Giri nedir, Giri ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Geri taraf, kıç.
Geri.
Giri ile ilgili Cümleler
- Geçen hafta evimize zorla girildi ama bir şey alınmamış gibi görünüyor.
- Babasından kalan servetin altından girip üstünden çıkmıştı.
- Polemiğe girdiği genç kuşak yazarların soluksuzluğunu yoksulluk yılları ürünü olmalarına bağlamıştı.
- Giriş ücretsiz ama bağış kabul edilir.
- Kendilerine acındırmak için yalandan kavgaya tutuşup birbirlerinin saçlarını başlarını yoldular. Yüzlerini kanattılar.
- Mahmut Bey'in adamlarını kendi taraflarına çekmek için her türlü girişimde bulunmuşlardı.
- Onun yanımızdaki eve girip çıktığını görürdük.
- Ulan, ağzını topla! Şimdi ağzından girer, burnundan çıkarım!
- ... pazarlığa girişmez, müşterileri ne verirse alırdı.
- Giriş ücreti yok.
- Polislerle başı hep derde giriyordu.
- Bu ekim ayında 30 yaşına giriyorum.
- Girişini istiyoruz.
- O, köylülerin ağzından girip burnundan çıkmayı mükemmel becerir.
- Bir er gördüm ki bir güzele giriftar olmuştu.
- Giriş ücreti saat 2.30'dan sonra yarı fiyatına.
- "Bu ne dükkanı?" "İçeri girip bir göz atmalı mıyız?" "Tamam."
- Biletler genel giriş için 30 dolar ve öğrencilerle yaşlılar için 20 dolardır.
- Bütün girişimlerimiz başarısız oldu.
- Girilmez.
- Girişini istiyorum.
- Tom'un girişi reddedildi.
- Fakat bütün bu sözler benim bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkıyordu.
Giri hakkında bilgiler
Giri 義理) taşınması çok ağır yük, görev demektir. Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır. Geleneklerine bağlılıklarıyla tanınan Japonlar için giri, ömür boyu taşınacak bir acıyla eşanlamlıdır. Sydney Pollack'ın Yakuza filminin ana temasını da bu gelenekçi yapı oluşturmuştur. 1974 yılında vizyona giren filmde Harry Kilmer (Robert Mitchum), kızkardeşi Eiko ile beraberliğini hiç onaylamayan Tanaka Ken'in (Takakura Ken) hayatı pahasına kendisine yardım etmesini sağlayan giri anlayışını, Tanaka'nın aslında Eiko'nun ağabeyi değil de kocası olduğunu anladığı zaman anlamlandıracak ve Tanaka'dan af dilemek için küçük parmağını kesecektir.
Giri ile ilgili Atasözü veya Deyim
abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır : görmemiş kimse rastlantı sonucunda layık olmadığı bir duruma kavuştuğunda, bu durum kendisinin gerçekten hakkıymış gibi aptalca böbürlenir anlamında kullanılan bir söz.
ağzından girip burnundan çıkmak : türlü yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek, kandırmak iyice dövmek.
altından girip üstünden çıkmak : malı, parayı düşüncesizce harcayıp tüketmek ne yapıp edip istediğini yaptırmak halletmek karıştırmak.
bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak : söylenen söze önem vermemek.
etle tırnak arasına girilmez : aile anlaşmazlıklarında bir yanı tutmak doğru değildir anlamında kullanılan bir söz.
giriftar olmak : yakalanmak, tutulmak.
girip çıkmak : bir yere kısa süre kalmak üzere uğramak bir yere sık sık gelmek.
girişimde bulunmak : davranmak, teşebbüs etmek.
her boyaya girip çıkmak : çeşitli işlerde kısa süre de olsa çalışmış olmak.
itle çuvala girilmez : edepsiz ve saldırgan bir kimse ile bir konu üzerinde tartışmak ve kavgaya tutuşmak doğru değildir anlamında kullanılan bir söz.
kavgaya girişmek (veya tutuşmak) : kavgaya başlamak.
keseye danış, pazarlığa sonra giriş : ödeyecek paranız yoksa bir şey satın almaya girişmeyin anlamında kullanılan bir söz.
pazarlığa girişmek : pazarlık yapmaya başlamak.
polemiğe girmek (veya girişmek) : siyasi, bilimsel veya edebi konularda sert tartışmalar yapmak.
tekme tokat girişmek : dayak atmak.
