Compounding türkçesi Compounding nedir

Compounding ingilizcede ne demek, Compounding nerede nasıl kullanılır?

Compound adjective : Birden çok kelimenin kendi anlamlarını koruyarak veya değiştirerek tek bir anlam oluşturacak biçimde bir araya gelmesiyle oluşan sıfat: boşboğaz (kadın), ağırbaşlı (davranış), kalın kafalı (koca), tezcanlı (adam), birtakım (işler), birçok (kimse), cingöz (çocuk), başıboş (hayvan) eli açık (kimse), beyaz tenli (kız), güler yüzlü (genç), cana yakın (çocuk) vb. (gramer) iki bölümden oluşan ve genellikle tire ile yazılan sıfat (örneğin : never-ending, worn-out). Birleşik sıfat. Sıfat tamlaması. Bileşik sıfat.

Compound arch : Bileşik kiriş. Bileşik kemer. Kompoze kiriş.

Compound attacks : Bileşik saldırılar. Kılıçoyunu vuruşma ve yarışmalarında, birden çok eylemi kapsayan saldırılar (bir-iki, kesme-sıyırma, ikileme.... gi-bi).

Compound beam : Bileşik kiriş.

Compound by : Artmak.

Compound curve : Sepetkulpu eğrisi. Birleştirilmiş kurb. Mürekkep eğri.

Compound document : Bileşik belge.

Compound circuit : Bileşik devre.

Compound coil : Bileşik bobin. Çift makara.

 

Compound document architecture : Bileşik belge mimarisi.

İngilizce Compounding Türkçe anlamı, Compounding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Compounding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amplifying : Geniş olarak açıklamak. Yükseltmek (ses). Büyütmek. Genişletmek.

Complete : Tümlemek. Tam. Tamamlanmış. Bütünlemek. Yerine getirmek. İyice. Eksiksiz. Tekmillemek. Yeniden tamamlama.

Ally : Katılmak. Müttefik ülke. Ticaret serbestliği. Katmak. Müttefik. Arkadaş. Birleşmek. Dost.

Capitulates : Taahhüt etmek. Silahları bırakmak. Teslim şartlarını kararlaştırmak. Teslim olmak. Taviz vermek.

Agrees : Kabul etmek. Kararlaştırmak. Uyuşmak. Uymak. Hemfikir olmak. Birleşmek. Bağdaşmak. Uymak (bir başka şeye).

Deal with : -i idare etmek. Gerekeni yapıp üstesinden gelmek. Uğraşmak. Muhatap olmak. İş yapmak. İlgili olmak. Ticaretini yapmak. -e değinmek. İle ilgilenmek.

Adjudicates : Yargıcılık yapmak. İhale etmek. Hükmüne varmak. Kararına varmak. Karar vermek. Hakemlik etmek. Hükme bağlamak. Hüküm vermek. Kararlaştırmak.

Add to : Arttırılmış etkisi olmak. Çoğaltmak. İlave etmek. Ekle. Kapsamak. Eklemek. Ekleme yeri.

Blending : Karıştırma. Karıştırılmış. Paçallama. Harman. Paçal yapma. Karışım. Çeşitli malları örneğin çay, kahve, şarap gibi nesnelerin çeşitlerini geliştirme amacıyla harmanlayarak karıştırma. Sıvıları birbirine karıştırma işlemi. Harmanlama. Karışımları iyice birbirine karıştırma işi.

Cloaking : Gizlemek. Saklamak. Gizleme sistemi. Örtmek.

Compounding synonyms : change of integrity, interspersal, integration, commixture, blend, amplifies, add, clearing up, union, affixation, compositions, be in rapport with, aggrandizes, blanket, picture insertion, attachment, mix, boom, conceal, pay on account, come to a mutual understanding, clinch, adjudicate, amalgamating, augment, decode, aggrandise, breaks, aggregate, cut loose, compromise, consolidation, deciphers.

 

Compounding zıt anlamlı kelimeler, Compounding kelime anlamı

Disunion : Nifak. İkilik. Ayrılma. Anlaşmazlık. Uyuşmazlık. İhtilaf. Bölünme.