Forward market intervention türkçesi Forward market intervention nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Vadeli piyasa müdahaleleri.
  • Merkez bankasının anında teslim fiyatı ve vadeli döviz kurlarının yapısı ile faiz oranlarını etkilemek üzere vadeli döviz piyasasında yaptığı alım ve satım işlemleri.

Forward market intervention ingilizcede ne demek, Forward market intervention nerede nasıl kullanılır?

Forward : Sunmak. Cüretkar. Öne. Göndermek. İleriye yönelik. Yüklemek. Öndeki. İletmek. Gelişmiş. Asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan, akıncı katındaki 5 oyuncudan her biri.

Market : Satak. Satışa çıkarmak. Piyasa. Pazarlamak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Pazar. Alışveriş yapmak. Alıcı ve satıcıların karşılaştığı her türlü ortam. Satmak. Genel olarak alım ve satım işlemlerinin yapıldığı yer.

Intervention : Aracılık etme. Tavassut. Bilgisayar, hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Arada olma. Müdahale. Geçme. Nüfuzunu kullanma. Katılma. Davaya katılma istemi. Girişim.

Forward market : Gelecekte teslim döviz alım ve satımı yapılan piyasa. Vadeli işlemlerin yapıldığı örgütlü piyasa. Vadeli döviz piyasası. Vadeli piyasa. Gelecekte teslim döviz piyasası.

İngilizce Forward market intervention Türkçe anlamı, Forward market intervention eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Forward market intervention ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Forward market intervention synonyms : a change in individual demand, abnormal budget, abnormal budget expenditures, a shift in supply, a pass through certificate, a change in demand.