Hear türkçesi Hear nedir

Hear ile ilgili cümleler

English: "I asked you a question." "I didn't hear you."
Turkish: "Sana bir soru sordum." "Seni duymadım."

English: "Oh, why doesn't she hear me," Echo thought to himself.
Turkish: Echo "Ah, o neden beni duymuyor" diye düşündü.

English: "My boy, did you hear something?" "No."
Turkish: "Oğlum bir şey duydun mu?" "Hayır."

English: "Knock knock, is anyone home?" "Go away!" "I can't hear you." "Okay, what is it?" "Allow me to introduce myself. I am Geronimo Stilton." "What do you want?" "Your Highness, allow me to cross your kingdom so that I can get—" "Denied." "But—" "Unless you're a true warrior." "Believe me when I tell you that I am NOT a knight." "So you have no sword?" "Not even one. I am not a knight." "How about a piece of the Triforce?" "I am NOT a knight!" "You look like a knight on this picture I found on your website." "I am not a knight!" "Then go away." "But... okay."
Turkish: "Tak tak, evde kimse var mı?" "Defol git!" "Seni duyamıyorum." "Tamam, ne var" "Kendimi tanıtmama izin ver.Ben Geronimo Stilton." "Ne istiyorsun?" "Ekselansları, Krallığınızdan geçmeme izin verin böylece ben-" "Reddedildi." "Ama-" "Eğer gerçek bir savaşçı değilsen." "İnan bana şövalye değilim." "Öyleyse hiç kılıcın yok? "Bir tane bile yok." " Şövalye değilim." "Triforce parçası için ne diyeceksin?" "Şövalye değilim!" "Web sitende bulduğum bu resimde bir şövalyeye benziyorsun." "Şövalye değilim!" "Hadi defol git." "Ama... Tamam."

 

English: "I hear you quit your job." "Actually, I got fired."
Turkish: "İşini bıraktığını duydum." "Aslında kovuldum."

Hear ingilizcede ne demek, Hear nerede nasıl kullanılır?

Hear a case : Davaya bakmak. Muhakeme etmek.

Hear a pin drop : Sinek uçsa duymak.

Hear a shot : Silah sesi işitmek.

Hear about : Haberi olmak. Bilmek. Duymak. Haberdar olmak. Haberini almak.

Hear evidence : Tanığı dinlemek. Şahidi dinlemek.

Hear the grass grow : Bilmişlik etmek. Ukala olmak.

Hear through the grapevine : Üçüncü kişilerden bilgi almak. Kulağına gelmek. Söylenti ve dedikodular hakkında bilgi edinmek. Üçüncü kişilerden haber almak. Kulağına çalınmak.

Seem to hear voice : Sesler duyar gibi olmak.

Hear out : Baştan sona dinlemek. Sonuna kadar dinlemek. Bölmeden karşıdakinin söylediği her şeyi dinlemek. Konuşma bitene kadar dinlemek.

Hear of : Duymak. Bilmek. (adını) duymak. Haberi olmak. Öğrenmek. Hakkında bilgisi olmak. Bahsini işitmek.

İngilizce Hear Türkçe anlamı, Hear eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hear ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Criticise : Eleştiride bulunmak. Atıp tutmak. İyi ve kötü nitelikler hakkında değerlendirme yapmak (ayrıca criticize olarak da yazılır). Eleştirmek. Azarlamak. Eleştiri yöneltmek. Olumsuz noktaları üzerinde durmak. Eleştiri getirmek. Kınamak.

 

Approbating : Resmi olarak kabul etmek. Tasvip etmek. Tensip etmek. Uygun bulmak.

Acquaint oneself with : Bilgi edinmek. Tanıma. Aşinalık peyda etmek. Muttali olmak. Tanımak. Haberdar olmak.

Decreeing : Emretmek. Karar name. İrade. Buyurmak. Hüküm vermek. Hükme bağlamak. Karar vermek. Kararname. Karara bağlamak.

Witness : Kanıt. Şahit olmak. Tanık olmak. Şahit. Tanık. Bir olayın gidişini gören kişi. bir olayı tanıtlamak için yargı yerine çıkan ya da bir belgit ve sözleşmenin altına yazılan tanık. Bir bilgi ya da savı desteklemek üzere görgüsel ve sözlü belge verme. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Delil.

Elicits : Tepkiye neden olmak. Temin etmek. Sağlamak. Aydınlatmak. Neden olmak. Çıkarmak. Edinmek (bilgi). Tepki göstermek. Yol açmak.

Elicit : Tepkiye neden olmak. Ortaya çıkarmak. Ortaya çıkarmak (gerçeği). Gerçeği ortaya çıkarmak. Sağlamak. Çıkarmak. Edinmek (bilgi). Meydana çıkarmak. Temin etmek.

Hear synonyms : get a line, get word, get the goods, harkens, give an ear to, learn, auscultated, eliciting, discover, follow, interrogates, comprehend, see, judging, adjudicatio, find, hark, ascertains, catch, auscultates, come to know, get to know, approbate, give an ear, affirms, harking, criticises, understand, hear from, learns, affirm, keep track, sense.

Hear ingilizce tanımı, definition of Hear

Hear kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To perceive by the ear. To hear a voice. As, to hear sounds. To apprehend or take cognizance of by the ear. To hear one call. To have the sense or faculty of perceiving sound.