Handing türkçesi Handing nedir

Handing ile ilgili cümleler

English: Ali folded the paper before handing it to Mary.
Turkish: Ali kağıdı Mary'ye vermeden önce katladı.

English: Ali spent the afternoon handing out leaflets.
Turkish: Ali öğleden sonrayı broşürleri dağıtarak geçirdi.

Handing ingilizcede ne demek, Handing nerede nasıl kullanılır?

Handing back : Geri vermek. İade etmek.

Handing down a legacy : Bir nesilden diğerine mirası aktarma. Miras bırakma. Vasiyet yoluyla malı başkasına verme.

Handing in : El ele.

Handing on : Babadan oğula geçirmek. Dolaştırmak. Başkasına vermek. Elden ele geçirmek. Devretmek.

Handing out : Ücretsiz dağıtım ile verilen el ilanı veya broşür. Ücretsiz dağıtmak. Tevzi etmek. Cep çıkmak. Parayı tamamlamak üzere birisine para çıkmak. Bağışlamak. Dağıtma. Vermek. Dağıtmak. İhtiyacı olan birine veya dilenciye verilen bir şey (yiyecek, giyecek, vb.).

Unhanding place : Boşaltma iskelesi. Malların boşaltılacağı yanaşlık.

Unhanding : Elinden bırakmak. Salıvermek.

Handicapped child : Özürlü çocuk. Bedensel ya da zihinsel bakımdan bir özürü bulunan, yetişmesi ve gelişmesi için özel eğitim önlemlerinin alınması gereken çocuk.

Handicapped : Aksak. Sakat. Engellenmiş. Yetersiz. Özürlü. Topal. Engelli (sakat). Engelli. Handikaplı.

 

Unhandiness : Beceriksizlik. Kullanışsızlık. Sakarlık.

İngilizce Handing Türkçe anlamı, Handing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Handing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carry over : Sonraki yıla nakletmek. Tehir etmek. Devretmek. Taşınma. Nakletmek. Taşımak. Gelmek. Ertelemek. Devam etmek.

Abets : Kızıştırmak. Kışkırtmak. Özendirmek (suç). Suça katılmak. Yardımda bulunmak. Yoldan çıkarmak. Suç ortaklığı yapmak. Tahrik etmek. Cesaret vermek.

Bear a hand : Yardım eli uzatmak.

Ascribes : İsnat etmek. Üstüne atmak. Yormak. Yüklemek. Atfetmek. Yakıştırmak. Ayırmak. Hamletmek. -e yormak.

Belabor : Çok uzatmak. Lafı uzatmak. Pataklamak. Dövmek. Pataklamak (argo terim). Üzerinde fazla durmak. Benzetmek.

Find : Keşif. Bulmak. Ulaşmak. Bulgu. Arayıp bulmak. Buluş. Bulma. Sağlamak. Bakmak. Sezmek.

Continue : Uzamak. Dayanmak. İdame etmek. Devamı gelmek. Olagelmek. Devam etmek. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Ertelemek. Sürmek. Devam ettirmek.

Belabour : Lafı uzatmak. Pataklamak. Üzerinde fazla durmak. Dövmek. Benzetmek. Çok uzatmak.

Fox hunting : Tilki avı.

Location : Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay. Konumlama. Bk. bellek yeri. Dışarıda çevirimler için ayrılmış, geniş, boş, işliğe bitişik ya da başka bir yerde bu işte kullanılan arsa. İşlik arsası. Yer. Konum. Gözlemleri bir eksenler dizgesinde yatay ve düşey eksene olan uzaklıklarıyla göreli yerlerine yerleştirme. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Handing synonyms : duck hunting, outdoor sport, deer hunting, deer hunt, field sport, refutal, blood sport, abet, allow, foxhunt, assigns, ascribe, accorded, disproof, predetermination, uncovering, validation, bear up, coursing, belabours, beagling, draw out, drag out, bear somebody out, battue, substantiation, befriend, assist at, allowing, bear out, aggrandise, augments, aid.

 

Handing zıt anlamlı kelimeler, Handing kelime anlamı

Handing antonyms : undynamic.