Heve nedir, Heve ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Halı dokuma tezgâhında kullanılan demir ya da ağaç araç.

Teknik terim anlamı:

Halı ve kilim dokunurken kullanılan demir tarak. (Amasya; Baykara Selim Kars).

Heve ile ilgili Cümleler

  • “Bir aralık, büyük bir devlet adamı olmak hevesine düştüm.”
  • Ali hevesle gülümsedi.
  • Bu sadece geçici bir hevesti.
  • “Oluruna bırak gençtir, derim / Hevesini alsın sokaklardan”
  • Onlar çok hevesli.
  • Ali ona verdiğim elmayı hevesle yedi.
  • Ali çok hevesli değildi.
  • “Gazetenin yayını kesildi; çaresiz İzmir'e döndüm fakat hevesim kursağımda kalmıştı.”
  • Neden kalbimi kırmaya bu kadar heveslisin?
  • Ali hevesli değildi.
  • Ali çok hevesli görünmüyor.
  • “Birçoklarının bu havaya uydukları ve artık refahlarını devlet kapılarının dışında aramaya heves ettikleri zamanlardı.”
  • Onu yapmak için zamanım yada hevesim yok.
  • Heves başka bir şey, tutku başka.
  • Tom, hevesli bir bisikletçidir.

Heve ile ilgili Atasözü veya Deyim

heves etmek : bir şeye karşı istek duymak, eğilimli olmak.

hevesi kalmamak : şevki kırılmak, isteği kalmamak.

hevesi kursağında (veya boğazında veya içinde) kalmak : istediği, imrendiği şeyi elde edememek.

hevesine düşmek : kuvvetle istemek.

hevesini almak : istediği, imrendiği şeyi elde ederek ona doymak.

hevesini kırmak : isteklerini, düşüncelerini engellemek zevki kaçmak, hevesi kalmamak, şevki kırılmak.

 

Heve anlamı, tanımı

Hevecive : Kökü kaynatılarak kırmızı bir merhem elde edilen ve yaralara iyi gelen bir çeşit bitki, havacıva

Heveg : Uzun bir değneğe bağlanmış üzüm, elma, armut ve benzerleri meyve dizisi.

Heveglig : İpe dizilerek asılmak için ayrılmış üzüm salkımı: Bağdan heveglig seçtik.

Hevek : Şaka, alay. Uzun bir değneğe bağlanmış üzüm, elma, armut ve benzerleri meyve dizisi. Kara üzüm. Fasulye. Sandık odası.

Hevekdeste : Sarmısak ezme tokmağı. (Boğaz Susuz Kars).

Heveke : Aptal, sersem.

Heveklemek : Asmaları bir dayağa bağlamak: Bağı hevekledim.

Heveklik : İpe dizilerek asılmak için ayrılmış üzüm salkımı.

Hevenk otu : Üzüm hevenklerinin örgüsünde kullanılan ve ıslanınca yumuşayan bir çeşit kamış.

Hevenkdesti : Havan.

Hevenklik : İpe dizilerek asılmak için ayrılmış üzüm salkımı.

Hever : Haber.

Heves bağlamak : Heves etmek, hevese kapılmak.

Hevesimek : Heveslenmek.

Heveskar : Hevesli.

Heveskarlık : Hevesli olma durumu.

Hevesleniş : Heveslenme işi.

Heveslenme : Heveslenmek işi.

Sıçak hevet : Hamamda terleme bölümü.

Hevenk : Bir ipe, bir çubuğa geçirilmiş, dizilmiş veya birbirine bağlanmış yaş meyve ve sebze bağı.

Heves : İstek, eğilim, arzu, şevk. Gelip geçici istek.

Heveslendirme : İsteklendirme.

Heveslendirmek : İsteklendirmek.

Heveslenmek : İsteklenmek, heves etmek, çok istemek, eğilim duymak.

Hevesli : Bir şeye, bir işe istek duyan veya merak sarmış olan, istekli, heveskâr.

Heveslilik : Hevesli olma durumu.

Hevessiz : Hevesi olmayan, istek duymayan.

Hevessizlik : Hevessiz olma durumu.

Diğer dillerde Heterozis anlamı nedir?

İngilizce'de Heterozis ne demek ? : heterosis