Elicited türkçesi Elicited nedir

  • Tepkiye neden olmak.
  • Tepki göstermek.
  • Çıkarmak.
  • Öğrenmek.
  • Aydınlığa çıkartılmış.
  • Meydana çıkarmak.
  • Aydınlatmak.
  • Temin edilmiş.
  • Sağlanmış (bilgi, cevap).

Elicited ingilizcede ne demek, Elicited nerede nasıl kullanılır?

Elicit demands : Talepleri ortaya çıkarmak. Talepleri meydana çıkarmak.

Elicit images : Görüntüler üretmek. İmajlar üretmek.

Elicit : Yol açmak. Gerçeği ortaya çıkarmak. Tepkiye neden olmak. Neden olmak. Sağlamak. Ortaya çıkarmak (gerçeği). Aydınlatmak. Ortaya çıkarmak. Temin etmek. Çıkartmak.

Elicitation : Söyletim. Meydana çıkarma. Çıkartım. Sonuç çıkarma.

Eliciting : Öğrenmek. Aydınlatmak. Aydınlığa çıkartma. Çıkarmak. Temin etme. Meydana çıkarmak. Tepkiye neden olmak. Tepki göstermek. Sağlama (bilgi, cevap).

Elicitor : Aydınlığa çıkartan. Sağlayan (bilgi, cevap). Temin eden. Meydana çıkaran. Uyandıran. Ortaya çıkaran kimse.

Elicitors : Meydana çıkaran. Temin eden. Uyandıran. Ortaya çıkaran kimse. Aydınlığa çıkartan. Sağlayan (bilgi, cevap).

Felicitate : Tebrik etmek. Kutlamak.

Elicits : Aydınlatmak. Yol açmak. Sağlamak. Öğrenmek. Ortaya çıkarmak (gerçeği). Edinmek (bilgi). Gerçeği ortaya çıkarmak. Meydana çıkarmak. Tepkiye neden olmak. Neden olmak.

Eliciting a prior density : Öncül yoğunluk elde etme.

 

İngilizce Elicited Türkçe anlamı, Elicited eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Elicited ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elicits : Yol açmak. Sağlamak. Gerçeği ortaya çıkarmak. Temin etmek. Ortaya çıkarmak (gerçeği). Edinmek (bilgi).

React to : Tepkimek.

Abstract : Çekmek. Özetlemek. Özet çıkarmak. Usavurma ya da çıkarsama yoluyla geçerlik kazanan kavramsal nesne. bk. somut. Soyutlama yapmak. Heykel. Genel. Soyut. Almak.

Disclose : Açıklamak. Tebliğ etmek. Açmak. Açığa vurmak. Bildirmek. Göstermek. Sır vermek. Açığa çıkarmak. İfşa etmek.

Blank : Boş kağıt. Boş yer. Feshetmek. Sövmek. Silmek. Yazısız kağıt. Açık yer. Boşluk.

Clarify : Açıklık getirmek. Aydınlanmak. Anlaşılır olmak. Arıtmak. Açıklamak. Açıklanmak.

Brought out : -i açmak. Yayınlamak. Ortaya çıkarmak. Piyasaya sürmek. Görülmesini sağlamak. Yayımlamak. Yapmak (yeni bir şeyi). Piyasaya yeni mal sürmek. Belli etmek.

Civilize : Kibarlaştırmak. Uygarlaşmak. Adam etmek. Medenileştirmek. Uygarlaştırmak.

Brighten : Aydınlanmak. Parlamak. Canlanmak. Mutlu olmak. Aydınlık olmak. Parlatmak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek. Aklamak. Neşelendirmek.

Induced : Endüklenmiş. Teşvik edilmiş. İndüklenmiş. Başlatılmış. Endüklenen. Eyletik tepkime. Tesir edilmiş. Uyarılmış. Eyletik.

Elicited synonyms : acquaint oneself with something, bruit about, civilise, bring to light, ascertains, deterrer, react, get acquainted, civilizes, cast off, brightens, respond to, ensured, cast light, clear up, acquaint oneself with, catch out, come to know, eliciting, get to know, cleared, dig up, come to life, get into, blanks, ascertaining, bring out, brightening, ascertain, cast offs, elicit, blanker, blanked.

 

Elicited zıt anlamlı kelimeler, Elicited kelime anlamı

Spontaneous : Doğal. Eğitim, fizik alanlarında kullanılır. Düşünmeden yapılan. İçten doğan. Kendiliğinden olan. Otomatik olarak olan. Çabuk büyüyen (botanik terimi). Kendiliğinden. Doğuş özelliklerinin ya da erkesinin yapısal sonucu olan, bir dış etkenin uygulamasından bağımsız. Spontane.