Giri kısaca anlamı, tanımı
Altın giriş çıkış birimi : Altınla işlemi kabullenen iki devlet arasındaki tecim olaylarında yabancı ülke üzerine düzenlenen ve o yerde ödenecek ödekler satın alınarak altın gönderilmesinin daha ucuz olduğu haller
Ana giriş : Seyir yerine büyük giriş kapısı.
Ayrımcı giriş kısıntıları : Ülkeler ya da yurda sokulacak mallar arasında ayrım doğuracak biçimde uygulanan giriş sınırlaması.
Birleşik girişim : Bir iş yürütmek üzere kurulan ortak girişim.
Çevrime giriş hızı : Dönüş hızına bağlı olarak çalışan bir düzenleyici ya da benzer bir aygıtın etkin olmaya başladığı hız.
Demetli girişimölçer : Alınan, ışığın girişiminden yararlanarak yıldazların görünür çaplarını ölçen aygıt.
Geçici giriş : Malların, geçici kabul düzeninden yararlanılarak yurda sokulması.
Gerçek zamanlı giriş : Bir veri işlem dizgesince, dış koşulların belirlediği anlarda ya da zaman aralıklarında alınan giriş verisi.
Gırtlak girişi : Kavum faringisle kavum laringisi birleştiren geçit, aditus laringis.
Giri sentrifugales : Geviş getirenlerde kalın bağırsakların flexura centralisten sonra iki kez merkezden çevreye doğru yaptığı kıvrım.
Giri sentripetales : Geviş getirenlerde kalın bağırsakların flexura centralisten önce iki kez çevreden merkeze doğru yaptığı kıvrım.
Giri serebri : Beyin yarım kürelerinin üzerinde görülen kıvrımlı kabartılar.
Giriertesi : Gerdek gününe rastlayan pazartesi.
Girif : Su arkı, kanal.
Girifteri : Bulgur, soğan ve dövülmüş etle yapılan ızgara köfte. Orak.
Giriftiri : Orak.
Girik : İp takılan eğri ağaç.
Giril ümük : Yemek borusu: Davarın ümüğünü kediye alıver.
Girilebilme : Girilebilmek işi.
Girilebilmek : Girilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Girilik : Düğün elbisesi.
Girim beş : Yirmi beş.
Girim katsayısı : Bir sıvının, ıslattığı bir katı içine sızımının ölçüsü. Bir çekirdek tepkileşiminde gelen parçacığın çekirdeksel erkilden geçebilme olasılığı.
Girimölçer : Yogruk katıların sertliğini ölçmeye yarayan aygıt. X-ışınlarının sertliğini ölçen aygıt.
Girin : Bulut.
Girinci : İki ile yedi yaş arasındaki erkek deve. Deve yavrusu. Bir ile üç yaşında kısrak. Bir yaşında dişi beygir. Kiracı. Kayseri şehrinde, Akkışla belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Girindi : Ne idiği belirsiz.
Girindü : Göçmen.
Girine : Buluta girme.
Girinim : Bir özdeğe, ısıl ya da mekanik dış etkilemeyle girme olayı.
Girinim derinliği : Sertlik ölçme işlemi sonucu, sertliği ölçülen metal yüzey üzerinde oluşan çukurizin derinliği.
Girinimli kırılma deneyi : Çeliklerin sertleşebilmelerini ölçmek için uygulanan özel bir kırılma deneyi.
Girinmeğ : Giyinmek.
Girinmek : Yükü sırta almak, yüklenmek.
