlıksız. Çok az ağırlığı olan. Tüy kadar hafif.

Buoyant : Su yüzeyinde kalan. Yüksek (piyasa). Yüksek. Neşeli. Batmayan. Canlı. Kaygısız. Batmaz. Hareketli.

Very light : Aydınlatma fişeği. Işık işareti. İşaret fişeği.

Floating : Hareketli. Kayan. Dalgalanan. Gezici. Yüzme. Döner (sermaye). Yüzey düzleme. Yüzer. Sabit olmayan. Değişken.

Afloat : Yüzmekte olan. Havada. Gemide. Suda. Yüzer durumda. Yüzerek. Su basmış. Dolaşmakta (söylenti v.s.). Su içinde.

Floatiest synonyms : floaty, featherweight, floater, waterborne, swum, floatier, natant.