Harassing türkçesi Harassing nedir

  • Havadan taciz.
  • Rahatsız etme.
  • İşkence etme.
  • Sıkıntı verme.
  • Tahrik etme.
  • Can sıkıcı.
  • Taciz etme.

Harassing ile ilgili cümleler

English: This man is harassing me.
Turkish: Bu adam beni taciz ediyor.

English: Slanderous, defamatory, obscene, indecent, lewd, pornographic, violent, abusive, insulting, threatening and harassing comments are not tolerated.
Turkish: İftira niteliğinde, küçük düşürücü, müstehcen, uygunsuz, iffetsiz, pornografik, şiddet, suistimal, hakaret, tehdit ve taciz yorumlarına katlanılmaz.

English: Tell your son to quit harassing my daughter.
Turkish: Oğluna kızımı taciz etmekten vazgeçmesini söyle.

English: Stop harassing Tom.
Turkish: Tom'u rahatsız etmeyi bırak.

English: Stop harassing me!
Turkish: Beni taciz etmeyi bırak!

Harassing ingilizcede ne demek, Harassing nerede nasıl kullanılır?

Harassing fire : Taciz ateşi.

Harassing tactics : Taciz taktiği. Birine veya bir şeye işkence etmek için kullanılan yöntem. Taciz etme taktikleri.

Harassingly : Sürekli rahatsız edici bir biçimde. Eziyet edercesine. Taciz edici bir şekilde. Usandırıcı bir biçimde.

Harass : Bizar etmek. Tacizde bulunmak. Taciz etmek. Çok yormak. Sıkmak. Bezdirmek. Rahatsız etmek. Canına okumak. Eziyet vermek. Rahat vermemek.

Harassed : Rahatsız etmek. Sıkmak. Taciz etmek. Canına okumak. Yorgun. Çok yormak. Bezdirmek. Yılmış.

 

Harassments : Tacizlik. Sıkma. Rahatsızlık. Taciz. Sinirlendirme. Usandırma. Sıkıntı. Usanç. Taciz etme.

Be harassed : Taciz edilmek. Tacize uğramak.

Act of harassment : Rahatsız etmek ve bozmak için tasarlanmış olan davranışta bulunmak. Tahrik etme ve kızdırma hareketi. Taciz etme hareketi.

Harasser : Sıkıntı veren biri veya bir şey. Baş belası. Eziyet eden kimse. Tacizci. Taciz eden kimse. İşkenceci.

Sexual harassment : Cinsel şiddet. Cinsel ayrımcılık. Cinsel taciz. Cinsiyeti veya cinsel yöneliminden dolayı rahatsız olma.

İngilizce Harassing Türkçe anlamı, Harassing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Harassing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Excruciating : Dayanılmaz. Şiddetli. Eziyetli. Acı veren. Dayanılmaz derecede acı veren. İşkence edici. Büyük acı veren.

Troubling : Kaygı verici. Tedirgin edici. Kaygıya sebep olan. Rahatsız eden. Endişe yaratan. Sıkıntılı. Rahatsızlığa sebep olan.

Hugging : Kucaklama. Sarılma.

Displeasing : Gücendiren. Gücendirme. Hoşa gitmeyen. Kızdıran. Nahoş.

Gripping : Kavrama. Sıkma. Tutma. Merak uyandıran. Sürükleyici. Meraklı. Dikkat çekici. Heyecanlı. İlginç. İlgi çekici.

Chippies : Çentik. Balık ve patates kızartması satılan yer. Çentikli. Bir tür amerikan serçesi. Tatsız. Serçe. Sarhoşluktan olan.

Arousal : Heyecan. Uyarma. Uyandırma. Canlandırma. Uyarılma.

Torturing : Eziyet etmek. İşkence etmek. Çektirmek. İşkence. Tazip. Çarpıtmak.

Embarrassing : Mahcup edici. Zor duruma sokan. Mahçup edici. Utandırıcı. Yüz kızartıcı. Huzursuz edici.

 

Baiting : Canını sıkma. Mola. Konaklama. Kızdırma.

Harassing synonyms : snogging, disquieting, molestations, annoying, depressive, abetment, petting, solicitations, smooching, do not disturb, pestering, gripier, harassments, annoyance, baitings, bothersome, snuggling, galling, harassment, kissing, disturbance, molestation, boring, disagreeable, necking, blah, fondling, dreary, aggravating, spur on, annoyances, gripiest, harrowing.