Girinoğlan : Çorum kenti, Osmancık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Girinti çıkıntı : Bir çubukçizimde sıra ya da dikeç uçlarının oluşturduğu ve ilgili değişkenin çeşitli seçeneklerine göre değişmelerini gösteren iniş-çıkışlar, bk. çizim, çizimleme.
Girintili çıkıntılı kıyı : Dışgüçlerle yeterince işlenmemiş, asal durumu bozulmamış genç bir kıyı türü.
Girinus : Böcekler (Insecta) sınıfının, kın kanatlılar (Coleoptera) takımından 1 cm kadar uzunlukta, durgun suların yüzeyinde gruplar hâlinde yaşayan, yırtıcı türleri olan bir eklem bacaklı cinsi. (Gyrinus) Böcekler (İnsecta) sınıfının kınkanatlılar (Coleoptera) takımdan bir eklembacaklı cinsi. Uzunluğu 1 cm kadardır. Durgun suların yüzeyinde gruplar halinde yaşarlar. Yırtıcıdır.
Girirmek : Girdirmek, sokmak, idhâl etmek.
Giriş bildirgesi : Ülkeye kesin olarak giren malların, giriş gümrük işlemleri için kullanılan basılı bildirge, a. bk. bildirge.
Giriş çekimi : Sonradan daha yakın çekimler yardımıyla ayrıntıları gösterilecek olan bir yerin çeşitli bölümleriyle bağlantıyı kurmak üzere, bir görünçlüğün başında kullanılan toplu çekim.
Giriş çıkış : Bir giriş ya da çıkış süreci ile ilgili aygıt, süreç ya da oluğa değgin, örn. giriş-çıkış verisi, giriş-çıkış imi, giriş-çıkış ucu.
Giriş çıkış aygıtları : Bir bilgisayar dizgesinin giriş verilerini (girdileri) okumak ya da çıkış verilerini (çıktıları) yazmak üzere çevre birimleri olarak kullandığı elektrik, mekanik, optik ve benzerleri ilkelerle işleyen donanım birimleri, bk. çevre donanımı.
Giriş çıkış belgesi : Sınır bölgelerindeki yer parçalarına erkinlikle girip çıkabilmek için kişilere verilen belge. Yurt sınırı dışında tarlası, bahçesi olan kişilere buralara erkinlikle gidip gelenleri için verilen belge.
Giriş çıkış gönderimi : Bir çevre birimi ile o çevre biriminden daha ortadaki bir donanım birimi arasında veri gönderim süreci.
Giriş çıkış güdüm dizgesi : Giriş-çıkış donanımı üzerinde yapılan işlemlerin yönetimini sağlayan işletim dizgesi bölümü.
Giriş çıkış oluğu : [Bakınız: oluk].
Giriş çıkışlı fırın : [Bakınız: yığımlı fırın].
Giriş deliği : Kent lağımına girilen ağız.
Giriş engelleri : Firmaların bir endüstri veya piyasaya girişini zor ve maliyetli hale getiren her türlü unsur.
Giriş fiyatı : Mal farklılaştırmasının olmadığı ve istemin esnek olduğu koşullarda satış hacmini artırmak için mala uygulanan düşük fiyat.
Giriş hecesi : Tiyatro konuşmasında bir tümcenin ya da sözcüğün ilk hecesi.
Giriş kesimi : Oyunun eylemi başlamadan önce serimi ya da açıklamaları kapsayan kesim. bk. prologos.
Giriş kısıntıları : İnsan, hayvan ve ürünlerin hastalıklardan korunması, mali ve ekonomik zorunluluklar ya da güvenlik gibi nedenlerle, kimi malların yurda girişine, miktar ve değer bakımından konan kısıtlama.
Giriş kuralı : Öncülleri bir mantıksal değişmezi kapsamayıp sonucu bu değişmezi kapsayan çıkarım kuralı. Eklemlerin giriş kuralları şöyledir: tikel niceleyicinin giriş kuralı, tümel niceleyicinin giriş kuralı, olanaklılık giriş kuralı.
