Goos türkçesi Goos nedir

  • Küresel okyanus gözlem sistemi.
  • Tutkal gibi yapışkan olan.
  • Yapışkan madde.
  • Dünya çapındaki okyanusların durumunu ve geleceğini anlamak için aralarında bilgi ve plan değişimi yapan uluslararası oşinografik gözlemci ve araştırmacılar ortaklığı.

Goos ile ilgili cümleler

English: A goose is a water bird.
Turkish: Kaz bir su kuşudur.

English: It was a wild goose chase.
Turkish: O, vahşi bir kaz avıydı.

English: I think it's a wild goose chase.
Turkish: Sanırım bu bir zaman kaybı.

English: I aimed at a sparrow, but shot down a goose.
Turkish: Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz.

English: I've got goose bumps.
Turkish: Tüylerim diken diken oldu.

Goos ingilizcede ne demek, Goos nerede nasıl kullanılır?

Snow goos : Kuşlar (aves) sınıfının, kazlar (anseriformes) takımının, ördekgiller (anatidae). familyasından, uçma tüyleri mavimsi kül rengi, diğer tüyleri beyaz olan bir tür. Kar kazı.

Goosander : Testeregagalı ördek. Kuşlar (aves) sınıfının, kazlar (anseriformes) takımının, ördekgiller (anatidae) familyasından, kuzey amerika, kuzey avrupa ve asya'da yaşayan, 70 cm kadar uzunlukta, kara, kül renginde, ayakları ve gagası kırmızı bir tür. büyük testere gagalı ördek, testereburun, tarak dişli ördek. Büyük tarakdiş.

 

Goose : Kaz. Anserinae alt familyasını oluşturan, iri beyaz veya boz, tüylü, ayakları perdeli kuş türleri. Parmaklamak. Kaz kafalı. Mankafa. Ahmak. Pandik atmak. Motoru yakıtla beslemek. Aptal. Parmak atmak.

Goose egg : Hiçbir şey. Kaz yumurtası. Hiç. Bir hiç olan kimse. Sıfır.

Goose fattening : Kaz besisi. Kaz besiciliği. Kazları kesmek için besiye çekmek (özellikle ezme yapmak için). Besi amacıyla yetiştirilen kazların kesimden 3-5 hafta önce başlanarak 2500-3000 kcal/kg metabolik enerji içeren rasyonlarla semirtmeye tabi tutulması.

Gooseberries : Bektaşi üzümü. Bektaşiüzümü.

Goose foot : Turpgiller (cruciferae) familyasına ait, 40-50 cm kadar boylanabilen, çok yıllık, otsu, sarı turuncu çiçekli süs bitkisi. Kaz ayağı. Şebboy.

Goose venereal disease : Kazlarda penisin nekroz ve nedbeleşmesi sonucu kısırlığa neden olan, etkeni bilinmeyen, çiftleşmeyle bulaşan hastalık. Kazların zührevi hastalığı.

Goose septicemia : Kaz septisemisi. Spiroketozis.

Goose step : Kaz adımı. Dizleri bükmeden yürüme.

İngilizce Goos Türkçe anlamı, Goos eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Goos ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Glair : Yumurta beyazı. Yapıştırıcı sürmek. Yumurta akı. Çiriş.

Groovy : Moda olmuş. On numara (müthiş). Modern. Moda. Süper. Geleneksel. Mükemmel. Klişeleşmiş. Modaya uygun. Harika.

Acceptable : Uygun. Geçerli. Geçer. Kabul olunabilir. Makbul. Makul. Kabul edilir. Kabule elverişli. Kabul edilebilir. Elle tutulur.

Agglutinant : Birbirine yapışan. Tutkal. Aglutinant. Yapıştırıcı. Yapışkan. Aglutinin. Yapıştıran.

 

Virtuous : Erdemli. Dürüst. Afif. Ustalık gerektiren. Temiz. İffetli. Faziletli. Hünerli. Namuslu.

Obedient : İtaatli. Söz dinler. Yumuşak başlı. Sadık. Söz dinleyen. Uysal. Ram. İtaatkar.

Better : Gelişmek. Daha iyi bir hale getirmek. Düzeltmek. İyileşmek. İyisimi. Islah olmak. Daha iyi. Islah etmek. Geçmek. Daha iyi bir hale gelmek.

Redeeming : Telafi etmek. Kurtarmak. Fidye verip kurtarmak. Para verip kurtarmak. Günahını bağışlatmak. Tutmak (söz). Ödemek. Yerine getirmek (vaat). Amorti etmek. Telafi eden.

Nifty : Etkileyici. Çekici. Güzel. Çok iyi. Fiyakalı. Şık. Hoş. Havalı. Süper. Zeki.

Peachy : Ala. Nefis. Çok güzel. Şeftali gibi. Şeftali rengi. Bir içim su.

Goos synonyms : good enough, goody goody, corking, saintlike, neat, well behaved, dandy, gunk, righteous, slap up, smashing, white, worthy, viscose, saintly, bully, cracking, not bad, respectable, angelical, angelic, bang up, gluten, saving, quality, goop, viscoses, goodish, great, swell, favourable, beatific, goops.

Goos zıt anlamlı kelimeler, Goos kelime anlamı

Worse : Daha da kötüsü. Daha fena. Daha çok. Daha hasta. Daha kötü şey. Beteri. Daha kötü. Kötü. Daha kötüsü. Beter.

Unfavorable : Uygun olmayan. Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi, ona ters düşen tutum ya da görüş. Aksi. Tercih edilmeyen. Karşı. Kötü. Sakıncalı. Olumsuz. Elverişsiz. Aleyhte.

Bad : Yıkım. Kokmuş. Zarar. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Rahatsız. Kötülük. Perişanlık. Kokuşmuş. Küfürlü.

Goos antonyms : disobedient, worst, unrespectable, unrighteous, unworthy, evil, wrong, wicked, immoral, evilness.