Hears türkçesi Hears nedir

Hears ile ilgili cümleler

English: Ali cries every time he hears this song.
Turkish: Ali bu şarkıyı her duyuşunda ağlar.

English: Ali hears from Mary once in a while.
Turkish: Ali arada bir Mary'den haber alır.

English: Ali thinks he hears something.
Turkish: Ali bir şey duyduğunu düşünüyor.

English: Ali knows he hears something.
Turkish: Ali bir şey duyduğunu biliyor.

English: Ali hears from Mary every now and then.
Turkish: Ali zaman zaman Mary'den haber alır.

Hears ingilizcede ne demek, Hears nerede nasıl kullanılır?

Hearsay : Şayia. Söylenti. Söz. Kulak dolgunluğu. Rivayet. Kulaktan dolma. Duyuma dayalı anlatım. Bir tanığın başka bir kimseden aldığı bilgilere dayanarak yaptığı tanıklık. Kulaktan dolma bilgi. Dedikodu.

Hearsay evidence : Dolaylı delil. Başkalarından işitilerek öne sürülen delil. Kulaktan dolma delil. Söylentiye dayanan kanıt. Dolaylı kanıt. Kulaktan dolma kanıt.

Hearsay witness : Şahsi bilgilerine dayalı olmaktan çok başkasından duyulan bilgiyi rapor eden tanık. Başkasından işitilen bilgiyi bildiren tanık.

Hearsays : Kulak dolgunluğu. Dedikodu. Duyuma dayalı anlatım. Kulaktan dolma. Şayia. Rivayet. Söz. Söylenti. Bir tanığın başka bir kimseden aldığı bilgilere dayanarak yaptığı tanıklık.

 

Hearse : Üçgen mumluk. Cenaze arabası.

Hearses : Cenaze arabası. Üçgen mumluk.

Chorus rehearsal room : Bir tiyatroda koronun çalıştığı yer. Koro çalışma yeri.

Hearst : Soyadı. William randolph hearst (1863-1951). Hearst corporation'ın kurucusu. Amerikalı medya patronu ve kapitalist.

William randolph hearst : (1863-1951) amerikalı medya patronu ve kapitalist. Hearst şirketi'nin kurucusu.

Hearsing : Onaylamak. Dava görmek. Duymak. Haber almak. Yargılamak. Mektup almak. Kulak vermek. Öğrenmek. İşitmek.

İngilizce Hears Türkçe anlamı, Hears eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hears ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Affirming : İddia etmek. Beyan etmek. Doğrulamak. Bildirmek. İleri sürmek. Söylemek.

Elicit : Yol açmak. Çıkarmak. Ortaya çıkarmak. Tepki göstermek. Ortaya çıkarmak (gerçeği). Tepkiye neden olmak. Temin etmek. Edinmek (bilgi). Gerçeği ortaya çıkarmak.

Auscultates : Steteskop ile dinlemek. Steteskop ile muayene etmek.

Interrogating : Sorgulama. Soru sormak. Sorguya çekmek. Sorgulamak.

Elicited : Çıkarmak. Meydana çıkarmak. Tepkiye neden olmak. Sağlanmış (bilgi, cevap). Aydınlığa çıkartılmış. Tepki göstermek. Temin edilmiş. Aydınlatmak.

Decreeing : Kararname. Karar vermek. Emretmek. İrade. Hüküm vermek. Karara bağlamak. Buyurmak. Karar name. Hükme bağlamak.

Acknowledges : Kabullenmek. Doğruluğunu kabul etmek. Alındığını bildirmek. Teslim etmek. Tanımak. İtiraf etmek. Kabul etmek. Aldığını bildirmek. İkrar etmek.

 

Auscultated : Steteskop ile dinlemek. Steteskop ile muayene etmek.

Hears synonyms : get a line, get word, get the goods, harkening, learns, wise up, harkens, decree, get wind of, find, adjudicatio, gauge, ascertains, keep track, feels, overhear, sense, hear about, getting wind of, attended, trip up, be aware of, understand, applauding, give ear to, attend, auscultate, hear from, acquaint oneself, approve, learn, larn, acquaint oneself with.

Hears zıt anlamlı kelimeler, Hears kelime anlamı

Cowardice : Cesaretsizlik. Çekingenlik. Korkaklık. Namertlik. Ödleklik. Alçaklık.