Germek nedir, Germek ne demek

  • Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek.
  • Kol, bacak, uzatmak
  • Gergin bir şeyle örtmek.
  • Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek.

"Germek" ile ilgili cümleler

  • "Yayı daha germe / Kıracaksın" - B. Necatigil

Yerel Türkçe anlamı:

Kapamak: Kapıyı ger kedi girmesin.

(Perde) çekmek // gerdek: zifaf gecesi, zifaf hâli // gerdegâ girmek: zifafa girmek

Sıkıntı vermek.

Yok olmak.

Germek tanımı, anlamı:

Gergevşet : Birbirine yaklaşık bükülü vücut bölümlerini, gerici kasların çalışmasıyla birbirinden iyice uzaklaştırma.

Germe : Germek işi. Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılmış olan tahta perde.

Çarmıha germek : Haç biçimindeki darağacına çivilemek.

Göğüs germek : Bir güçlüğe karşı koymak, dayanmak.

Kanat germek : Koruması altına almak, himaye etmek.

Kenar : Yan. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir şeyi çevreleyen çizgi. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer.

Çekerek : Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.

Gergin : Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt). Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki). Gerilmiş durumda olan. Huzursuz, sinirli.

 

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Getirmek : Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Gelmesini sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sağlamak. İletmek, bildirmek. Bir makama atamak veya seçmek.

Örtmek : Kapamak. Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koymak. Kötü bir durumu belli etmemek, gizlemek, saklamak. Kaplamak.

Bacak : Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.

Bir : Ancak, yalnız. Beraber. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Tek. Bir kez.

Kol : Karakol. İş takımı, ekip, grup. Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü. Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal. Kanat. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal, kısım, şube, branş. İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm. Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça. Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri. Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça. Giyside vücudun bu bölümünü saran parça. Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü. Dizi, düzen.

 

Uzatmak : Bir şeyi vermek için birine yöneltmek. Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek. Vermek, göndermek. Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak. Süreyi artırmak, temdit etmek. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek. Germek.

Germek ile ilgili Cümleler

  • Molada bacaklarımı germek için kalktım.
  • Bence sınırda işleri germek isteyen başka bir oluşum, başka bir irade var.
  • Ali acıya göğüs germek zorunda kaldı.
  • Arabaki herkes arabadan çıkmak ve bacaklarını germek istediğini söyledi.

Diğer dillerde Germek anlamı nedir?

İngilizce'de Germek ne demek? : v. stretch, stretch out, strain, tighten, tighten up, tense, bag, distend, draw, hang on, lift, rack, span, sprawl out, stay, string, tauten

Fransızca'da Germek : tendre, étendre, contracter, raidir, tirer, énerver, irriter

Almanca'da Germek : v. anspannen, anziehen, ausspannen, bespannen, recken, spannen, straffen, strammen, stramm ziehen, strecken

Rusça'da Germek : v. натягивать, перетягивать, вытягивать, напрягать, натянуть, перетянуть, вытянуть, напрячь