Giriş limanı : Dışalım mallarının ya da yurtdışından gelen yerli, yabancı kişilerin ülkeye girişlerinde gümrük işlemlerinin yapıldığı hava ve deniz limanı.
Giriş malı : Yabancı ülkelerden getirtilip giriş vergileri ödenerek ya da bağışıklıktan yararlanarak yurda sokulmuş olan mal.
Giriş müziği : Oyunun başladığını belirten ve girişi sağlayan müzik parçası.
Giriş payı : Mal girişi için saptanan pay.
Giriş salonu : Bir tiyatro yapısında, seyir yerine girmeden önce yer alan salon.
Giriş serbestliği : Firmaların bir endüstri veya piyasaya girişinde herhangi bir engelle karşılaşmaması.
Giriş sıcaklığı : Yakıt ya da ısıtıcı olarak kullanılan gazların, fırına girişindeki sıcaklığı.
Giriş sınavı : Birtakım orta dereceli okullar ile yüksek okul ve üniversitelere girmek isteyen öğrencilerin yetişme durumlarını, yetenek ve anıklıklarını saptamak amacıyla düzenlenen yazılı, sözlü ya da hem yazılı hem sözlü sınav. Herhangi bir tiyatroda oyuncu olarak çalışmak üzere yapılan sınav, ya da tiyatro okuluna oyuncu olmak için yapılan seçme sınavı.
Giriş vergileri : Malın ülkeye girişinde ya da girişi dolayısıyle alınan gümrük vergileri, tüm vergi, harç ve benzeri yükümlülükler. (Yapılan iş ile ölçülü ve kısıtlı ücretler, giderler bu terimin dışında kalırlar. Yükleme boşaltma ve ardiye ücretleri, hamal ücretleri vb.).
Giriş vergisi : Bir ülkeye giren mallardan alınan vergi. bk. gümrük vergisi, çıkış vergisi. Bir yerleşim birimine giren kişi ya da mallardan yerel idarelerce alınmış, Anadoluda ayakbastı parası ve oktruva olarak da bilinen vergi. Büyük kentlere giren bazı mallardan belediyelerce eskiden alınan vergi.
Giriş yasağı : İnsan, hayvan ve ürünlerin hastalıklardan korunması, mali ve ekonomik zorunluklar ya da güvenlik gibi nedenlerle, kimi malların yurda sokulmalarına konan yasak.
Giriş yolcusu : Yabancı ülkelerden gelen ve yurda giriş gümrük işlemi yapılan ya da yapılacak olan yolcu.
Giriş yüzü : Bir tiyatro yapısının giriş yüzü.
Girişebilme : Girişebilmek işi.
Girişebilmek : Girişme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Girişgin : Sokulgan, becerikli, girgin kişi.
Girişim açınığı : Türkçede olduğu gibi kelimelerin başında bulunan bazı abanıklardan veya abanık öbeklerinden önce getirilen açınık. İskele, İstasyon, Üsküdar, İlimon, irecep'teki baştalık açınıklar gibi.
Girişim aracı : Yakın çiftlerin açısal uzaklığını, yıldızların çapını girişim yoluyla ölçen optik araç.
Girişim bölgesi : Hükümetin vergi indirimi, düşük faizli kredi gibi teşviklerle yatırım ve istihdamı artırarak kalkındırmaya çalıştığı alan. karşılığı serbest bölge.
Girişim renkleri : Eşyönsüz kristallerde nikollerin haclanması ile görülen renkler. (Nikol esas kesitlerinin, birbirleriyle çakışmadıkları durumlarda görülen bu renkler, eşyönsüz kristalin çift kırıcılığına ve kesitinin kalınlığına bağlıdır.).
Girişim saçakları : Işığın ya da başka bir dalganın girişimi sonucu ortaya çıkan karanlık ve aydınlık çizgiler.
Girişim spektrumu : Çok ince bir filimdeki gibi, ışığın girişiminden sonuçlanan bir spektrum.
