Fringing türkçesi Fringing nedir

  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Kenarını bastırmak.
  • Saçak takmak.
  • Bk. mercanlar.
  • Kıyı resifi.

Fringing ingilizcede ne demek, Fringing nerede nasıl kullanılır?

Infringing : Çiğnemek. Bozmak. Hakkını yemek. İhlal etmek. İhlal etme. Tecavüz etmek.

Fringilla : İspinoz.

Fringe : Pervaz. Kenar takmak. Saçak. Kenarında bulunmak. Saçak takmak. Kenarını bastırmak. Kenar. Kakül. Perçem. Şerit.

Fringe benefit : İşçi tazminatı. Emeklilik sigortası gibi işçiye ücreti dışında sağlanan herhangi bir şey. Bir çalışanın maaşına ek olarak aldığı kazanç. Ek ücret. Yan fayda. İkincil fayda.

Fringe benefits : Ücret dışı yararlar. Ek olanaklar (şirket arabası veya lojman vb). Maaş veya ücret dışında, çalışanlara sağlanan her türlü hizmet ve olanaklar. Bir işçinin maaşına veya haftalığına ek olarak verilen kazanç (hizmetler, sigorta, tatil, emeklilik planı, vs.). Maaş harici ilave faydalar. Yan hak. Ek ücretler. Maaş dışında verilen haklar. İşte ek olanaklar.

Fringe firms : Egemen firmaların bulunduğu bir piyasada fiyat alıcı durumunda olan küçük firmalar. Kenar firmalar.

Fringed : Püsküllü. Kenarı bastırılmış. Saçaklı. Kenarlı.

Fringelike : Kenara benzeyen. Püsküle benzeyen. Kaküle benzeyen.

Fringeless : Kenarları olmayan. Püskülü olmayan.

 

Fringes : Perçem. Püskül. Saçak. Pervaz. Girişim saçakları. Işığın ya da başka bir dalganın girişimi sonucu ortaya çıkan karanlık ve aydınlık çizgiler.

İngilizce Fringing Türkçe anlamı, Fringing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fringing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Age pyramid : Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge. Yaş piramidi.

Altimetric profile : Büyük ölçekli haritalarda, eşyükselti eğrilerinden yararlanarak, istenilen iki nokta arasında yeryüzü biçimlerini ve içyapısını gösteren yandan görünüş. Kesit.

Afforestation : Orman yetiştirme. Ağaçlandırma. Bir bölgenin ağaçlandırılması. Ormanlaştırma. Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma.

Discovery : Bildirme. İfşaat. Bulunuş. Meydana çıkarma. Bulgu. Keşif. Ortaya çıkarma. Buluş.

Hem : Kenar çekmek. Kenar kıvrımı. Kıvırıp kenarını bastırmak. Dikilmiş kenar. Bastırmak. Hımlamak. Öksürmek. Elbise eteği. Bastırılmış kenar.

Uptake : Geri emilim 2. Çekiş borusu. Anlama. Yükseltme. Kavrayışlı. Çekiş bacası. Kazan borusu. Kavrama borusu. Uyanık.

Thrumming : İplik döküntüsü. Patırdatmak. İplik saçağı. Püskül. Tıngırdatmak. Acemice çalmak. Saçak. Parmaklarıyla trampet çalmak. Saçak yapmak.

Location : Konumlama. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Konum. Gözlemleri bir eksenler dizgesinde yatay ve düşey eksene olan uzaklıklarıyla göreli yerlerine yerleştirme. Dışarıda çevirimler için ayrılmış, geniş, boş, işliğe bitişik ya da başka bir yerde bu işte kullanılan arsa. Bk. bellek yeri. İşlik arsası. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay. Yer.

 

Localisation : (bilgisayar) yazılım yerelleştirme. Belirli bir alan için düzenleme. Bölgesel yapma. Belirli bir bölge ile sınırlandırma. Sınırlama. Bir şeyin yerini belirleme. Yerelleştirme. Yerini tayin etme. Lokal yapma. Belli bir yere yoğunlaşma.

Ageing of the population : Nüfus yaşlanması. Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması.

Fringing synonyms : refutal, agricultural co operative, ingestion, determination, skirts, refutation, alluvial deposit, thrum, abandoned meander, localization, rectification, predetermination, redetermination, resolution, uncovering, falsifying, aluvial coast, aboriginal population, fix, proof, imbibing, skirt, fringe, substantiation, locating, overcasts, abrasion platform, agricultural production, air route, thrummed, gulping, hemmed, potation.