Glandular türkçesi Glandular nedir

  • Bezel.
  • Glanduler.
  • Beze gibi.
  • Glandüler.
  • Gudde gibi.
  • Salgı bezli; ucunda salgı bezi bulunan tüyler.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Salgı bezli.

Glandular ingilizcede ne demek, Glandular nerede nasıl kullanılır?

Glandular disease : Gudde hastalığı.

Glandular epithelium : Kandan aldıkları bazı temel maddeleri kullanarak oluşturdukları salgı maddelerini depolayan ya da salgılayan, çok köşeli, kübik ya da silindirik hücre ya da hücrelerden oluşan epitel. iç salgı bezleri (endokrin) ve dış salgı bezleri (ekzokrin) olmak üzere iki kısma ayrılır. Bez epiteli.

Glandular fever : Öpüşme hastalığı.

Glandularis : Beze ait, bezle ilgili olan. Glandularis.

Glandularly : Beze üzerinden. Beze gibi. Beze aracılığı ile. Beze yolu ile.

Glandula bulbourethralis : Üretranın pelvisten çıkış kısmı üzerinde bir çift olarak yerleşmiş, ejakulasyondan önceki salgılarıyla üretrayı temizleyen erkek üreme eklenti bezlerinden en geride olanı, cowper bezi, glandula bulboüretralis. bu bez et yiyenlerden sadece kedide vardır. Bulboüretral bez. Cowper bezi.

Glandula composita : Birleşik bezler. Çok hücreli dış salgı bezlerinin ortak bir ana boşaltıcı kanalını içeren bezleri. çok sayıda korpus glandule adı verilen üniteleri biçimlendirir.

Glandula holocrina : Bez epitel hücrelerinin salgılarını dışarı verdikleri üç biçimden biri. hücre sitoplazmasının tümü salgı maddesiyle dolu olarak dışarı verilen bu salgılama deride bulunan yağ bezlerinde ve ovaryumdan atılan ovositle testisten atılan spermiyumlarda görülür. Holokrin salgılama.

 

Glandula mammaria : Süt bezi. Meme bezi. Corpus mammae’deki meme parenkimini oluşturan ve süt yapan bezler, glandula mammaria, glandula laktifera, süt bezi. Glandula mammarya.

Glandula exocrina : Ekzokrin bezler. Dış salgı bezleri.

İngilizce Glandular Türkçe anlamı, Glandular eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glandular ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adenoid : Aden. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Boğaz bölgesindeki bademcikler. boğaz bademciklerine ait olan. beze benzeyen veya onu andıran. Geniz eti. Adenoid. Bezelerle ilgili. Adenoid-bazal hücreli karsinom. Adenoit. Lenf bezi.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Borudişli. Karınca yiyen. Yerdomuzu.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

 

Glandlike : Salgı organı gibi. Bezeye benzeyen.

Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Glandular synonyms : a site, glandularly, aardvarks, abiotic factor, a cells, aardwolf, a protein, adenose, acacia, abiotic environment.

Glandular ingilizce tanımı, definition of Glandular

Glandular kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Pertaining to glands. Consisting of glands. Containing or supporting glands.