Hearsay türkçesi Hearsay nedir

  • Dedikodu.
  • Şayia.
  • Kulak dolgunluğu.
  • Söylenti.
  • Kulaktan dolma.
  • Duyuma dayalı anlatım.
  • Rivayet.
  • Söz.
  • Bir tanığın başka bir kimseden aldığı bilgilere dayanarak yaptığı tanıklık.
  • Kulaktan dolma bilgi.

Hearsay ingilizcede ne demek, Hearsay nerede nasıl kullanılır?

Hearsay evidence : Dolaylı kanıt. Dolaylı delil. Kulaktan dolma kanıt. Söylentiye dayanan kanıt. Başkalarından işitilerek öne sürülen delil. Kulaktan dolma delil.

Hearsay witness : Şahsi bilgilerine dayalı olmaktan çok başkasından duyulan bilgiyi rapor eden tanık. Başkasından işitilen bilgiyi bildiren tanık.

Hearsays : Kulak dolgunluğu. Rivayet. Dedikodu. Söylenti. Şayia. Söz. Kulaktan dolma. Duyuma dayalı anlatım. Bir tanığın başka bir kimseden aldığı bilgilere dayanarak yaptığı tanıklık.

Business rehearsal : Ayrıntı çalışması. Bir oyunun başarılı bir biçimde seyirci karşısına çıkartılması için yapılan çalışmaların en önemli ve yoğun evresi. bu evrede oyun kişileri, konuşmalar, hareketler ve davranışlar üzerinde ayrıntılı bir biçimde çalışılır.

Camera rehearsal : Alıcının, ışık kaynaklarının, sestopların devinimlerini, oyuncuların devinimlerine göre düzenlemek için yapılan ışıklı, giysili son sınama. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Genel sınama.

 

General rehearsal : Genel prova. Ön gözden geçirme veya gösteri yapma.

Chorus rehearsal room : Bir tiyatroda koronun çalıştığı yer. Koro çalışma yeri.

First rehearsal : Soğuk sınama. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Oyuncuların her çekimdeki devinimleri yinelemesi, uygulamanların bu devinimleri izlemesi, yönetmenin bunlarla ilgili açıklama ve düzeltmeleri yapmasına dayanan sınama.

Light rehearsal : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işık sınaması. Işıkların yerleştirilmesi, görünçlüğün gereklerine göre devindirilmesi, yeğinliklerinin düzenlenmesi amacıyla yapılan sınama.

Finishing rehearsals : Akış çalışması. Bir oyunun seyirci önüne çıkarılmadan önceki son evresini kapsayan çalışma. bu çalışmada oyun baştan sona hiç ara vermeden alınır. oynayıştaki ya da uygulayımdaki kusurlar oyunu keserek değil, oyun sonunda yönetmen tarafından belirtilir.

İngilizce Hearsay Türkçe anlamı, Hearsay eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hearsay ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Faithing : Güven. İnanış. Hıyanet. İman. İtikat. İtimat. Emniyet. Bağlılık. İnanç.

Indirect : Endirekt. Vasıtalı. Kinayeli. Dolambaçlı. Aldatıcı. Aktarmalı. Dolaşık. Doğru olmayan. İmalı.

Goss : Karaçalı.

Gossip : Kov. Bir birey ya da toplumsal küme üzerinde, yüze karşı değil arkadan sözlü saldırıda bulunmak yoluyla toplumsal denetim kurma. Gevezelik etmek. Kaynatmak. Dedikoducu kimse. Çene çalmak. Dedikodu yapmak. Laf yetiştirmek.

Claver : Muhabbet. Sohbet. Çene çalmak. Boş aylak işi konuşma. Sohbet etmek. (esas olarak iskoçça) sohbet.

 

Grapes : Koyu mor renge ait. Üzümler. Bağsur. Koyu mor renkle ilgili.

Grapevines : Fısıltı gazetesi. Asma (üzüm). Dedikodu gazetesi. Asma. Çoğu örgütlerde rastlanan informal iletişim ağı.

Fames : Ad. Ün. Nam. Şöhret. Şan.

Foregoing : Daha önce belirtilen. Evvelki. Yukarıda geçen. Yukarıda sözü edilen. Yukarıda anılan. Yukarıdaki. Önceki.

Chitchat : Çene çalmak. Sohbet. Muhabbet. Laklak. Havadan sudan konuşmak. Hasbıhal. Çene. Çene çalma. Gevezelik.

Hearsay synonyms : faith, gossipry, ensuring, fame, faming, expressions, committal, commitment, asseveration, engagement, story, rumours, gossiped, comment, scuttlebutt, accounts, assurance, chat up, rumor, account, hearsays, secondhand, chitchats, rumouring, rumour, assurances, faiths, rumors, rumoring, dixit, committals, cank, expression.

Hearsay zıt anlamlı kelimeler, Hearsay kelime anlamı

Direct : Çevirmek. Direktif vermek. Direkt. Aydınlatmak. Tam. Dolaysız. Yönetmenlik yapmak. Dosdoğru. Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek. İdare etmek.

Hearsay ingilizce tanımı, definition of Hearsay

Hearsay kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Rumor. Fame. Report. Something heard from another. Common talk.