Hama nedir, Hama ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kaynamış sütün üzerindeki kaymak.

Hemen, şimdi.

Kalça kemiği, uyluk kemiği.

Hemen.

Ama.

Hemen, derhâl, bk. heman, hemman.

Hama ile ilgili Cümleler

  • O ucube bir kibrit kutusunda hamam böcekleri yetiştirir.
  • “Yok, yok! Sizi kimse hamallık etmeye bırakmaz.”
  • Onlar her hafta hamama giderler.
  • Ne toplantı odasına bir hamam böceği getirdi?
  • Hamala valizlerimi odama taşıttım.
  • Hamama giren terler.
  • “Bereket versin, işi kuru gürültüden ileri gitmediği, her şeyin eski hamam eski tas kaldığı çabuk anlaşıldı.”
  • O, hayatımda şimdiye kadar gördüğüm en ufak hamam böceğiydi.
  • Biz hayvanat bahçesine gittik ve daha sonra bir Roma hamamını ve Güney Cumbria'daki bir Roma kalesini gördük.
  • Kötü Haman Pers krallığındaki Yahudilerin hepsini silip yok etmeye çalıştı.
  • Hamakta uyuyabilirsin.
  • Mutfakta çok hamam böceği var.
  • Sanırım hamam böceklerinden kurtulmamın tek yolu bu.
  • Hamala ağır valizini taşıttı.
  • Hamam böcekleri hakkında ne biliyorsun?
  • “Bugün deniz hamam gibidir değil mi?”

Hama hakkında bilgiler

Hama (Arapça: حماه, hisar anlamına gelir) Suriye'nin batısında Asi nehri üzerinde bir şehirdir. 2004 itibariyle 312,994 nüfusu vardır. Yavuz Sultan Selim tarafından 19 Eylül 1516 tarihinde Osmanlı topraklarına katılan şehir Birinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde 17 Ekim 1918 tarihinde İngilizler tarafından ele geçirilmiş, ancak Sykes-Picot Anlaşması uyarınca İngilizler tarafından Fransa'ya terk edilmiştir. 1812- 30,000 (Burckhardt) 1830- 20,000 (Robinson) 1839- 30–44,000 (Bowring) 1850- 30,000 (Porter) 1862- 10–12,000 (Guys) 1880- 27,656 (Parliamentary Papers) 1901- 60,000 (Parliamentary Papers) 1902-1907 80,000 (Trade Reports) 1906- 40,000 (al-Sabuni) 1909- 60,000 (Trade Reports) Asi Nehri üzerinde kurulu şehir, tüm dünyada günümüzde benzerine rastlanmayan ve türünde dünyanın en eskisi olarak kabul edilen su değirmenlerinden ötürü "Medinet-ün-Nevair (Su dolabı şehri)" olarak da adlandırılır. Yunus Emre'nin adına şiir yazdığı namı diğer Dertli Dolap bu şehirdedir.

 

Hama ile ilgili Atasözü veya Deyim

(bir işin) hamallığını etmek (veya yapmak) : bir işin önemsiz fakat ağır ve yorucu yükünü taşımak.

eski hamam eski tas : “hiçbir şeyi değişmemiş, eski durumunda kalmış” anlamında kullanılan bir söz.

hamala semeri yük olmaz : “insana kendi işi ağır gelmez” anlamında kullanılan bir söz.

hamam gibi : pek sıcak.

hamama giren terler : “bir işe girişen, o işin güçlüklerini veya masraflarını göze almalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

hamamın namusunu kurtarmak : görünüşünü kurtarmaya yönelen birtakım yetersiz çarelere başvurarak kötü bilinen bir yere onur kazandırmaya çalışmak.

han hamam sahibi (olmak) : malı mülkü çok, varlıklı kimse (olmak).

iki çıplak bir hamama yakışır : “iki yoksul kimsenin birbiriyle evlenmesi uygundur” anlamında kullanılan bir söz.

külhancının beyliği hamamcılık demişler : “bayağı bir işle uğraşan kimse, yükselse bile ancak yaptığı işle anılır” anlamında kullanılan bir söz.

 

yedi kubbeli hamam kurmak : büyük hayaller peşinde koşmak.

Hama tanımı, anlamı

Amerikan hamamböceği : Hamamböceklerinin en büyüğü, Amerika'da görüleni ve uçabileni

Avustralya hamam böceği : Dünya’nın ılıman bölgelerinde genellikle evlerde yaşayan zararlı hamam böceği türü, Periplaneta australasiae.