Girişimii süzgeç : Girişimden yararlanarak belirli dalga boyu aralığında ışığı geçiren ışık süzgeci (renkli cam).
Girişimler : Bir analizin dayandığı sinyale etki eden türler.
Girişkin : Girişken.
Girişkinlik : Girişkenlik.
Giriştirmek : Düzenlenmiş iki ya da daha çok altkümeden oluşan bir öğeler kümesinin düzenini, her biri başlangıçtaki altkümelerin her birinden gelen genellikle birer, kimileyin daha çok öğe içeren bir ya da bir çok altküme oluşturmak üzere değiştirmek. Elde edilen altkümelerin düzenleme ölçütü başlangıçtaki altkümelerinkiyle özdeş olmak zorunda değildir.
Girit : Kuru incir. Sivas ilinde, Zara ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Giriverme : Girivermek işi.
Girivermek : Ansızın veya çabucak girmek.
Giriz : Kanalizasyon. (Ortaoyunu): Ortaoyunu'nda oyun karşılığında kullanılan terim. "Oyun" karşılığında kullanılan terim.
Girizan : [Bakınız: Gürizan].
Girizgah : Bir başka söze yol açmak için söylenen söz, girişlik.
Girizme : Ormandan açılan tarla.
Girme girift : Saraç bizi ile yapılan özel bir dikiş.
Göğüs girişi : Göğüs kemiği, birinci kaburgalar ve ilk sırt omuru tarafından sınırlandırılan kısım, apertura torasis kranyalis.
Güvenceli işe giriş bildirgesi : İşe alınan güvenceli için işverence düzenlenerek toplumsal güvenceler kurumuna gönderilen bildirge.
Kamu tutumsal girişimi : Ödenmiş anamalının yarısından çoğu kamu tüzel kişilerince sağlanmış olan kurumlar ile kurumların ödenmiş anamalının yarısından çoğunun sağlanmış oldukları diğer kurumlar ve yukarda sayılanlardan olmamakla birlikte kendilerine bazı kamu yetki ve görevleri verilmiş olup açık özellikleri bu kamu görevlerini yürütmek olan ve kamu kurumu niteliğindeki uğraşı kuruluşlarından olmayan özel yasalara bağlı kurumlar.
Karbon girinimi : [Bakınız: doku kalınlığı].
Karın boşluğuna kaburga yanından girilmesi : Son kaburgaya paralel bir kesi yapılarak karın boşluğuna girilmesi, parakostal laparotomi.
Karın boşluğuna orta hattan girilmesi : Karın çizgisinden bir kesi yapılarak karın boşluğuna girilmesi, mediyal laparotomi.
Kasıtlı giriş engelleri : Aksak rekabet piyasalarında firmaların sınır limit fiyat uygulaması gibi bilinçli olarak seçtikleri yöntemlerle yeni firmaların piyasa girişini engellemesi.
Kasıtsız giriş engeli : Aksak rekabet piyasalarında ürün farklılaştırması, ölçek ekonomileri, maliyet üstünlüğü gibi kendi yapısal özelliklerinden kaynaklanan giriş engelleri.
Kesin giriş : Malın, gümrük vergisi ödenerek ya da kesin bağışıklıktan yararlanılarak yurda sokulması.
Kişisel girişim : Sorumluluğu sonucu ve yönetimi tek kişiye ilişkin olan girişim.
Leğen girişi : Üstte kuyruk sokumu kemiğinin ön alt yüzü, altta çatı kemiğinin ön üst yüzü, yanlardan iliumların korpuslarının biçimlendirdiği doğum kanalının girişi, leğen boşluğunun giriş yeri, apertura pelvis kranyalis.
Mal giriş çıkışı : Bir ülkeye ilişkin mal girişi ve çıkışı.
Mal girişi : Dış ülkelerden yurda girişi yapılan mallar, a. bk. giriş. Belli bir sürede yurda giren malların toplamı.
