Uzatmak nedir, Uzatmak ne demek
- Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak.
- Germek.
- Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek.
- Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek

- Süreyi artırmak, temdit etmek.
- Vermek, göndermek.
- Bir şeyi vermek için birine yöneltmek.
"Uzatmak" ile ilgili cümle
- "Şu köşe rafında toz şeker kutusu var, uzatıver bana." - A. Gündüz
- "Can, topu Zeki'ye uzattı.."
- "Yıllardır beklediği bu zevkli anları mümkün olduğu kadar uzatmak istediği her hâlinden belliydi." - İ. O. Anar
- "Koğuşun açık duran kapısından hastalar başlarını uzatıp koridordakilere, yerde duran sedyeye bakıyorlar." - M. Ş. Esendal
- "İp uzatmak."
- "Saç uzatmak. Tırnak uzatmak."
- "Her iki odadan üçer beşer kişi lakırtıyı uzattılar." - M. Ş. Esendal
Diğer sözlük anlamları:
Uzaklaştırmak.
Uzatmak anlamı, tanımı:
Uzatmayalım : Kısacası.
Uzatma : Eşit sayılarla biten bir elemeli oyunu, kazananın belli olması amacıyla, kurallarına uygun olarak belli bir süre daha sürdürmek. Oyun içerisindeki duraklama dakikaları. Sıhhi tesisatçılıkta kısa boruları uzatmak için kullanılan, kısa boru parçası. Uzatmak işi, temdit. Bir ucu kıyıya bağlı durumda denize uzatılıp bırakılarak kullanılan balık ağı. Ünlülerin uzun söylenişi.
Bacaklarını uzatmak : Hiçbir şey yapmadan, hiçbir şeyle ilgilenmeden oturmak, tembel tembel zaman öldürmek.
Boynunu uzatmak : Her şeye, her cezaya razı olmak.
Dil uzatmak : Bir kimse veya bir şey için kötü söylemek.
El uzatmak : Yardım etmek. birinden bir hakkı almaya kalkışmak.
İşi uzatmak : Bir işi sonuçlandırmamak.
Kol uzatmak : Yayılmak, ulaşmak.
Lafı uzatmak : Konuşmayı gereksiz bir biçimde başka sözlerle sürdürmek.
Ona buna dil uzatmak : Herkes için ileri geri konuşmak.
Sözü uzatmak : Lafı uzatmak.
Zeytin dalı uzatmak : Barış için ilk adımı atmak.
Uzama : Uzamak işi.
Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.
Sağlamak : Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.
Bacak : Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
Yöneltmek : Birine veya bir şeye doğru bakmak. Bir şeye belli bir yön vermek, yönelmesini sağlamak, çevirmek, tevcih etmek. Birine bir şey söylemek, tevcih etmek.
Vermek : Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Satmak. Kazandırmak, katmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bırakmak veya bağışlamak. Dayamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Ayırmak, harcamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Tespit etmek. Doğurmak. Sahip olmasını sağlamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Ödemek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Ondan bilmek, atfetmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Yaymak.
Germek : Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek. Gergin bir şeyle örtmek. Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek. Kol, bacak, uzatmak.
Olmak : Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Geçmek, tamamlanmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Yol açmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sürdürmek, yürütmek. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Herhangi bir durumda bulunmak. Bulunmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Uymak, tam gelmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Sarhoş olmak.
Sürdürmek : Bir durumun, bir şeyin sürmesini, olmasını sağlamak. Sürme işini yaptırmak. Devam ettirmek.
Göndermek : Yetki vererek gitmesini sağlamak. Araştırma, yazışma vb.nde kaynak kişiye veya esere işaret etmek, atıf yapmak. Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak. Yolcu etmek. Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak, irsal etmek.
Artırmak : Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek.
Temdit : Uzatma, sürdürme.
Etmek : Küçük veya büyük abdestini yapmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Bir işi yapmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Kötülükte bulunmak. Herhangi bir değerde olmak. Bulmak, erişmek.
Uzatmak ile ilgili Cümleler
- Bu kalın bıyığı uzatmak uzun zamanımı aldı.
- Kontratı uzatmak istiyorum.
- Tom, bütün yaz sakal uzatmaktadır.
- Tartışmayı uzatmak fuzuli.
- Kalışımı Pazar gününe kadar uzatmak istiyorum.
- Bir zeytin dalı uzatmak bir füze fırlatmaktan daha iyi.
Diğer dillerde Uzatmak anlamı nedir?
İngilizce'de Uzatmak ne demek? : v. extend, prolong, lengthen, stretch out, protract, renew, augment, belabor, belabour [Brit.], continue, drag out, draw out, elongate, enlarge, grow, hand, hold out, hold over, outstretch, pad out, pass, pull out, rack, reach, repose on, sidestep
Fransızca'da Uzatmak : prolonger, allonger, étendre, paraphraser, (i
Almanca'da Uzatmak : v. ausdehnen, ausstrecken, ausziehen, entgegenhalten, entgegenstrecken, hinausziehen, hinhalten, hinziehen, längen, präsentieren, reichen, strecken, verlängern, ziehen
Rusça'da Uzatmak : v. удлинять, отращивать, продлевать, протягивать, вытягивать, растягивать, тянуть, откладывать, пролонгировать, высовывать, лежать, подводить, отрастить, продлить, протянуть, вытянуть, растянуть, отложить, высунуть, подвести

Bu kısımda Uzatmak nedir? Uzatmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Uzatmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Uzatmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.