Dedikodu nedir, Dedikodu ne demek

  • Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılmış olan konuşma, kov, gıybet, kılükal

"Dedikodu" ile ilgili cümleler

  • "Zaten ufacık mahalle, dedikodu desen diz boyu." - E. Şafak

Sosyoloji'deki anlamı:

Bir birey ya da toplumsal küme üzerinde, yüze karşı değil arkadan sözlü saldırıda bulunmak yoluyla toplumsal denetim kurma.

İngilizce'de Dedikodu ne demek? Dedikodu ingilizcesi nedir?:

gossip

Dedikodu hakkında bilgiler

Dedikodu, başkalarının kişisel ve özel konuları hakkında yapılmış olan konuşmalardır. Dedikodu bazen gerçek olaylar ve konular hakkında olsa da,genellikle kişiler arasında konuşulduğundan, kişilerin birbirlerine olayı veya haberi iletimi sırasında yanlışlıklar ve çarpıklıklar içermektedir. Bazı gazetelerde dedikodu köşeleri içermekte bu sayfalarda ünlü ve toplumun gözü önünde olan kişilerin dedikoduları yapılır veya skandallardan bahsedilir. Günümüzde dedikodu üniversitelerde insanlar arasındaki ilişki çerçevesinde üzerinde çalışılan bir konudur.

Dedikodu ile ilgili Cümleler

  • Dedikodu yapan biri değilim.
  • Onlar gazetede onlar hakkında bir sürü pis dedikodu yazdı.
  • Komşularım çok dedikoducu.
  • Dedikodu yapmam.
  • Tom'un annesi böylesine bir dedikoducu.
  • Dedikodu sizde, arkadan iş çevirme sizde, kötü zan sizde, vefasızlık sizde sizin güvenilecek yanınız yok.
  • Dedikodu namına zarar verir.
  • Ali şehrin dedikodusuydu.
  • Dedikodu ile meşgul olcak zamanım yok
  • Yeni transfer öğrencisi hakkındaki dedikoduyu duydun mu?
  • Dedikodu onun ününü rencide etti.
  • Dedikodu yapanlar ve imada bulunanlardan nefret ediyorum.
  • O, şehrin dedikodusuydu.
  • Aslını bilmediğiniz şeyler hakkında fazla dedikodu yapmayın.
 

Dedikodu tanımı, anlamı:

Konuşma : Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans. Görüşme, danışma, müzakere. Konuşmak işi.

Dedikodu çıkarmak : Birisi hakkında dedikodu ortaya atmak.

Dedikodu etmek : Birini çekiştirmek.

Dedikodu sermayesi olmak : Dedikodusu yapılacak duruma gelmek.

Dedikodu kumkuması : İşi gücü dedikodu olan kimse.

Dedikoducu : Çok dedikodu yapan, kovcu, gıybetçi, dillek.

Dedikoduculuk : Dedikoducu olma durumu, kovculuk, gıybetçilik, dilleklik.

Çocuğun bulunduğu yerde dedikodu olmaz : "küçük çocuğun bulunduğu yerde herkes çocukla uğraşmaktan dedikodu yapmaya fırsat bulamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Çekiştirmek : Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak.

 

Kınamak : Yapılan bir işin kötü olduğunu belirtir bir biçimde söz söylemek, ayıplamak, takbih etmek.

Gıybet : Dedikodu.

Kılükal : Dedikodu, söylenti.

Kişisel : Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin, kişinin kendi malı olan, şahsi, zatî.

Gerçek : Gerçeklik. Yalan olmayan. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Temel, başlıca, asıl. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Yapay olmayan. Doğruluk. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Dedikodulu : Dedikodusu olan.

Dedikodusuz : Dedikodusu olmayan.

Diğer dillerde Dedikodu anlamı nedir?

İngilizce'de Dedikodu ne demek? : n. gossip, tale, tittle tattle, dirt, grapevine, route by which gossip and rumors are spread, grapevine telegraph, hearsay, rumor, rumour [Brit.], scandal, scuttlebutt, talk, tattle

Fransızca'da Dedikodu : cancan [le], commérage [le], ragot [le], on-dit [le], potins, racontar [le]

Almanca'da Dedikodu : n. Fama, Gerede, Geschwätz, Klatsch, Klatscherei, Klatschgeschichte, Tratsch

Rusça'da Dedikodu : n. сплетня (F), пересуды (PL), толк (M), слух (M), говор (M), звон (M)