Kavramak nedir, Kavramak ne demek
- Elle sıkıca tutmak

- Motorlu araçlarda lastik yolu kavramak.
- Motorlu araçlarda debriyaj pedalı görev yapmak.
- Bir nesne veya düşünceyi her yönünü anlamak, iyice anlamak.
"Kavramak" ile ilgili cümleler
- "Çocuğu koltuk altlarından kavrayıp kaldırdı." - N. Cumalı
- "Bilim yoluyla olguları kavrayıp sıralayabiliriz." - O. Hançerlioğlu
Yerel Türkçe anlamı:
Sancılanmak, ağrımak.
Orakla ekin biçmek.
El ile ekin yolmak.
Bir şeyi yakmak, kızartmak.
Küçük orakla ekin biçmek.
Kaçırmak : Kız kavramak.
Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:
[Bakınız: yakalamak]
Eğitim alanındaki sözlük anlamı:
Düşünmek. 3.-Anlamak.
Karşılaşılan sorunları, yeni durumları ve düşünceleri zihinde oluşturmak.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Orakla biçmek. (-Amasya)
İngilizce'de Kavramak ne demek? Kavramak ingilizcesi nedir?:
conceive
Fransızca'da Kavramak ne demek?:
happer
Kavramak tanımı, anlamı:
Kavrama : İki dikme arasındaki sağlamlığı ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan yatay ahşap parça. Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme. Küçük orak. Kavramak işi, anlama, anlamaklık, algılama.
Kavram : Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu. Karın zarı, periton. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon.
Tutmak : Ulaşmak, varmak. İşgal etmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Uğramak. İş görebilmek. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Hedef olarak almak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Kaplamak. Bir şey düşünmek. Sarmak, bürümek. Sürmek, zaman almak. Benimsemek, beğenmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Bağlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. İzlemek. Sunmak. Elde bulundurmak, ele almak. Bir kimsenin yerini almak. Başlamak. Hizmetine almak veya kiralamak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Alacağa veya vereceğe saymak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Kullanmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Bırakmamak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Ele geçirmek, yakalamak. Varsaymak, farz etmek. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Kapatmak, sarmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Avlamak. Yaklaştırmak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Beklenen sonucu vermek.
Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
Düşünce : Tasa, kaygı, sıkıntı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı.
Anlamak : Doğru ve yerinde bulmak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Sorup öğrenmek. Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Yarar sağlamak. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek.
Motorlu : Motorla çalışan.
Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.
Debriyaj : Otomobillerde kavrama yöntemi ile kenetlenmiş iki mili birbirinden ayıran ve çekici mili hareket düzeninde tutarak çekilen milin durmasını ve bu işlem sonunda aracın hareketini sağlayan düzenek. Bu düzeneği işletmeye yarayan ayaklık.
Sıkıca : Sıkı bir biçimde.
Lastik : Bir tür esnek örgü. Korse. Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit. Taşıtların jantlarına yerleştirilen, elastiki tekerlek bandajı. Kauçuktan yapılmış ayakkabı. Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç. Kauçuktan yazı silgisi. Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit. Kauçuktan yapılmış.
Kavramak : Motorlu araçlarda debriyaj pedalı görev yapmak. Elle sıkıca tutmak. Bir nesne veya düşünceyi her yönünü anlamak, iyice anlamak. Motorlu araçlarda lastik yolu kavramak.
Kavramak ile ilgili Cümleler
- El kitabını kavramak imkansız.
- Bu dikiş makinasını kavramak ne kadar sürer?
Diğer dillerde Kavramak anlamı nedir?
İngilizce'de Kavramak ne demek? : n. compass
v. understand, absorb, comprehend, fathom, seize, grasp, get a grip, hold, apperceive, appreciate, apprehend, bite, catch, catch on, clasp, clench, clip, clutch, come home, conceive, cup, dawn on, digest, discern, get, get hold of, grip, latch on to
Fransızca'da Kavramak : empoigner, couvrir, comprendre, saisir, embrayer, pénétrer
Almanca'da Kavramak : v. auffassen, begreifen, erfassen, fassen, innewerden, kapieren, löffeln, wegbekommen, zufassen
Rusça'da Kavramak : v. схватывать, понимать, смекать, улавливать, уяснять, соображать, познавать, входить, схватить, понять, уяснить, сообразить, познать, войти

Bu kısımda Kavramak nedir? Kavramak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kavramak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kavramak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.