Gayı nedir, Gayı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kaygu, tasa.

Artık, bundan böyle.

Gayrı.

Gayı tanımı, anlamı

Canın gayısına yan : İlenç olarak kullanılır

Gayıg : Kayık biçiminde çinko ya da porselen tabak.

Gayıh : Kayık.

Gayıhcı : Kayıkçı.

Gayıhmah : Şaşırmak: Ahmet meni gayıhdırdı.

Gayıhtas : Kayık biçiminde bakır tas.

Gayık : Kızak. Artık, bundan böyle.

Gayıl : Kabul.

Gayıl gelmek : Razı olmak, yetinmek, kabul etmek.

Gayıl olmak : Razı olmak, yetinmek, kabul etmek.

Gayılamak : Sekerek yürümek.

Gayılı : Çok, yığılı: Geçen sene gayılı zahramız (zahiremiz) varıdı.

Gayılmak : Yığılmak, üstüste binmek.

Gayım : Kırılmaz, sağlam, kuvvetli. Sıkı. Çocukların birbirlerinin üstüne binerek yaptıkları yığın. Arapça kökenli kavi: Sağlam, dayanıklı, güçlü.

Gayım olmak : Eşit olmak.

Gayın : Karının ya da kocanın erkek kardeşi, kayın. Kayın.

Gayın bilader : Kayınbirader.

Gayın tutmak : Emniyete almak, sıkı tutmak.

Gayınbaba : Kayınbaba.

Gayınboba : Kayınbaba.

Gayınçı : Kayınbirader.

Gayındiref : Sabanı boyunduruğa bağlayan ağaç ya da kayış halka.

Gayınmah : Bir yamaçtan aşağı kaymak.

Gayınna : Kayınvalide. Kaynana.

Gayınna dili : Kaynana dili denilen bir çeşit kaktüs.

Gayınta : Kaynata. Kaynata, kayınpeder.

Gayıntı : Büyük yonga.

 

Gayıp : Kayıp.

Gayır : Akarsuların getirdiği ince kum. [Bakınız: gayrak]. İri kum.

Gayır gayır : Bir şeyin çok olduğunu belirtir: Bizim evde karınca gayır gayır.

Gayıran : Dövüşen iki kişiden birini tutan kişi.

Gayırdamak : Kaynaşmak, kıpırdamak.

Gayırmak : Korumak, esirgemek. Yapmak, hazırlamak. Kuşkulanmak, üzülmek. Korumak. Yapmak. Kayırmak, savunmak, korumak. Kayırmak, kollamak, mec. çalmak. Merak etmek, endişelenmek.

Gayırtmak : Döğüşen iki kişiden birinin tarafını tutmak.

Gayıruh : Dövüşen iki kişiden birini tutan.

Gayış : Sabanı boyunduruğa bağlayan ağaç ya da kayış halka. [Bakınız: gayındıref]. Kayış. Kayış, kemer. Boyunduruğu saban okuna bağlamağa yarayan öküz derisinden yapılmış kemer. (Beyağıl Ulukışla Niğde).

Gayış gıran : Çift sürerken sabana takılarak zorluk veren bir ot kökü.

Gayışmah : Bir yamaçtan aşağı kaymak.

Gayıştırma : Çalı çırpıyla yakılan büyük ateş.

Gayıt : Bir işin yapılabilmesi için gerekli olan araç, gereç. Kışlık yiyecek, yakacak hazırlığı, düğün hazırlığı gereçleri. Ekmekle beraber yenen yiyecek. Nesne, şey. İş. Parça.

Gayıt damı : Kiler.

Gayıt evi : Kiler.

Gayıt gamat : Nesne, şey.

Gayıtma : Erişte yemeği.

Gayıtmah : Geri dönüp gelmek.

Gayıtmak : Geri dönüp gelmek. Dönmek. Geri dönmek.

Gayıtsız olmak : Arapça kökenli kayd + T. + sız olmak: Endişesiz olmak, geçim sıkıntısı çekmemek.

Gayızak : Su kenarlarında yetişen, yemeği yapılan bir çeşit ot.

Gış gayıtı : Kışın yemek için hazırlanan yiyecekler.

Guzğun gayışı : Atın eyerinin kuyruk altından geçen kısmı.

Yanlış gayışdamah : Bilir bilmez, yersiz konuşmak.

Diğer dillerde Gaygeriozis anlamı nedir?

İngilizce'de Gaygeriozis ne demek ? : gaigeriosis