Duymak nedir, Duymak ne demek

  • Bilgi almak, öğrenmek, haber almak
  • Sezmek, fark etmek, hissetmek.
  • İşitmek, ses almak.
  • Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek.
  • Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.

"Duymak" ile ilgili cümleler

  • "Güzel olmasın fakat ruhu olsun, bir şey duysun." - H. C. Yalçın
  • "Yüzme denilen mucizeyi ancak beş altı sene sonra avuçlarımızın içinde duyabilecektik." - B. R. Eyuboğlu
  • "Bir köylüden burada avlandığınızı duydum." - Halikarnas Balıkçısı
  • "Elimin üzerinde bir böceğin gezdiğini duydum."
  • "Çamaşırcı Fatma kadın annemin duymayan kulaklarına yalvarıyor." - Y. Z. Ortaç

Yerel Türkçe anlamı:

Duymak, işitmek

Duymak tanımı, anlamı:

Vurdumduymaz : Anladığı hâlde anlamamış gibi davranan, umursamaz, aldırmaz, aldırışsız, duygusuz, duvar yüzlü.

Duyma : Duymak işi.

Alaka duymak : İlgi duymak.

Antipati duymak : Kanı kaynamamak.

Arzu duymak : Birine veya bir şeye karşı istek duymak.

Azap duymak : Acı çekmek, üzülmek.

Eziklik duymak : Kendini mahcup hissetmek.

Ferahlık duymak : İçinin açıklığını, rahatlığını hissetmek.

Gurur duymak : Gururlanmak.

Güven duymak : Güvenmek, inanmak.

Güvensizlik duymak : Güvenmemek.

Hayranlık duymak : Çok beğenmek, tutkuyla bağlanmak.

 

Haz duymak : Hoşlanmak.

Heyecan duymak : Heyecanlanmak.

Hicap duymak : Utanmak.

Hoşnutluk duymak : Memnun olmak.

Hüzün duymak : Hüzünlü duruma gelmek, üzülmek.

İçinde duymak : Hissetmek, varlığını algılamak.

İhtiyaç duymak : Bir kimseyi veya bir şeyi gerekli saymak.

İlgi duymak : Bir işe, bir olaya, bir kimseye önem vermek, yakınlık duymak.

İstek duymak : Bir şeye karşı eğilim duymak, arzulamak.

İştiyak duymak : Göreceği gelmek, özlemek.

Kıvanç duymak : Sevinmek, mutlu olmak. övünmek.

Melal duymak : Üzüntülü olmak, dertlenmek.

Merhamet duymak : Acıma veya şefkat duygusu uyanmak veya kabarmak.

Minnet duymak : Birinin iyiliğine karşı kendini ona borçlu saymak.

Nedamet duymak : Pişman olmak.

Nefret duymak : Birinden tiksinmek, hoşlanmamak.

Ölümün soluğunu ensesinde duymak : Her an öleceğini beklemek, ölüm korkusu ile dolu olmak.

Onur duymak : Onurlanmak.

Övünç duymak : İftihar etmek, kıvanmak.

Özlemini duymak : Yürekten istemek, arzu etmek.

Pişmanlık duymak : Pişman olmak.

Rahatsızlık duymak : Tedirgin olmak, huzurunun ve rahatının kaçtığını hissetmek.

Saygı duymak : Birine, bir şeye karşı saygı hissetmek.

Sempati duymak : Birini sevimli, cana yakın bulmak.

Takatsizlik duymak : Güçsüz ve kuvvetsiz kaldığını anlamak.

Tepki duymak : Bir olay veya durum karşısındaki düşüncesini söz veya davranışla belirtmek, tepki koymak.

Utanç duymak : Utanmak.

Yabancılık duymak : Bir kimseye, bir şeye alışamamak.

Yakınlık duymak : Birine karşı sevgi veya ilgi duymak.

Yeis duymak : Üzüntü çekmek, kahrolmak.

Bilgi : İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Bilim.

 

Öğrenmek : Haber almak. Bellemek. Bilgi edinmek. Yetenek, beceri kazanmak.

Haber : İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi. Yüklem. Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık. Bilgi.

İşitmek : Kulakla algılamak, duymak. Haber almak.

Dokunma : Dokunmak (I) işi, temas. Dokunmak (II) işi.

Koklama : Koklamak işi.

Algılamak : Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.

Almak : Yol gitmek, mesafe katetmek. Başlamak. Kısaltmak, eksiltmek. Erkek, kadınla evlenmek. Birlikte götürmek. Kazanmak, elde etmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Soldurmak. İçine sığmak. Görevden, işten çekmek. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Yutmak, kullanmak. Temizlemek. İçeri sızmak, içine çekmek. Yolmak, koparmak. Örtmek, koymak. İçecek veya sigara içmek. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Tat veya koku duymak. Sürükleyip götürmek. Bürümek, sarmak, kaplamak. Kabul etmek. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Kazanç sağlamak. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Gidermek, yok etmek. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Yer değiştirmek. Göreve, işe başlatmak. Ele geçirmek, fethetmek. İçeri girmesini sağlamak. Çalmak.

Ses : Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Aralarında uyum bulunan titreşimler. Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Duygu ve düşünce. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim.

Sezmek : Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek. Anlamak, fark etmek.

Fark : Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans. Ayrım. Çıkarma işleminin sonucu.

Etmek : Herhangi bir değerde olmak. Demek, söylemek. Kötülükte bulunmak. Bir işi yapmak. Bulmak, erişmek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Eşit değer kazanmak.

Hissetmek : Saymak, addetmek. Fiziksel bir uyarıyı duymak. Bir şeyden etkilenmek, duymak. Sezmek, farkına varmak, anlamak.

Duymak ile ilgili Cümleler

  • Duymak istediğini sana söyleyemem.
  • Duymak istiyor musun?
  • Dün ne yaptığın hakkında duymak istemiyorum.
  • Ama hiç kimse bunu duymak istemedi.
  • Duymak istediğim de buydu.
  • Kimin kazandığını duymak istiyorum.
  • Burak hakkında daha fazla duymak istiyorum.
  • Onlar senin şarkı söylediğini duymak istiyor.
  • Duymak istediğim bu değildi.
  • Eğlenceli bir şey duymak ister misin?
  • Duymak istediğim şey bu.
  • Duymak istediğin şey bu mu?
  • Ali pul koleksiyonu ile gurur duymaktadır.
  • Duymak kolaydır.

Diğer dillerde Duymak anlamı nedir?

İngilizce'de Duymak ne demek? : v. hear, come to know, feel

Fransızca'da Duymak : entendre, éprouver, blairer, ouïr, ressentir, sentir

Almanca'da Duymak : v. aufschnappen, bemerken, empfinden, fühlen, hören, verspüren

Rusça'da Duymak : v. чувствовать, ощущать, осязать, чуять, улавливать, слышать, наслушаться, догадываться, проведывать, испытывать, дойти, почувствовать, ощутить, догадаться, проведать, испытать, доходить