Handsel türkçesi Handsel nedir

  • Pey.
  • İlk taksit.
  • Siftah ettirmek.

Handsel ingilizcede ne demek, Handsel nerede nasıl kullanılır?

Handseller : Ucuz eşya satan. Şans hediyesi. Ucuz mal satıcısı. Siftah. Yılbaşı hediyesi. Pey akçesi. İlk taksit pey akçesi. Uğur hediyesi. Pey. Ucuzcu.

Handset : Alısün makinesi. Elaygıtı. El terminali. Telefon ahizesi. Ahize. Mikrotelefon. Telefon makinesi. Eltakımı. Ağızlıklı ve kulaklıklı telefon cihazı.

Handsets : Telefon ahizesi. Eltakımı. Mikrotelefon. Ahize. Elaygıtı. El terminali. Telefon makinesi. Ağızlıklı ve kulaklıklı telefon cihazı.

Handsewn : Elle dikilmiş (dikiş makinesi ile değil). Elde dikilmiş. El dikişli. Elle örülmüş.

Telephone handset : Telefon ahizesi. Telefon makinası.

Hands down : Herhangi bir zorluk çekmeden. Çok kolaylıkla. Parmağını kıpırdatmadan. Tereyağından kıl çeker gibi. Şüphesiz. Hiç zorlanmadan. Kolayca. Kolaylıkla. Apaçık. Hiç güçlük çekmeden.

Hands up : Eller yukarı. Eller yukarı! komutu.

Hands on shoulders bend standing : Omuzda tutuş. Kolların, dirsekler yere bakmak üzere elleri omuzlara değdirmek için bükülü tutulduğu durum.

Hands on activity : Uygulamalı alıştırma.

Hands on : Deneyimli. Aktif katılımlı. Aktif katılım içeren. Elle çalıştırma gerektiren.

İngilizce Handsel Türkçe anlamı, Handsel eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Handsel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Take care : Sevgiyle kalın. Özen göstermek. Dikkat etmek. Sevgiyle kal. Dikkat göstermek. Dikkatli olmak. Gözetmek. Gayret etmek. İhmal etmemek.

Touch : Bağlantı. Yandışı. Tamamlayıcı ilave. İle ilgilenmek. Ellemek. İncitmek. Değmek. Etkilemek. Temas etmek.

Dispose of : İmha etmek. Satmak. Kurtulmak. İçmek. Kocaya vermek. Yok etmek. Elden çıkarmak. Belirli bir düzene göre yerleştirmek. Vermek. Yerleştirmek (belirli bir düzene göre).

Handseller : Uğur hediyesi. İlk taksit pey akçesi. Yılbaşı hediyesi. Ucuz mal satıcısı. Pey akçesi. Kapora. Siftah. Ucuz eşya satan. Ucuzcu.

Fistful : Avuç dolusu şey. Avuç dolusu.

Conduct : Sevk ve idare etmek. Yol göstermek. Kılavuzluk etmek. Davranış. Yöneltmek. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Davranım. Geçirmek. Olayların kendiliğinden akışı ya da yönlendirme sonucu izlediği süreç. Sesi iletmek.

Process : Süreç. Bir olayın düzenli olarak ve birbirini izleyen değişmelerle gelişmesi, başka bir olaya dönüşmesi. İşlem. Proses. Özel işlem uygulamak. Yöntem. Usul. İşlemek. Süregelen bir oluşum ya da yürümekte olan işlem. Çıkıntı.

Mishandle : Kötü idare etmek. Hor kullanmak. Kötü davranmak. Bozmak. İçine etmek. Kötü kullanmak. Kötü yönetmek. Yanlış bir yöntemle yapmak (bir işi). Perişan etmek. Berbat etmek.

 

Direct : Yönetmek. Yönlendirmek. Yöneltmek. Dolaysız. Dürüst. Tam. Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek. Yönetim işi. Doğrultmak. Aydınlatmak.

Manage : İşletmek. Yolunu bulmak. İcabına bakmak. Yetiştirmek. Terbiye etmek. İdare etmek. Geçinmek. Kıvırmak. Başarmak. Götürmek.

Handsel synonyms : get to grips, come to grips, control, deal, containerful, organize, administer, juggle, carry on, earnest money, coordinate, misconduct, care, mismanage, depositum, mind, administrate, organise, command, work.

Handsel zıt anlamlı kelimeler, Handsel kelime anlamı

Disorganise : Dağınık hale getirmek. Tertipsizleştirmek (disorganize olarak da yazılır). Karıştırmak. Karmakarışık etmek. Düzenini bozmak. Altüst etmek. (britanya ingilizcesi) düzensizleştirmek.

Disorganize : Düzenini bozmak. Altüst etmek. Karıştırmak. Karmakarışık etmek.

Right : Çeki düzen vermek. Doğrudan doğruya. Sağda. Dosdoğru. Tam. Doğru. Doğrulmak. Derleyip toplamak. Sağdan. Düzelmek.

Handsel ingilizce tanımı, definition of Handsel

Handsel kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Especially, a sale, gift, delivery, or using which is the first of a series, and regarded as an omen for the rest. An earnest. As the first money received for the sale of goods in the morning, the first money taken at a shop newly opened, the first present sent to a young woman on her wedding day, etc. A sale, gift, or delivery into the hand of another. A first installment. To give a handsel to.