Handset türkçesi Handset nedir

  • Telefon makinesi.
  • Alısün makinesi.
  • Eltakımı.
  • Mikrotelefon.
  • Elaygıtı.
  • El terminali.
  • Ağızlıklı ve kulaklıklı telefon cihazı.
  • Telefon ahizesi.
  • Ahize.

Handset ingilizcede ne demek, Handset nerede nasıl kullanılır?

Telephone handset : Telefon ahizesi. Telefon makinası.

Handsets : Ağızlıklı ve kulaklıklı telefon cihazı. Mikrotelefon. Eltakımı. El terminali. Telefon ahizesi. Elaygıtı. Ahize. Telefon makinesi.

Handsel : Pey. Siftah ettirmek. İlk taksit.

Handseller : Kapora. İlk taksit pey akçesi. Ucuz mal satıcısı. Siftah. Yılbaşı hediyesi. Ucuz eşya satan. Pey. Şans hediyesi. Ucuzcu. Uğur hediyesi.

Handsewn : El dikişli. Elde dikilmiş. Elle örülmüş. Elle dikilmiş (dikiş makinesi ile değil).

Hands on : Aktif katılımlı. Elle çalıştırma gerektiren. Deneyimli. Aktif katılım içeren.

Can beat him hands down : Ondan daha yetenekli. Onu kolaylıkla yenebilir.

Hands down : Hiç güçlük çekmeden. Kolaylıkla. Hiç zorlanmadan. Kolayca. Şüphesiz. Parmağını kıpırdatmadan. Tereyağından kıl çeker gibi. Herhangi bir zorluk çekmeden. Apaçık. Çok kolaylıkla.

Beat him hands down : Onu kolayca yendi. Onu açık ara mağlup etti. Onun hakkından geldi. Onu büyük bir farkla yendi.

Hands on activity : Uygulamalı alıştırma.

İngilizce Handset Türkçe anlamı, Handset eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Handset ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Handgrip : Göğüs göğüse çatışma. Elcik. Kabza. Eli kavrama. El sıkma. Sap. Tutacak. Kulp.

Phone : Hoparlör. Telefon etmek. Sesbirimcik. Çınka. Çınka etmek. Telefonla aramak. Telefon açmak. Telefon. Alısünlemek. Ses.

Receivers : Tahsildarlar. Yataklık eden. Kabul eden kimse. Toplama kabı (distilasyon). Alıcı. Yediemin. İcra memuru. Tahsildar (vergi, gümrük).

Telephone set : Telefon aygıtı.

Transmitter : Verici. İletici (telgrafa ait). Radyo tv vericisi. Telsiz. İletici. Nakledici. Uzak bir alıcı için hazırlanmış aıkımmıknatıssal imlemleri ya da ses imlemlerini yayan aygıt. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Aktarımcı.

Grip : İdrak etmek. Tokaç sapını çeşitli biçimlerde ve yapılacak vuruşa göre kavrayış durumu. Tokacın sapını el ile kavrayış biçimi. Tokaç tutuşu. Çekmek. Dikkatini çekmek. Sıkıştırmak. Tutmak. Yakalamak. Etkilemek.

Telephone handset : Telefon makinası.

Receiver : Alıcı. (radyo vb) alıcı. Bir tecim belgitini düzenliyenden alan ilk kişi. bir tecim belgitinde yazılı parayı borçlusundan alan kişi. Yediemin. Yığın iletişiminde örgütlü ya da örgütsüz aktarma araçlarıyla, kendisine bilgi ya da ileti yollanan kişi. Karşılayan. Tenis, bilgisayar, fizik, uzay, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır. Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi. Ahize (telefon).

Handle : (meseleyi) ele almak. Ellemek. Üstesinden gelmek. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kullanmak. Ele almak. Meşgul olmak. Sıkıştırma milini çeviren kol. Yumuşacık olmak. El tutma yeri.

Telephone : Zeng etmek. Telefon etmek. Telefonda söylemek. Telefon. Alısünlemek. Çınka. Telefon açmak. Alısün. Telefon ile konuşmak.

Handset synonyms : french telephone, transmitters, handsets, receiving set, hold.