Sense türkçesi Sense nedir

  • Duyu.
  • Bir simge, kavram ya da bir ölçümün belli bir dizgeye göre taşıdığı içlem ya da içerim.
  • Farkında olmak.
  • Duyum.
  • Algı.
  • Tek iplikli nükleik asidin polaritesi.
  • Kanı.
  • Anlayış.
  • Yön.
  • Duygu.
  • Bilgisayar, eğitim, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Düşünce.
  • İçine doğmak.
  • Algılamak.
  • Zeka.
  • Genel düşünce.
  • Eğilim.
  • Hissetmek.
  • İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği.
  • Akıl.
  • Duymak.
  • Kelimenin tek başına veya söz içindeki öteki ögeler ile bağlantılı olarak zihinde yarattığı kavramlardan her biri: kestirmek ağaç kestirmek, kumaş kestirmek, bir şeyi tahmin edebilmek: işin sonunda nereye varacağını kestiremiyorum; birazcık uyumak: bir saat kadar kestirirsem kendimi toplayabilirim vb.
  • Sezmek.
  • Anlamak.
  • Anlama yetisi.
  • Duyarlı olmak.
  • His.
  • Anlam.

Sense ile ilgili cümleler

English: A dog has a sharp sense of smell.
Turkish: Bir köpek keskin bir koku alma duyusuna sahiptir.

English: A dog's sense of smell is much keener than a human's.
Turkish: Bir köpeğin koku alma duygusu, bir insanınkinden çok daha keskindir.

English: Ali certainly seems to have a sense of humor.
Turkish: Ali kesinlikle mizah duygusuna sahip gibi görünüyor.

English: A sense of expectation is hanging in the air.
Turkish: Bir beklenti hissi ortalıkta dolaşıyor.

 

English: A dog has an acute sense of smell.
Turkish: Bir köpeğin keskin bir koku alma duyusu vardır.

Sense ingilizcede ne demek, Sense nerede nasıl kullanılır?

Sense danger : Tehlike sezmek.

Sense deception : Duyu yanılgısı. Duyu örgenlerinin yapısı ya da uyaranların nitelik ve sunuluş biçiminden doğan algı yanılması.

Sense for business : İşin hissedilmesi. Paranın anlaşılması.

Sense impression : Hassasiyet.

Sense of a word : Bir kelimenin anlamı.

Sense of control : Kontrol hissii. Otorite hissi.

Sense of belonging : İlişkinlik duygusu. Mensubiyet hissi. Aitlik hissi. Aidiyet duygusu. Aidiyet hissi. Mensubiyet duygusu. Ailede çocuklar ile yetişkinlerin birbirlerine bağlı olduklarını bilmeleri, kendilerine gereksinme duyulduğunu sezmeleri. bir toplumsal kümeyi oluşturan kişilerin birbirlerine bağlı olduklarını duymaları.

Sense of duty : Vazife şuuru. Görev anlayışı.

Sense of humour : Espri anlayışı. Mizah anlayışı. Mizah gücü.

Sense of community : Toplumsallık bilinci. Toplumsallık duygusu. Kamu vicdanı.

İngilizce Sense Türkçe anlamı, Sense eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sense ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hearsing : Yargılamak. Mektup almak. Kulak vermek. Onaylamak. İşitmek. Öğrenmek. Haber almak. Dava görmek.

Chump : Çiğnemek. Kelle. Alık. Aptal. Kafa. Pirzola. Enayi. Takoz. Kütük. Kuzu filetosu.

Figure it out : Hesaplamak. Halletmek. Bir yolunu bul. Toplamak. Kavramak. İdrak etmek. Çözmek.

Smelled : Kokusunda olmak. Koklamak. Kokusunu almak. Kötü kokmak. Kokmak. Kokan. Koku almak.

Complexion : Tutum. Ten. Genel görünüm. Görünüm. Yüzün rengi. Ten rengi. Cilt. Beniz. Renk.

 

Realizes : Kazanmak. Farkına varmak. Farketmek. Gerçekleştirmek. İdrak etmek. Tahakkuk ettirmek. Kar etmek. Kavramak. Fark etmek.

Divines : Falcı. Tahmin etmek. Gaipten haber vermek. Harikulade bulmak. Kutsal. İlahi. Kehanette bulunmak.

Comprehends : Kavramak. Bilincine varmak. İdrak etmek. -in esasını kavramak. -i anlamak. Kapsamak. İçine almak. İhtiva etmek.

Inclinations : Eğim açısı. Eğim. Beğeni. Meyil. Bayır. Eğiklik. Eğinim. Yokuş. Eğilme. Yatma.

Sense synonyms : tumble to, ascertain, appreciates, ingeniousness, apprehend, be cognizant of, aspect, awareness, braining, rubric, realize, explanations, forefeel, discernment, brain, be aware of, ideas, conclusions, divine, bent, grasp, get, meaning, conceit, acuteness, emotions, esthesia, recognizes, perceived, inclination, fettle, apprehended, attitudes.

Sense zıt anlamlı kelimeler, Sense kelime anlamı

Sense antonyms : incognizance.

Sense ingilizce tanımı, definition of Sense

Sense kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the senses of sight, smell, hearing, taste, and touch. [Bakınız: Muscular sense]. To recognize. To perceive by the senses. A faculty, possessed by animals, of perceiving external objects by means of impressions made upon certain organs (sensory or sense organs) of the body, or of perceiving changes in the condition of the body.