Göve nedir, Göve ne demek

Göve; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gökyüzü.

Yünlü kumaşları ve dokumaları yiyen bir çeşit böcek, güve.

Güya.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Sinop kenti, Boyabat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Göve tanımı, anlamı

Göve gelmek : Dişi hayvan çiftleşmek istemek

Göveç : İçinde yemek pişirilen toprak kap. Toprak tencerede pişirilen yemek. Toprak kapta pişirilen ekmek. Güveç.

Göveçkancası : Göveç kabını fırından çekmek için kullanılan, ucunda demirden iki kanca bulunan araç. (Gerze Sinop).

Göveçlik : Denizli ili, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Göveğen : Sığırlara dadanan zar kanatlı bir çeşit sinek.

Göveği : Damat, güveyi.

Göveğin : Sığırlara dadanan zar kanatlı bir çeşit sinek.

Göveldek : Erik, armut, çam ve benzerleri ağaçların üzerinde asalak olarak yetişen, yaz kış yeşil kalan bir çeşit sarmaşık.

Göveleç : Büyük tahta kova.

Gövelek : Yenilen bir çeşit mantar. Sığırlara dadanan zar kanatlı bir çeşit sinek. Büyük tahta kova. Erik, armut, çam ve benzerleri ağaçların üzerinde asalak olarak yetişen, yaz kış yeşil kalan bir çeşit sarmaşık. [Bakınız: göbelek]. Olmamış, ham meyve. Araba tekerleğinin ortasında dingil başının takıldığı ağaç başlık. [Bakınız: göveleç]. Manda ve sığırların kızgınlık hali. Kelebek. Van ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

 

Göveleme : İki yaşındaki kısır keçi. İlk kez yavrulayacak keçi.

Gövelemek : Hayvan çiftleşmek istemek.

Göveletmek : Hayvanları çiftleştirmek.

Göveleyci : Çiftleşme isteyen dişi sığır.

Gövellenmek : Küsmek.

Gövemeriği : Bir çeşit yabani erik, akdiken.

Göven : Yenilen bir çeşit mantar. Sığırlara dadanan zar kanatlı bir çeşit sinek. Toprağın bitirme kuvveti, biteklik.

Gövenç : Güvenilen şey: Başka hiç bir gelirimiz yok, güvencimiz bu bahçedir.

Gövene : Gök.

Gövenek : Sığırlara dadanan zar kanatlı bir çeşit sinek.

Gövenmek : Bir şeyin olacağına kesin olarak inanmak.

Gövenşe : Sarı uzun ve yumuşak bir çeşit kavun.

Göver : Tohumluk küçük soğan, arpacık soğanı. Su arkı.

Gövercin : Güvercin.

Gövercin göksü : Yemek yapılan bir çeşit ot.

Gövercin gözü : Süpürge yapılan bir çeşit ot.

Gövercin topuğu : Yemek yapılan bir çeşit ot.

Gövercinnik : Güvercinlik, güvercinlerin barındığı yer.

Göverçin : Güvercin.

Göverçin taklası : Çocukların birbirlerinin üzerinden atlayarak oynadıkları bir çeşit oyun.

Göverdim : Yeni dikilen bağın filizlenmesi: Ahmet'in bağının bu sene dördüncü göverdimidir.

Göveren : Sebze ekilen yer. Yeşillik.

Göverenlik : Sebze ekilen yer.

Göverik : Can eriği.

Göverike : Kuka iplik.

Göverilik : Sebze ekilen yer.

Göverte : Yeşillik, bağ, bahçe. Meyvelik.

Gövertme : Kolera hastalığı. Sonbaharda ekilen ekin yeşillenme. Çok sulu ayran.

Gövertmeç : Çok sulu ayran.

Gövesek : Boğa isteyen dişi inek ya da manda.

 

Göveş : Güveç.

Gövet : Doğumda etrafa dağıtılan armağan, hayır: Ayşe kadının çocuğu olmuş, gövet dağıttı mı?.

Göveyen : Sığırlara dadanan zar kanatlı bir çeşit sinek.

Gövez : Gülgillerden muşmulaya benzeyen bir çeşit yemiş, üvez. Koyu kırmızı, vişne çürüğü renk. Gururlu, mağrur kimse.

Gövez rengi : Sarımtırak, kirli kahverengi.

Gövezi : Koyu kırmızı, vişne çürüğü renk. Gök mavisi.

Gövek : Cevizin yeşil kabuğu.

Gövel : Yeşil başlı.

Gövem : Sığırlara dadanan zar kanatlı bir tür sinek.

Gövem eriği : Alıç.

Göveri : Sebze.

Göveriş : Göverme işi.

Göverme : Gövermek işi.

Gövermek : Yeşermek. Morarmak.

Göverti : Sebze. Morartı.

Diğer dillerde Gövdeyi yana bükmek anlamı nedir?

İngilizce'de Gövdeyi yana bükmek ne demek ? : trunk bending sideways