Çille hamamı : Kadınların sağlık dileğiyle, belirli mevsimlerde kırk gün bir biri üstüne hamama gidip yıkanması.

Damar hamartomu : Kan damarlarının yerel aşırı üremesiyle belirgin ve genellikle dermiste yerleşen, kırmızı renkte, yumuşak, tek veya çok sayıda iyicil tümör. Kimileri arteryovenöz şantlara bir cevap olarak gelişirken, kimileri kronik irritasyonlara bağlı anjiyogenezis sonucu oluşur.

Deve hamamı : Deva Hamamı.

Doğu hamamböceği : Özellikle besin maddelerimizin bulunduğu, mutfak, fırın, depo gibi yerlere dadanan, ayrıca çeşitli solucanların arakonakçılığını da yapabilen, söbe, esmer, yassı ve 2 cm. boyunda, gececi böcek; mutfak hamamböceği. a. bk. hamamböcekleri, Alman hamamböceği, Amerikan hamamböceği.

Hamaca : Dizkapağı.

Hamacuh : Hemen, şimdi.

Hamacük : Bezden yapılan bebek.

Hamaça : Çobanların kullandığı, deri ya da yünden yapılmış ağzı büzmeli, süslü azık torbası.

Hamadak : Akılsız, budala.

Hamadalla : Akılsız, budala.

Hamadan : Hemen, şimdi. Bakır tepsi.

Hamail çıkarmak : Savaşta kılıçla düşman askerinin sağ omuzundan vurup sol kalçasına kadar yararak gövdesini ikiye bölmek.

Hamaköçek : Hep birlikte.

Hamalmak : Amerikan bezini boyaya batırmadan önce kirecini almak.

Hamam böcekleri : Blattaria takımında bulunan ve Blatta, Blattella ve Periplaneta gibi önemli cinsleri içeren, yassı ve oval bir vücuda sahip kanatlı, evlerde ve gıda üretilen yerlerde yaşayan, birçok hastalığa rezervuarlık yapan böcekler.

Hamam çöktü : Eğilerek dizilenlerin üzerinden atlayarak oynanan bir çeşit oyun.

Hamam kızdı : Bir çeşit çocuk oyunu.

Hamam söyleşmesi : Konusu Karagöz'ün düşünde hamama gidişi olan, Hacivat ile Karagöz arasında geçen söyleşme.

Hamama dayanmak : Gelin hamama gitmek.

Hamamayağı : Samsun kenti, Lâdik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Hamamböceği : Hamamböcekleri takımı türlerinin genel adı. a. bk. doğu hamamböceği, Alman hamamböceği, Amerikan hamamböceği.

Hamamböcekleri : On bir bölümden yapılma karınları, eşit olmayan iki çift kanatları bulunan, bitkisel, hayvansal her çeşit besini oburca yiyen, kurtçukları erginlerine benzer, karanlık ve sıcak sever, uzun duyargalı böcekler takımı.

Hamamcı olmak : Boy abdesti alması gerekmek. Düş azmak.

Hamamcık : Küçük hamam, gusulhane.

Hamamcılık : Hamamcının yaptığı iş.

Hamamdere : Uşak ilinde, Eşme ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Hamamkarahisar : Eskişehir ili, Sivrihisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Hamamköy : Adana kenti, Kozan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. İçel şehrinde, Mut ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. İzmir kenti, Ovakent nahiyesine bağlı bir bölge. Kütahya kenti, Hisarcık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Hamamlı : Artvin ili, Ortaköy nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Balıkesir şehri, Erdek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Balıkesir ilinde, Şevketiye nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Bursa ili, İnegöl belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Karabük ili, Eskipazar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Kars şehrinde, Sarıkamış ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Niğde şehri. Sinop ilinde, Türkeli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Hamamlıçay : Çorum ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Hamamlıkızık : Bursa kenti, Yıldırım ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Hamamören : Şanlıurfa kenti, Dağbaşı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Hamamüstü : Düzce ilinde, Gölyaka ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Haman : Hemen, şimdi. Harman. Güç, kuvvet. Hemen, derhâl. Derhal, bk. hama.

Hamana : Hemen, şimdi.