Ortak girişim : İki veya daha çok tüzel kişiliğin özellikle riskli ve yüksek teknoloji gerektiren yatırım projelerini gerçekleştirmek amacıyla yeni bir şirket kurmaları. karşılığı birliktelik. Birden fazla işletme tarafından bir üretim için birlikte çalışılması.
Riketsiya girişim olgusu : Düşük virülensli riketsiya etkenlerinin yüksek dozda enjeksiyonuyla yüksek virülensli hâle gelmeleri.
Serbest giriş kartı : İlgililere ücretsiz olarak verilen tiyatroya giriş kartı.
Seyirci girişi : Seyircinin seyir yerine giriş kapısı.
Soğutmaç giriş borusu : Motor gövdesinden çıkan suyu soğutmaca ileten esnek boru.
Spektral girişim : Bir atomik soğurma çizgisini, alevde oluşan türlerin genişletmesi; üst üste binmiş çizgilerden kaynaklanan girişim daha seyrek görülür.
Su ürünleri girişimcisi : Su ürünleri yetiştiricilik tesisi kurmak isteyen, kuran ve işleten gerçek ve tüzel kişilik, su ürünleri müteşebbisi, su ürünleri yatırımcısı.
Suya girinmek : Suya girmek, yıkanmak: Bugün hava sıcak, çayda suya girinelim. Yıkanmak.
Sütunlu giriş : (Mimarlık) Bir yapı yüzünde üstü kubbeli ya da çatı ile örtülü, kemerlemeli giriş yeri. a. bk. son cemaat yeri, peristilyum.
Tecim girişimi : Türlü biçimde ekonomik çalışmayı amaç edinen tüzel kişilik.
Televizyon girişi : Bazı almaçlarda mıknatıslı görüntü aygıtı ya da kapalı yayında televizyon alıcısından gelen kablonun bağlandığı yuva.
Ticari girişim : Mal ve hizmetleri sağlamaya yönelik ticari, mali ve sınai boyutları olan her türlü etkinlik.
Tomruk girimi : Sıcak işlemeden önce bir çukur fırına yerleştirilen tomrukların, sayısı ya da ton olarak ağırlığı.
Topla giriş : Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı.
Topsuz giriş : Kendisinde top bulunmayan bir oyuncunun, pas alacak gibi bir aldatma ile karşı çembere doğru hızla koşması.
Tümce girişi : Tümce bütünleme yordamında, gerisi yanıtlayıcı tarafından doldurulacak bir ya da bir kaç sözcükten oluşmuş giriş.
Ücretsiz giriş belgesi : İlgililere ücretsiz olarak verilen tiyatroya giriş hakkını sağlayan belge.
Üreme sezonuna giriş çıkış : Kısrak ve aygırda cinsel aktivite değişimleri. Üreme mevsimine girme ve çıkmada görülen fizyolojik değişimlerin tümü.
Yapı girişimi : Yapı yapmak amacıyla kurulmuş ortaklık, birleşke ya da bireysel örgüt.
Yarışıma girişme : Aynı tür malı karşıtından daha çok satabilmek amacıyla çeşitli başvurularda bulunma.
Yeniden girilir izlence : Bilgisayar ana belleğindeki amaç izlencenin birçok kullanıcının tanımladığı görevler için eşzamanlı olarak işletilebilme özelliği.
Yeniden giriş : [Bakınız: geri gelen mal].
Yurda giriş izin belgesi : Belçika ve İspanya'da kullanılan ve yabancı ülkeden belge alındığını gösteren geçici belge.
Yüz giri itmek : Geri dönmek, geri döndürmek.
Girift : Birbirinin içine girip karışmış, girişik, çapraşık. Güzel yazı sanatında boş yer bırakmayacak biçimde iç içe istif edilmiş (yazı). Klasik Türk müziğinde kullanılmış, neye benzer bir çalgı.
Girift tezyinat : Girişik bezeme.
Giriftar : Tutulmuş, yakalanmış.
Giriftlik : Girift olma durumu, girişiklik.
