Figure türkçesi Figure nedir

  • Endam.
  • Sayar.
  • Şahsiyet.
  • Sanmak.
  • Şekil.
  • İfade etmek.
  • Desen.
  • Pos.
  • Süslemek.
  • Tasvir etmek.
  • Resmetmek.
  • Vücut yapısı.
  • Saymak.
  • İnsan tasviri.
  • Olarak yer almak.
  • Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır.
  • Sayı.
  • Figür.
  • Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye ve birkaç değişken arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgisel anlatım türü.
  • Görünmek.
  • Şahıs.
  • Resim.
  • Fiyat.
  • Sayıları gösteren simgelerden her biri.
  • Biçim.
  • Çizge.
  • Boy.
  • Rakam.
  • Anlamı olmak.
  • Önemli kişi.
  • İnanmak.
  • Şekillendirmek.
  • Yer almak.
  • Beden yapısı.

Figure ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't figure out how to do it.
Turkish: Ali onu nasıl yapacağını anlayamadı.

English: A really perceptive person can figure out a whole situation with just a few clues. That's the kind of person I want you to become.
Turkish: Sezgileri gerçekten kuvvetli bir insan bütün bir durumu sadece birkaç ipucuyla çözebilir. Bu olmak istediğim kişi türüdür.

English: Ali couldn't figure it out.
Turkish: Ali onu çözemedi.

English: Ali can't figure out how Mary was able to plan a surprise party without him knowing about it.
Turkish: Ali onun hakkında ona haber vermeden Mary'nin sürpriz bir partiyi nasıl planlayacağını çözemiyor.

English: Ali can't figure out how to fill out this application form.
Turkish: Ali başvuru formunu nasıl dolduracağını anlayamıyor.

 

Figure ingilizcede ne demek, Figure nerede nasıl kullanılır?

Figure as : - olarak görünmek.

Figure caption : Şekil açıklaması. Peklin altındaki açıklama yazısı. Şekil altı.

Figure code : Rakam şifresi.

Figure in a play : Bir oyunda rol almak.

Figure it out : Halletmek. Hesaplamak. Anlamak. Bir yolunu bul. Kavramak. Çözmek. Toplamak. İdrak etmek. Algılamak.

Figure skating : Artistik buz pateni. Artistik patinaj. Figür pateni.

Figure skater : Artistik patinajcı.

Figure out : Birşeyin nedenini kestirmek. Sökmek veya anlamak. Düşünerek bulmak. Çözmek. Anlamak. -i çözmek. Hal çaresine bakmak. Hesaplamak. Çaresine bakmak. Halletmek.

Figure on : Hesaba katmak. Kestirmek. Güvenmek. Göz önünde tutmak. Ummak. Hesap etmek. Planlamak.

Figure of merit : Başarım ölçüsü. Kar haddi. Performans katsayısı. Verim ölçüsü. Yararlılık katsayısı.

İngilizce Figure Türkçe anlamı, Figure eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Figure ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drawing : Çizgi. Plan. Bilgisayar, eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Resim taslağı. Çizme. Tasarı. Kroki. Tersim. Tasar. Resim sanatı.

Conformations : Uydurma. Uyarlama. Uyma. Tatbik. Yapı. Uygunluk. Uyuşum. Adaptasyon.

 

Formalize : Şekil vermek. Biçim vermek. Resmi hale getirmek. Resmi olmak. Biçimlemek. Resmiyet kazanmak. Resmiyet kazandırmak. Resmileştirmek. Resmiyete dökmek.

Breathes : Nefes alıp vermek. Solumak. Yaşamak. Soluk almak. Fısıldamak. Nefes almak. Teneffüs etmek. Hohlamak. Soluk alıp vermek.

Tollages : Ödeme. Ücret.

Human : İnsanca. İnsana ilişkin. İnsancıl. İnsan. İnsani. İnsan gibi.

Approve oneself : Ortaya çıkmak.

Due : Hak vergi. Zamanı gelmiş. Vadesi dolmuş. Süre. Gereken. Vade tarihi. Uygun. İstihkak. Hak. Alacak.

Graphic : Televizyon için hazırlanan, elle çizilmiş yazı ve resim gereci. Çizi. Hat sanatı ile ilgili. Açık ve net. Canlı. Elyazısı, çizim ya da basım gibi bir süreçle elde edilen bir simge. Canlı ve net. Tüm ayrıntıları gösteren. Grafik. Grafikle gösterilen.

Fall into : Bölünmek. Yeralmak. Edinmek. Uğramak. Başlamak (konuşma vb.). Akmak. Maruz kalmak. Dökülmek.

Figure synonyms : array, juvenile body, material body, physical body, human body, paint, personage, come in view, delineate, price, illustrations, device, amount, bedight, expense, tollage, figuration, conceive, attire, describes, accredits, terms, digital, figurations, physiques, cost, numeral, clans, design, connotes, deem, extent, conjectures.

Figure ingilizce tanımı, definition of Figure

Figure kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The form of anything. Also, to fashion into a determinate form. Appearance. Shape. To make an image of, either palpable or ideal. Outline. To represent by a figure, as to form or mold. To be distinguished or conspicious. To make a figure. To shape. As, the envoy figured at court.