Hamanca : Hemen, şimdi. Çobanların kullandığı, deri ya da yünden yapılmış ağzı büzmeli, süslü azık torbası. Çabucak, hemen. Deriden yapılmış ağzı büzmeli azık çantası.

Hamancahtan : Çabucak, hemen.

Hamancak : Hemen, şimdi.

Hamança : Çobanların kullandığı, deri ya da yünden yapılmış ağzı büzmeli, süslü azık torbası.

Hamandan : Çabucak, hemen: Verdim hamandan geri aldım. Hemen, derhâl.

Hamar : İmdat ünlemi.

Hamaratlaşmak : Hamarat duruma gelmek, hamarat olmak.

Hamaro : Çingene.

Hamarti : Kusurlu doku gelişimi.

Hamartia : Aristoteles'e göre, tragedya kahramanının düştüğü bir yanılgı yüzünden talinide bir dönüş olmasıyla ortaya çıkan acılı durum. Tragedyada düğümler hamartia ile atılır. Tragedyada, durumu sezememekten, anlayamamaktan doğan yanılma ve onun gelişmesi; Aristoteles'e göre tragedyadaki çatallaşmanın nedeni bu yanılmadır.

Hamartom : Normal yapılı dokuların yer olarak uygun olmayan lokalizasyonlarda bulunması sonucu oluşan tümör benzeri yapılış bozukluğu. Doku elemanlarının normal dışı dağılımı veya doku elemanlarından birinin oranında görülen anormallikle belirgindir. Hamartomun bileşenleri koristomdan farklı olarak normal lokalizasyondadır.

Hamas : Hortum, kasırga.

Hamas kargası : Sürekli düşünceli ve üzgün görünen.

Hamascık : Düzce ilinde, Cumayeri belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Hamasevi : Hortum, kasırga.

Hamatsa : Kuzey Amerika'nın kuzeybatı kıyılarında yaşayan Kvakiutl'ların gizli birliğinin adı.

Hamatus : Kancalı, çengelli.

Hamay : Muska, nazarlık. Sofa.

Hamayıl : İçine muska konularak boyna asılan silindir biçimindeki kutu.

Hamayıs : Patiska.

Hamayil : Arapça kökenli hamâil: hamail; içine muska konularak boyuna asılan silindir biçimindeki kutu.

Hamaylı : Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ. Muska. Muska, nazarlık. Kadınların boyunlarına taktıkları altın ya da gümüş kolye. Madenden yapılmış muska kılıfı. [Bakınız: hamay]. Etkili, gösterişli, büyük muska. İçine en'am konulan, üzeri boncuk ve zincirlerle donatılmış, gelinlerin nazarlık olarak kullandıkları gümüş kutucuk.

Hamaylı tatlısı : Pirinç unu, süt ve şekerden yapılan, üçgen biçiminde yufkalara sarılarak fırında kızartılan bir çeşit tatlı.

Hamaylık : Ebegümeci.

Hamaz : Hortum, kasırga. Verimsizleşmiş toprak: Bizim tarla artık hamaz hale geldi. Kurnaz, hileci. Söz taşıyan, fitneci, dedikoducu: Hamazın biri. Yobaz. Büyük karga. Belli bir şeyin ya da zamanın olmakta, gelmekte olduğunu daha önceden belirten ses. Tarlada yığın halindeki taşlar. Badem, ceviz gibi yemişlerin üzerinde bulunan yeşil kabuk. Yelle dönen fırıldak. Kasırga.

Hamaz toprak : Otuz kırk yıl işlendikten sonra bitekliğini kaybeden ve bir daha işlenmeyen toprak.

Hamaza : Hortum, kasırga. Her zaman, genellikle.

Hamazevi : Hortum, kasırga.

Hamazkarga : Büyük ve kara karga.

Hamazlamak : Söz getirip götürmek, dedikodu etmek. Kasırga esmek.

İslik hamamı : Köy evlerinin bir köşesine yıkanmak için yapılmış bölme.

Kapıdan hamam : Güvey tarafının nişandan sonra geline ikram olarak yaptığı hamam töreni.

Oryantal hamam böceği : Dünya’nın pek çok bölgesinde özellikle Asya kıtasındaki ülkelerde evlerde yaşayan zararlı siyah renkli bir böcek türü, Blatta orientalis.

Os hamatum : Os karpale IV.

