Gossip türkçesi Gossip nedir

  • Bir birey ya da toplumsal küme üzerinde, yüze karşı değil arkadan sözlü saldırıda bulunmak yoluyla toplumsal denetim kurma.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Kov.
  • Dedikodu.
  • Çene çalmak.
  • Dedikodu etmek.
  • Dedikoducu kimse.
  • Laf yetiştirmek.
  • Kaynatmak.
  • Dedikodu yapmak.
  • Söz.
  • [#geveze Gevezelik].
  • Gevezelik etmek.

Gossip ile ilgili cümleler

English: She tried to spice up the conversation with gossip about the neighbors.
Turkish: O, konuşmayı komşular hakkındaki dedikodu ile tatlandırmaya çalıştı.

English: Malicious gossip spreads like wildfire. I guess that's why they say bad news travels fast.
Turkish: Kötü niyetli dedikodular orman yangını gibi yayılır.Sanırım kötü haber tez yayılır demelerinin nedeni budur.

English: She spread the gossip all over the town.
Turkish: Dedikoduyu tüm kasabaya yaydı.

English: Ali and Mary like to gossip about celebrities.
Turkish: Ali ve Mary, ünlüler hakkında dedikodu yapmayı severler.

English: I can't believe Tom would gossip about Mary like that.
Turkish: Tom'un Mary hakkında öyle dedikodu yapacağına inanamıyorum.

Gossip ingilizcede ne demek, Gossip nerede nasıl kullanılır?

Backstairs gossip : Hizmetçi dedikodusu.

Have a gossip : Çene çalmak. Hoşbeş etmek.

Malicious gossip : Kötü niyetli dedikodu. Kötü niyetle yapılan dedikodu.

 

Gossiped : Söz. Gevezelik. Dedikodu etmek. Gevezelik etmek. Kov. Çene çalmak. Dedikodu yapmak. Kaynatmak. Laf yetiştirmek. Dedikodu.

Gossiper : Dedikodu yapan kimse. Dedikodular yayan kimse. Dedikoducu kimse. Dedikodu yayan kimse. Dedikoducu.

Gossamer : İncecik. Çok ince şey. Çok ince bir tür bürümcük. İnce kumaş. Bürümcük. Çok hafif. Örümcek ağı. Hafif. Havada uçan ince örümcek ağı. İnce.

Goss : Dedikodu. Karaçalı.

Less gossipol containing cottonseed meal : Mekanik özütlemeyle elde edilmiş, içerisindeki serbest gosipol oranı % 0.04'den fazla olmayan pamuk tohumu küspesi. Düşük gosipollü pamuk tohumu küspesi.

Gossipry : Bir kişi ve ona parasal kaynak sağlayanlar ile arasındaki yakınlık. Manevi ilişki veya yakınlık. Söylenti. Diğer insanların özel ilişkileri hakkında olan boş konuşma. Hoşbeş. Benzersiz yakınlık. Dedikodu.

Gossipers : Dedikodu yapan kimse. Dedikodular yayan kimse. Dedikoducu. Dedikodu yayan kimse.

İngilizce Gossip Türkçe anlamı, Gossip eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gossip ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scald : İskandinav halk ozanı. Ozan. Yanık. Haşlama. Kaynar su dökmek. Sıcak su ile yakmak. Haşlamak. Yakmak (kaynar sıvı veya buhar veya güneş vb ile). Yanık (kaynar sıvı veya buhardan ileri gelen). Kaynar su veya buhardan geçirmek.

Word of mouth : Ağızdan ağıza. Dedikodu gazetesi. Sözlü. Söylenti. Ağızdan.

Chitchats : Havadan sudan konuşmak. Hasbıhal. Muhabbet. Sohbet. Çene çalma. Çene. Laklak.

Chattiness : Lafebeliği. Konuşkanlık. Dilebeliği.

Cackle : Laflamak. Gürültülü bir şekilde konuşmak. Kıkırdamak. Gıdaklamak. Kıkır kıkır gülmek. Çenesi durmamak. Çenesi düşmek. (tavuk) gıdaklamak. Gıdıklamak.

 

Foregoing : Daha önce belirtilen. Yukarıdaki. Evvelki. Yukarıda anılan. Yukarıda sözü edilen. Önceki. Yukarıda geçen.

Blabbers : Muhbir. Ağzında laf tutamamak. Çok aptalca konuşmak. Kafa ütülemek. Boşboğaz kimse. İspiyon.

Abilities : Yetenekler. Kabiliyet. Yetenek. Yeterlik. Beceri. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. İktidar. Güç.

Gossiper : Dedikodu yapan kimse. Dedikoducu. Dedikodu yayan kimse. Dedikodular yayan kimse.

Scalds : Sıcak su ile yakmak. Kaynar su dökmek. Haşlamak.

Gossip synonyms : chin wagging, pipeline, schmoose, bloviate, causeries, cank, bubble, confab, scalded, seethes, rumor, babble, talk, chattered, blabbered, chatted, acculturation, dirt, aesthetic, commitment, grapes, blabbering, grapevines, hearsays, chit chat, chitchat, talebearer, scandalmonger, report, gossiped, faithing, engagement, expressions.

Gossip ingilizce tanımı, definition of Gossip

Gossip kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A godfather or a godmother. To stand sponsor to. A sponsor. To make merry.