Giriftzen : Girift çalan kimse.
Giriliş : Girilme işi.
Girilme : Girilmek işi.
Girilmek : Girme işi yapılmak.
Girim : Girme işi.
Girimlik : Bir yere girmek hakkını gösteren kâğıt, giriş kartı, duhuliye kartı.
Girinti : Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm.
Girintili : Girintisi olan.
Girintili çıkıntılı : Düz veya düzgün olmayıp girinti ve çıkıntıları olan.
Girintisiz : Girintisi olmayan.
Girintisiz çıkıntısız : Girintisi çıkıntısı olmayan, düzgün, dümdüz.
Giriş : Girme işi. Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser. Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal. Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal. Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm. Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre.
Giriş işlemi : Otelde kalınacak odanın, uçakta oturulacak yerin belirlenmesi.
Giriş kapısı : Yapılarda içeri girmek için kullanılan kapı.
Giriş kartı : Bir kuruluşa, bir toplantıya veya bir spor karşılaşmasına serbestçe girebilme olanağı sağlayan belge.
Giriş katı : Toprak düzeyinde olan kat, yer katı, zemin katı.
Giriş ücreti : Tiyatro, sinema, stadyum vb. yerlere girmek için ödenen ücret, girmelik, duhuliye.
Girişik : Girift.
Girişik bezeme : Kıvrılarak, birbirinin içine geçerek uzayıp giden, yapraklı dalları andıran geometrik görünüşte birtakım biçimlerden oluşmuş bezeme çizgileri, girift tezyinat, arabesk.
Girişik cümle : Bir temel cümle ile bir veya birkaç fiilimsiden kurulan cümle, girişik tümce: Koşarak geldi. Öğrenciler sabahleyin koşa koşa okula gidiyorlardı gibi.
Girişik tamlama : İçinde tümleç, sıfat tamlaması veya zarf bulunan tamlama: Ali'nin eve gelmesi gibi.
Girişik tümce : Girişik cümle.
Girişilme : Girişilmek işi.
Girişilmek : Girişme işi yapılmak.
Girişim : Bir işe girişme, teşebbüs. İki veya daha çok dalga hareketinin, aynı noktaya aynı anda gelmesiyle birbirini yok edebilmesi veya kuvvetlendirebilmesi olayı.
Girişim ölçme : İki veya daha fazla dalga hareketini ölçme işi, interferometri.
Girişimci : Üretim için bir işe girişen, kalkışan kimse, müteşebbis. Ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse, müteşebbis.
Girişimcilik : Girişimci olma durumu.
Girişimölçer : Işık girişim saçaklarını uzaktan ölçmeye yarayan araç, interferometre.
Girişimsel : Girişimle ilgili. Kapalı olan damarları açmak, sten takmak vb. tedavilerde iğne ile yapılmış olan işlem biçimi.
Girişken : Kendi kendine iş, uğraş yaratabilen, bir işe çekinmeden girebilen, başkalarıyla kolayca ilişki kurabilen, girişkin.
Girişkenlik : Girişken olma durumu, girişkinlik.
Girişlik : Girizgâh.
Girişme : Girişmek işi, teşebbüs.
Girişmek : Bir işi ele almak. Kalkışmak. Başlamak. Birbirine karışmak. Dövmek. Kavgaya tutuşmak.
Girit kekiği : Girit Adası'nda yetişen, beyaz tüylü, pembe çiçekli ve çok yıllık bir bitki (Origanum dictamnus).
Giritli : Girit adası halkından olan kimse.
Özel girişim : Özel sektör.
Özel girişimci : Özel girişimcilik yanlısı kimse veya görüş.
Özel girişimcilik : Ekonomik alanda özel girişimi tercih etme.
Diğer dillerde Girdi çıktı çözümlemesi anlamı nedir?
İngilizce'de Girdi çıktı çözümlemesi ne demek ? : input-output analysis

Bu kısımda Giri nedir? Giri ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Giri tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Giri hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.