Get together türkçesi Get together nedir

Get together ile ilgili cümleler

English: Bill and John like to get together once a month to chat.
Turkish: Bill ve John sohbet etmek için ayda bir kez bir araya gelmekten hoşlanıyorlar.

English: Bill and John like to get together once a month to shoot the breeze.
Turkish: Bill ve John çene çalmak için ayda bir kez bir araya gelmekten hoşlanıyorlar.

English: Ali and his friends love to get together and play music.
Turkish: Ali ve arkadaşları bir araya gelmeyi ve müzik çalmayı seviyor.

English: Bill and John like to get together once a month to talk.
Turkish: Bill ve John konuşmak için ayda bir kez bir araya gelmekten hoşlanıyorlar.

English: Can we get together for lunch?
Turkish: Öğle yemeği için buluşabilir miyiz?

Get together ingilizcede ne demek, Get together nerede nasıl kullanılır?

Get : Açığını bulmak. Kavramak. Duymak. Gidip getirmek. Bulmak. -tirmek. Uymak. İdrak etmek. Gelmek. Etmek.

Together : Beraber. Toplu. Kesintisiz. Aynı anda. Üst üste. Beraberce. Özdenetimli. Sürekli. Biraraya. Birlikte.

Family get together : Ailenin bir araya gelmesi. Aile toplantısı. Tüm ailenin bir araya geldiği sosyal ortam.

 

Get into hot water : Başını belaya sokmak. Sıkıntıya girmek. Başı derde girmek. Belaya bulaşmak.

Get a bad name : Adı çıkmak. Adı karalanmak.

Get a bang on : Bedenine darbe yemek.

Get a ball out of something : Büyük zevk almak. Eğlenmek (ile).

İngilizce Get together Türkçe anlamı, Get together eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get together ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Assents : Onay. Rıza. Razı olmak. Tasvip etmek. Onaylamak. Kabul etmek. Uzlaşmak. Onamak. Kabul.

Collects : Bir araya getirmek. Koleksiyon yapmak. Tahsil etmek. Dercetmek. Anlamak. Dermek. İstif etmek. Uğrayıp almak.

Agglomerates : Toplama. Bir araya toplamak. Bir araya getirmek. Yığma. Yığışma. Yığmak. Yığılmak.

Assemble : Toplaşmak. Monte etmek. Çevirmek (program). Bir araya koymak. Bir araya toplamak. Takmak. Toplantı yapmak.

Agglomerate : Yığmak. Yanardağın püsküren özeğinden fırlatılmış ya da köşeli lav ve komşu tortul parçalarından bileşik, genel olarak koni üzerinde ya da yakınlarında bulunan çimentolanmış kayaç. Bir araya getirmek. Yığılmış. Yığılmak. Aglomera. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Toplama. Toplanmış.

Date : Bayatlamak. İle flört etmek. Eskiden kalmak. Eski bir tarihten geliyor olmak. Randevu. Eskimek. Flört etmek. Uzay, tarih alanlarında kullanılır. İle çıkmak.

Congregate : Birleştirmek. Birleşmek. Bir araya getirmek. İçtima etmek. Toplu. Toplantı yapmak. Birikmek.

Assembles : Montaj yapmak. Parçaları birleştirmek. Toplaşmak. Monte etmek. Çevirmek (bilgisayar). Takmak. Çevirmek. Bir araya koymak.

Touch base : Bir insanla temasa geçmek. Konuşmak. Bağlantı kurmak. Görüşmek. İletişimi koparmamak.

 

Get together synonyms : collect in, make a bargain, meet, add up, cumulating, agglomerating, add, cluster, agglomerated, come to an agreement, adding up, calling together, coalesces, close the deal, clustered, backed up, meet up, accumulate, aggregates, assent, congregates, close a deal, drift, add together, amasses, cumulated, enter into an agreement, coalescing, call together, met, accumulating, bunch, come to an arrangement.