Hearses türkçesi Hearses nedir

  • Cenaze arabası.
  • Üçgen mumluk.

Hearses ingilizcede ne demek, Hearses nerede nasıl kullanılır?

Rehearses : Tekrarlamak. Prova etmek. Anlatmak. Prova etmek (oyun veya müzik vb'ni). Prova yapmak. Ezberden okumak. Yinelemek. Nakletmek. Sayıp dökmek.

Hearse cloth : Cenazelerde de tabutlara örtülen bez. Tabut örtüsü.

Hearse : Üçgen mumluk. Cenaze arabası.

Hearsecloth : Cenazelerde de tabutlara örtülen bez. Tabut örtüsü.

Rehearse : Tekrarlamak. Anlatmak. Prova etmek (oyun veya müzik vb'ni). Ezberden okumak. Sayıp dökmek. Yinelemek. Prova etmek. Nakletmek. Prova yapmak.

Hearsay evidence : Başkalarından işitilerek öne sürülen delil. Dolaylı delil. Kulaktan dolma delil. Kulaktan dolma kanıt. Dolaylı kanıt. Söylentiye dayanan kanıt.

Hearsay witness : Şahsi bilgilerine dayalı olmaktan çok başkasından duyulan bilgiyi rapor eden tanık. Başkasından işitilen bilgiyi bildiren tanık.

Unrehearsed : Hazırlıksız. Doğaçtan. Provasız.

Hears : Yargılamak. Duymak. Haber almak. Dinlemek. İşitmek. Onaylamak. Kulak vermek. Mektup almak. Dava görmek. Öğrenmek.

Rehearsed : Tekrarlamak. Prova yapmak. Prova edilmiş. Sayıp dökmek. Tekrarlanmış. Ezberden okumak.

İngilizce Hearses Türkçe anlamı, Hearses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hearses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cacophonous : Ahenksiz. Kakofonik.

Cacophonic : Uyumsuz. Kakafonik. Ahenksiz bir sesi olan. Kulak tırmalayan. Ahenksiz. Akordsuz.

Husky : Boğuk. Dinç kimse. Kısık (ses). Dinç. Kısık. Eskimo köpeği. Kabuklu. Kapı gibi. Eskimo. Güçlü.

Gruff : Boğuk sesli. Hırçın. Aksi. Huysuz. Boğuk. Sevimsiz. Katı. Sert. Kaba. Ters.

Indirect : Dolaşık. Vasıtalı. Dolaylı. Endirekt. Aldatıcı. Aktarmalı. Dolambaçlı. Kinayeli. İmalı.

Hearses synonyms : hearse.

Hearses zıt anlamlı kelimeler, Hearses kelime anlamı

Euphonious : Ahenkli. Sesi kulağa hoş gelen. Hoş sesli.

Direct : Adres yazmak (gönderiye). Yöneltmek. Çevirmek. Direkt. Kesin. İdare etmek. Doğru. Tam. Düz. Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek.