Figure it out türkçesi Figure it out nedir

Figure it out ile ilgili cümleler

English: You should try to figure it out for yourself.
Turkish: Bunu kendin anlamaya çalışmalısın.

English: How did you figure it out?
Turkish: Bunu nasıl anladın?

English: Can you help me figure it out?
Turkish: Onu anlamama yardım edebilir misin?

English: You need to figure it out by yourself.
Turkish: Bunu kendin halletmelisin.

English: Ali couldn't figure it out.
Turkish: Ali onu çözemedi.

Figure it out ingilizcede ne demek, Figure it out nerede nasıl kullanılır?

Figure : Sayıları gösteren simgelerden her biri. Beden yapısı. Şahıs. Boy. İnsan tasviri. Şekil. Sanmak. Vücut yapısı. Saymak. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır.

It : Cinsel ilişki. Ebe (oyunda). Ona. Onu. İtalyan. O. Cazibe. Ebe (oyunlarda). İlişki. Şahsiyet.

Out : Dışarı atmak. Çıkış. Ortaya çıkmak. Kendini belli etmek. Çıkarmak. Yanmak. Bayılmak. Dışarı. Kovmak. Dışarı çıkarmak.

Bluff it out : Blöf yaparak kurtulmak.

Brazen it out : Pişkinlikle karşılamak. Geçiştirmek. Yüzsüzlüğe vurmak. Üzerinde durmamak. Aldırmayarak geciktirmek.

Hot foot it out of somewhere : Bir yerden çekip gitmek.

Get it out of your head : Onu aklından çıkar. O işi unut.

 

Check it out : Şuna baksana. Kontrol et. Bak. Şuna bir bak. Göz at.

Face it out : Karşı karşıya gelmek. Sonuna kadar götürmek. Yüz yüze gelmek. Sonuna kadar direnmek. Cesaretle karşılamak. Üzerine gitmek.

Have it out with somebody : İlişkisi bitmek.

İngilizce Figure it out Türkçe anlamı, Figure it out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Figure it out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Compounding : Bileştirme. Birleştirmek. Uzlaşmak. Bileşik hazırlama. Taksitle ödemek. Örtbas etmek. Artırmak. Anlaşmak. Takipten vazgeçmek.

Add up : Toplama yapmak. Belli olmak. Toplamını bulmak. Akla yatkın olmak. Bir arada toplamak. Anlamına gelmek. Bir anlamı olmak. Tekabül etmek. Üst üste koymak.

Perceived : Seçmek. Farketmek. Hissetmek. Algılanan. Sezmek. Farkedilen. Kestirmek.

Apprehending : Korkuyla beklemek. Korkmak. Yakalamak. Endişe etmek. Tutuklamak. Tevkif etmek.

Appreciates : Zevk almak. Değerlendirmek. Minnettar olmak. Değer vermek. Fiyatını yükseltmek. Takdirle karşılamak. Değerlemek. Teşekkür borçlu olmak.

Discounting : İndirim yapma. Kırdırmak (senet). Senetlerin acil bir nakit gereksinimi durumunda piyasa fiyatının altında satılması. faizinin peşin alındığı borç. hisse senedi piyasa fiyatının yazılı değerinin altında olması. İskonto ettirmek. Kırmak (senet). Önemsememek. Kırdırma. Önceden düşünmek. Tenzil etme.

Dig : Kazı yapmak. İncelemek. Yemeğe girişmek. Dürtmek. Lojman. Ç.pansiyon. Kazı. Kazma.

Adjusts : Hizaya getirmek. Parlamak. Adapte olmak. Uyarlamak. Uymak. Alışmak. Alıştırmak. Ayar çekmek. Ayarlamak.

 

Aggregated : Birleştirmek. Kümelenmiş. Ulaşmak (toplamı). Etmek (toplamı).

Figure it out synonyms : decern, deal with, clearing up, clear up, deciphering, bites, cipher out, arranges, discern, cast loose, calculate, compute, adjust, be a good judge of, amasses, decoded, estimating, agglomerates, agglomerate, fathomed, comprehend, accumulate, assess, calculates, comprehends, discerned, pick up, absorbs, aggregates, cadillace, deciphered, deciphers, apperceive.