Uzatma nedir, Uzatma ne demek

  • Uzatmak işi, temdit
  • Sıhhi tesisatçılıkta kısa boruları uzatmak için kullanılan, kısa boru parçası.
  • Oyun içerisindeki duraklama dakikaları.
  • Bir ucu kıyıya bağlı durumda denize uzatılıp bırakılarak kullanılan balık ağı.
  • Ünlülerin uzun söylenişi.
  • Eşit sayılarla biten bir elemeli oyunu, kazananın belli olması amacıyla, kurallarına uygun olarak belli bir süre daha sürdürmek.

"Uzatma" ile ilgili cümleler

  • "Selim Sırrı, yirmi senedir cüce uzatmaya, kambur yassılamaya çalışıyor." - F. R. Atay

Yerel Türkçe anlamı:

Palamut, uskumru avlamak için kullanılan ağ.

Arışın çözgüsü

Dokunmak için, köy tezgâhlarına gerilmiş iplik.

Dil bilgisi olarak anlamı:

Bazı sözcüklerde hecenin uzun okunması: Fail, tacir, imdat ve benzeri

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Bacakların ve ayakların hızını ve duyarlığını geliştirmek için yapılmış olan bir alıştırma. Çalıştırılan bacağı her iki yöne doğru olabildiğince kaydırırken parmak ucunu yere değdirmeden hareket ettirme.

Gramer anlamı:

Bir veya iki hecesinde uzun ünlü bulunan kelimelerde bu hecelerin uzun okunması: sade (sade), salim (salim), lazım (lazım), yarın (yarın), mevcudumuz (mevcudumuz), hakikî (hakiki), âlimane (alimane) «bilgince» ve benzeri

 

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Doğuma yardım sırasında bükülü olan baş veya bacak gibi yavru kısımlarının düzeltilme işlemi, ektensiyon.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Bazı bezlerdeki uzunlamasına ipler. (Güney *Ikizdere -Rize)

Bilimsel terim anlamı:

Kısa bir açınığı uzun söyleme. Uzatma arkadan gelen bir veya birkaç sesliğin düşmesi sonucu olursa ona ÖDÜNLÜ UZATMA ( Al. Compensatoire ) denir. Ağabey'in âbey söylenmesi gibi.

Borsada bir alışverişin gününü uzatma.

Borsada bir alışverişin gününü uzatmak için ödenen para.

Elemeli oyunlarda, kazananı ve yeniği belli etmek gerektiğinden, olağan süresi eşit sayılarla biten bir oyunun, onar dakikalık iki bölüm halinde uzatılması.

Anlama bir şey katmayan sözcükler kalabalığı, bk. çoğaltma.

İngilizce'de Uzatma ne demek? Uzatma ingilizcesi nedir?:

dégagé, contango, continuation, carrying over, extra time, extention

Osmanlıca Uzatma ne demek? Uzatma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

med, tatvil

Uzatma anlamı, kısaca tanımı:

Uzatmaları oynamak : Oyunda uzatma dakikalarını oynamak. ölmek üzere olmak. bir görevde son zamanlarını yaşamak.

Uzatma işareti : Düzeltme işareti.

Uzatma penaltısı : Maç bitmek üzereyken taraflardan birince kazanılan ve atılması zorunlu olan ceza atışı, temdit penaltısı.

Uzatmak : Bir şeyi vermek için birine yöneltmek. Germek. Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak. Vermek, göndermek. Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek. Süreyi artırmak, temdit etmek.

Uzatmalı : Süresi uzatılan.

Uzatmalı çavuş : Uzman çavuş.

Uzatmalı nişanlı : Nişanlılık süresi gereğinden çok uzamış olan kadın veya erkek.

 

Uzatmalı sevgili : Evlenmeye karar veremeyip çok uzun süre sevgili olarak kalan kadın veya erkek.

Uzatmayalım : Kısacası.

Atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz : "küçükler büyüklerin yanında hadlerini bilmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Bacaklarını uzatmak : Hiçbir şey yapmadan, hiçbir şeyle ilgilenmeden oturmak, tembel tembel zaman öldürmek.

Boynunu uzatmak : Her şeye, her cezaya razı olmak.

Dil uzatmak : Bir kimse veya bir şey için kötü söylemek.

El uzatmak : Birinden bir hakkı almaya kalkışmak. yardım etmek.

İşi uzatmak : Bir işi sonuçlandırmamak.

Kol uzatmak : Yayılmak, ulaşmak.

Lafı uzatmak : Konuşmayı gereksiz bir biçimde başka sözlerle sürdürmek.

Ona buna dil uzatmak : Herkes için ileri geri konuşmak.

Sözü uzatmak : Lafı uzatmak.

Zeytin dalı uzatmak : Barış için ilk adımı atmak.

Temdit : Uzatma, sürdürme.

Sıhhi : Sağlıkla ilgili, sağlığa yarar.

Tesisatçı : Tesisatı döşeyen kimse, döşeyici, döşemci.

Boru : Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir. Borazan.

Parça : Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Nesne. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Pasaj.

Kıyı : Kara ile suyun birleştiği yer. Sahil. Issız, tenha yer. Kenar, periferi.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Uzun : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren.

Oyun : Hile, düzen, desise, entrika. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.

Duraklama : Duraklamak işi. İlerlemekte olan bir birliğin, vakitsiz, yersiz ve düzensiz olarak yürüyüşünü durdurması.

Uzatma ağı : Deniz, göl ve akarsuların genişleme yaptıkları bölgelerine bırakılarak av yapan ağlar.

Uzatma eki : Çok ufak konuların yakından ve büyük görüntülerini saptamak için, mercek yuvası ile mercek arasına yerleştirilen ve odak uzunluğunu artıran maden boru.

Uzatma günü : Borsada öneili işlemin yapıldığı gün.

Uzatma kiriş :

Uzatma parçası : Duvar içinde kalan bağlantı parçalarının uzatılmasını sağlayan özel dişli parça.

Uzatma vurgusu : Heceleri uzatmaktan ibaret vurgu. (Derleme., nicelik vurgusu, süre vurgusu) Bazı ünlülerin uzatılmasından doğan vurgu: Baş üstüne, yarın gelirim vb.

Uzatma ile ilgili Cümleler

  • Bektaşi üzümü hayatı uzatmada etkili meyvelerdir.
  • Bacaklarımı uzatmam gerekiyor.
  • Gelgitli, uzatmalı ilişkiler duygusal açıdan bezdirici olabilir.
  • Haydi, Tom, uzatma artık.
  • Bu uzatma kablosu bana tehlikeli gibi görüyor. Nereden yıprandığını görüyor musun?
  • Bu uzatma kablosu çok kısa.
  • Ayaklarını yorganına göre uzatmalısın.

Diğer dillerde Uzatma anlamı nedir?

İngilizce'de Uzatma ne demek? : n. lengthening, extension, elongation, stretch, extending, prolongation, renewal, continuation, continuance, extratime, protraction, spread

Fransızca'da Uzatma : prolongation [la], prolongement [le], allongement [le], extension [la]

Almanca'da Uzatma : n. Dehnung, Prolongation, Streckung, Verlängerung

Rusça'da Uzatma : n. удлинение (N), вытягивание (N), продление (N), пролонгация (F), долгота (F)