Prosessus hamatus : Etçillerde spina scapulae'nin alt ucunda bulunan çengel biçimindeki çıkıntı.

Vasküler diş eti hamartomu : Buzağılarda diş etinde epiteliyal, mezenkimal hücrelerin veya her ikisinin kusurlu gelişime bağlı olarak meydana gelen, pembe kırmızı renkte, saplı, 1-2 santimetre çapında, granülasyon dokusunu andıran ve ender görülen bir yapılış bozukluğu, gingival vasküler hamartom.

Deniz hamamı : Kumsal.

Düğün hamamı : Düğünden bir gün önce gelin ve yakınlarının hamama giderek eğlenmeleri.

Erkekler hamamı : İçinde sadece erkeklerin yıkandığı veya erkeklere ayrılmış hamam.

Fin hamamı : Çok sıcak yerden ve sudan çok soğuk yere ve suya girmeyi sağlayarak vücudu uyaran bir hamam türü.

Gelin hamamı : Evlenecek kız için düğünden birkaç gün önce hamamda yapılmış olan tören. Oğlanevindeki kadınların gelini düğünün ertesi günü hamama götürerek yaptıkları tören.

Hamak : İki ağaç veya direk arasına asılarak kurulan, içine yatılarak sallanılabilen, ağ, bez vb.nden yapılmış yatak, ağ yatak.

Hamakat : Ahmaklık.

Hamal : Taşıyıcı.

Hamal camal : Hamal vb. kimse.

Hamal semeri : Arkalık.

Hamal sırığı : Sırık hamallarının kullandığı ağaç.

Hamalbaşı : Hamallara başkanlık eden kimse.

Hamaliye : Taşıma ücreti. Hamallık.

Hamallık : Taşıyıcılık. Hamala verilen para, hamaliye. Kaba ve ağır iş. Gereksiz yere yüklenme. Zihni gereksiz bilgilerle doldurma.

Hamam : Yıkanılacak yer, yunak, ısıdam. Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer.

Hamam anası : Kadınlar hamamında natırları yöneten kadın. İri yarı, güçlü ve şişman kadın.

Hamam bohçası : Kadınların hamama giderken çamaşırlarını veya eşyalarını koyduğu bohça.

Hamam böceği : Hamam böceğigillerden, kirli yerlerde üreyen zararlı bir böcek (Blatta orientalis).

Hamam böceğigiller : Düz kanatlılar takımına giren, örnek hayvanı hamam böceği olan bir familya.

Hamam kesesi : Hamamda kiri çıkarmak için kullanılan kıldan veya kenevirden örülmüş, ele geçirilebilen kese.

Hamam otu : Vücuttaki gereksiz kılları almak amacıyla çamur kıvamına getirilip sürülen toz.

Hamam takımı : Hamamda kullanılan havlu, kese, lif vb. şeyler.

Hamam tası : Banyo ve hamamlarda çeşmeden veya kurnadan su alıp dökünmeye yarayan yayvan kap.

Hamamcı : Hamam işleten kimse. Boy abdesti alması gereken kimse.

Hamamlık : Bazı evlerde yıkanmak için ayrılmış, çoğunlukla içi ve yanları çinko kaplı, dolaba benzer yer.

Hamamözü : Amasya iline bağlı ilçelerden biri.

Hamarat : Çalışkan, becerikli, elinden iyi iş gelen.

Hamaratça : Hamarat bir biçimde, hamarat gibi.

Hamaratlaşma : Hamaratlaşmak işi.

Hamaratlık : Hamarat olma durumu.

Hamaset : Yiğitlik, kahramanlık, cesaret. Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak amacıyla yapılmış olan abartılı anlatım.

Hamasi : Yiğitlerden ve yiğitliklerden söz eden (destan, şiir). Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak için abartılı (anlatım).

Kadınlar hamamı : Kadınlara ayrılan özel hamam. Herkesin aynı anda ve yüksek sesle konuştuğu yer.

Kırk hamamı : Kadının lohusalıkta ilk kırk günü doldurmasından sonra temizlenmesi için hamamda yapılmış olan özel toplantı.

Kudret hamamı : Ilıca.

Sırık hamalı : Taşınacak yükleri sırığa geçirerek omuzlarında taşıyan hamal.

Diğer dillerde Ham yağ tayini anlamı nedir?

İngilizce'de Ham yağ tayini ne demek ? : ether extract analysis