Grass türkçesi Grass nedir

Grass ile ilgili cümleler

English: As a boy, I used to lie on my back on the grass and look at white clouds.
Turkish: Çocukken çimin üstünde sırtüstü uzanır beyaz bulutlara bakardım.

English: Ali sat on the grass under a coconut tree.
Turkish: Ali hindistan cevizi ağacının altında çimlerde oturdu.

English: A field of grass can be quite beautiful.
Turkish: Bir çim alan oldukça güzel olabilir

English: Because of the drought, the grass has withered.
Turkish: Kuraklık nedeniyle çimler kurudu.

English: Ali is lying on the grass under an apple tree.
Turkish: Ali elma ağacının altında çimin üzerinde uzanıyor.

Grass ingilizcede ne demek, Grass nerede nasıl kullanılır?

Grass frog : Kuyruksuz iki yaşamlılar (anura) takımının, su kurbağasıgiller (ranidae) familyasından, 6-10 cm kadar uzunlukta, avrupa ve asya'da yaşayan bir tür. Çayır kurbağası.

Grass hay : Çayır kuru otu. Kullanma amacına göre değişebilen, gelişme çağında biçilerek uygun yöntemler uygulanmak suretiyle kurutulan çayır otu.

Grass roots : Kaynak. Taban parti. Temel. Halk. Köylü. Kök.

Grass seed : Çim tohumu.

Grass sickness : Ot hastalığı. Sindirim kanalı durgunluğu, yutma güçlüğü, omuz kaslarında titreme, terleme, bitkinlik ve zihinsel çöküntü, birçok otonomik ganliyonda dejeneratif değişimlerle belirgin, iskoçya kuzey ingiltere ve isveç arasında belli bir coğrafik bölgede merada otlayan atlarda görülen, nedeni kesin olarak bilinmeyen, bulaşıcı olmayan bir hastalık.

 

Yellow grass ant : Küçük karaciğer kelebeğinin ikinci arakonakçılarından, ısırması ağrılı çayır karıncası. Sarı karınca.

Let grass grow under his feet : Vakit kaybetmek. Zamanı boşa geçirmek. Vaktini boşa harcamak.

Grass widower : Boşanmış veya karısından ayrı yaşayan adam. Boşanmış adam. Dul erkek. Karısı geçici olarak bir yere gitmiş olan adam. Karısı uzaktaki erkek. Karısından ayrı erkek. Dul adam.

Grass snake : Küpeli yılan. Pullu sürüngenler (squamata) takımının, su yılanıgiller (colubridae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, sıra boyunca kara lekeleri bulunan, karnının ortası boydan boya kara ve başının iki yanında açık sarı lekeleri bulunan, avrupa, kuzey afrika ve batı asya'da su kenarlarında ve bağlarda yaşayan bir tür. Kertenkele yılanı. Zehirsiz yılan. Çayır yılanı.

Johnson grass poisoning : Kanyaş otunu tüketen hayvanlarda, bitkide bulunan durrin glikozidinin sindirim kanalındaki bakteriler tarafından parçalanması sonucunda açığa çıkan hidrojen siyanür nedeniyle beş dakika içinde solunum güçlüğü, salya akıntısı, kaslarda titreme, kordinasyonsuzluk, işkembede gaz birikimi çırpınma ve ölümle belirgin bir zehirlenme. bu zehirlenmelerde alınan glikozidin miktarına bağlı olarak ani ölümler görülebilmektedir. Kanyaş otu zehirlenmesi.

 

İngilizce Grass Türkçe anlamı, Grass eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grass ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lawns : Patiska. Patista. İnce keten bezi. Çim alan. Çimlerle kaplı alan. Çimenlik.

Ryegrass : Karamuk. Delice otu. Acımık. Karaçayır. Delice.

Cereal : Tahıldan yapılmış kahvaltılık yiyecek (mısır gevreği gibi). Tahıllı. Mısır gevreği. Tahıl. Arpa, buğday, çavdar, darı, mısır, pirinç, sorgum ve yulaf ve benzerlerini içine alan tane yem grubu, tahıl, tane yem. Kahvaltılık gevrek. Zahire. Tahıla ait. Hububat.

Scutch grass : İstenmeyen yabani ot. Bitkilere zarar veren yabani ot.

Dopes : Uyuşturucu vermek. Bilgi. Verniklemek. Macun. Salak. Halletmek. Sersem. Dinamit yapımında kullanılan madde. Çirişlemek.

Dagga : Kenevir otu. Sigara gibi içilen. Nontoksik bir güney afrika bitkisi. Yumuşak sakinleştirici etkisi olan diğerlerine nazaran zehirli olmayan güney afrika bitkisi.

Foddered : Yem. Gıda. Hayvan yemi (saman veya ot gibi). Saman. Hayvan yemi. Beslemek. Yem vermek. Kuru ot. Yemlemek.

Bermuda grass : Buğdaygiller (gramineae) familyasından, rizomlu, sürünücü, otsu bir bitki. büyük ayrık otu. Bermuda çimeni. Domuz ayrığı.

Be out at grass : Yayılmak. Emekli olmak.

Grama : Otlak olarak kullanılan batı kuzey ve güney amerika çayırı (ayrıca gramma). Gram.

Grass synonyms : andropogon furcatus, midgrass, lyme grass, feathertop grass, reed canary grass, nimble will, finger grass, brome, blue stem, kweek, bur grass, cereal grass, cenchrus tribuloides, blue grass, wild rye, tall meadow grass, aegilops triuncalis, paspalum notatum, wheat grass, saccharum munja, bahia grass, pennisetum setaceum, wheatgrass, paspalum, toowomba canary grass, plume grass, burgrass, phleum pratense, zoysia, hardinggrass, munja, tall grass, birdseed grass.

Grass zıt anlamlı kelimeler, Grass kelime anlamı

Uncover : Üstünü açmak. Açmak. Meydana çıkarmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Ortaya çıkarmak. Kapağını açmak. Deşifre etmek. Örtüsünü kaldırmak. Örtüsünü açmak. Açmak (örtü, kapak vb).

Fold : Kıvrım. Bükülmek. Kıvrılmaya uğramış bir bölgede, dalgalı bir görünüş yaratan inişli çıkışlı kabartıların her biri. bk. kemer, tekne. Devşirmek. Kıvırmak. Coğrafya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Katlamak. Bükmek. Katmanların dalga biçiminde büküntüsü. Ağıla kapamak.

Grass ingilizce tanımı, definition of Grass

Grass kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The plants which constitute the food of cattle and other beasts. Popularly: Herbage. Pasture. To cover with grass or with turf. To produce grass.