Hear about türkçesi Hear about nedir

Hear about ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't want to hear about it.
Turkish: Ali onun hakkında duymak istemiyor.

English: Ali didn't want to hear about my problems.
Turkish: Ali sorunlarımı dinlemek istemiyordu.

English: Are you sure you want to hear about this?
Turkish: Bunun hakkında duymak istediğinden emin misin?

English: Did you hear about Ali and Mary splitting up?
Turkish: Ali ve Mary'nin ayrılmaları hakkında bir şey duydun mu?

English: Ali didn't want to hear about all of Mary's problems, but he sat quietly and listened.
Turkish: Ali Mary'nin problemlerinin tamamını duymak istemiyordu fakat sessizce oturdu ve dinledi.

Hear about ingilizcede ne demek, Hear about nerede nasıl kullanılır?

Hear : İfadesini almak. Öğrenmek. Onaylamak. Dava görmek. Kulak vermek. Dikkatle dinlemek. Mektup almak. Dinlemek. İşitmek. Yargılamak.

About : İlgili. Üzerine. Hemen hemen. Yanında. Şuraya buraya. Şurada burada. Şuralarda. -e ne dersin?. -den ne haber?. Üzere.

Hear a case : Davaya bakmak. Muhakeme etmek.

Hear a pin drop : Sinek uçsa duymak.

Hear a shot : Silah sesi işitmek.

Hear evidence : Tanığı dinlemek. Şahidi dinlemek.

İngilizce Hear about Türkçe anlamı, Hear about eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Hear about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be up : Sona ermiş olmak. İyi anlamak. Yataktan kalkmış olmak. Yükselmiş olmak (seviyesi veya derecesi). Yükselmek. Bitmiş olmak. Yatmamış olmak (uykuya). Ayakta olmak. Artmış olmak.

Be acquainted : Tanışmak. Aşina olmak.

Sense : Duyarlı olmak. His. Hissetmek. Tek iplikli nükleik asidin polaritesi. Eğilim. Farkında olmak. Genel düşünce. Kelimenin tek başına veya söz içindeki öteki ögeler ile bağlantılı olarak zihinde yarattığı kavramlardan her biri: kestirmek ağaç kestirmek, kumaş kestirmek, bir şeyi tahmin edebilmek: işin sonunda nereye varacağını kestiremiyorum; birazcık uyumak: bir saat kadar kestirirsem kendimi toplayabilirim vb. Duyum. Sezmek.

Become aware of : Farkına varmak. Farketmiş olmak. Farketmek.

Catch : Yakalanan şeyin miktarı. Basmak. Yakalanmak. Geçmek. Çarpmak. Takılmak. Tutma. Çalışmak (mekanizma). Bityeniği. Baskın yapmak.

Be in on : Bir şeyin içinde yer almak. Dahil olmak. Payı olmak. Bir eylemin içinde olmak. Paylaşmak. Bir plana dahil olmak. Bir eyleme katılmak. Katılmak.

Cognise : Tanımak. Kavramak.

Be in the swim : Faal bir sosyal hayatı olmak. Katılmak. Yeralmak. Faal bir hayat sürmek. Yer almak.

Get : Gelmek. Gidip almak. Getirmek. Hale gelmek. Kazanmak. Vurmak. Canına okumak. Kavramak. Hazırlamak. Ele geçirmek.

Be up on : Becerikli olmak. Uzman olmak. İyi yetişmiş olmak. Belli bir konuda bilgili olmak. Bir işten anlamak.

Hear about synonyms : feel, be up to, be on to, be aware of something, get wind, hears, be informed, hear of, hearsing, cognize, be cognizant of, getting wind of, be informed about, cognised, cognises, be informed of, be out of the swim, get wind of, be aware of, acquaint oneself with, be onto, become aware of something, have notice of, acquaints, understand, come to know, be hip to, know about, be conscious of, feels, hear, have heard, be aware.