Hue türkçesi Hue nedir

  • Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri.
  • Ünlem.
  • Renk tonu.
  • Ton (renk için).
  • Çeşit.
  • Nüans.
  • Renk türü.
  • Nida.
  • Kırmızı, turuncu, sarı, mavi, yeşil, mor gibi dalga uzunlukları.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Renközü.
  • Renk özü.
  • Mavi, yeşil, sarı, kırmızı, mor vb. ile belirtilen görsel duyulanma vergisi. not: bu vergi renkölçümsel bir büyüklük olan "baskın dalga boyu"nun (yaklaşık) ruhduyumsal (psikosansoriyel) karşılığıdır.
  • Renk.

Hue ile ilgili cümleler

English: Puyehue Volcano keeps on spewing lava.
Turkish: Puyehue Yanardağı lav püskürtmeye devam ediyor.

İngilizce Hue Türkçe anlamı, Hue eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hue ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Interjection : Laf arasında söyleme. Konuşanın korku, sevinç, acıma, şaşkınlık gibi her türlü duygu ve heyecanını etkili ve kısa bir biçimde anlatmaya, seslenmeye, çağırmaya yarayan ve kısmen bağımlı kelimeler sınıfına giren kelime veya kelimeler: a!, e!, ah!, ay!, ey!, ya!, hah!, o!, vah!, eh!, hay hay!, vay!, of!, uf!, pöh!, aman!, haydi!, bravo!, hişt!, yazık!, hop!, hoppala!, yo!, ayol!, yuh!, yahu!, hu!, be!, sakın!, allah!, tanrım!, yarabbi!, vb. — bana blöf yok dedik, a doktor! (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 148). — ah bu sarhoşluk(...) bu romantizmin büyülteci (t. buğra, yalnızlar, s. 69). ah bin kulağım olsaydı da bin şaheserin lezzetini birden tatsaydım (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 17). ey şair, çünkü senden sonra çok şeyler oldu (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., s. 33). biraz düşündükten sonra bağırdı:- hah! dedi. bak mesela, o tabanca vak’ası... (p. safa, biz insanlar, s. 53): || — filan köşkü sekiz bin liraya satmışlar... || — vah vah... haber alaydım, parasını verir, alırdım... (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 179). hay hay! yarın sana uğrarım. oh canıma değsin! kardeşim hemen kucağından kapıyorlarmış gibi ona sımsıkı sarılarak: || — aaa!.. ben ismail’den ayrılmam... istemem... seninle gideceğim, diye isyan etti (r. n. güntekin, göst.e., s.20) behey mübarek adam, gece yarıları denizin dibinde ne arıyordun? (r. h. karay, memleket hikayeleri: şaka, s.70). saniye şarkı söylerken yakalandığı vakit gözleri dolarak: || — of! içimin acısından ne haltedeceğimi kendim de bilmiyorum, diyordu (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 125). ben sekiz senedir buradayım! dedi. haydi eve gidelim, bir kahve içelim (a. h. tanpınar, yaz yağmuru: teslim, s. 95) vb. || ünlemler kendi içinde a. içe dönük ünlemler, b. dışa dönek ünlemler, c. ses yansımalı ünlemler olmak üzere üç ana gruba ayrılır bunlara bk. Arada söyleme.

 

Classis : Sınıf. Tür. Benzer şekilde yönetilen kiliseler grubu veya havalisi. Bir papaz evi. Bir grup yerel kiliseyi yöneten papazlar ve yaşlı insanlar organizasyonu. Piresbiteryen kilisesi yönetim kurulu.

 

Chroma : Renksel doymuşlukla parıltının birlikte doğurduğu görsel duyulanma vergisi. not: parıltısı ve renk türü aynı olan renkler için doymuşlukla renksel parlaklık aynı yönde değişirler. eşit doymuşluk ve aynı renk türünde, renksel parlaklık azalan parıltıyla azalır. Renksel parlaklık. Renksel doygunlukla parıltının birlikte doğurduğu görsel algılama olgusu. Renk parlaklığı. Renk koyuluğu. Renk berraklığı. Renk, boya. Renk doygunluğu.

Assortments : Ayırma. Sınıflandırma. Çeşitlilik. Mal çeşitleri.

Tone : Tavır. Tek renkli pozitif görüntüde kimyasal işlemlerle değişik renkli sonuçlar elde etme. (renklendirmede görüntünün saydamsız bölümleri renkli olduğu halde, saydam bölümleri değişmez). boyamanın karşıtı. Ton. Bir çalgının tonu. Ton vermek. Nüanslamak. Donuklaştırmak. Sağlıklı hal.

Nuance : İnce ayrıntı. Küçük fark. İnce fark. Tiyatro konuşmasında, söylenecek bir parçada ana düşünceyi tamamlayan tümce ya da tümceler. Ayırtı.

Vocative : Vokatif. Seslenmelik. Seslenme durumu. İsmin hitap haline ait. Seslenme ile ilgili. Çağrı.

Tonalities : Eksen özelliği. Tınım. Genel ton. Renk uyumu. Tonlama. Tonalite. Ton (renk). Ton özelliği. Ton özelliği (müzik terimi).

Shading : Gölge. Nüanslama. Isıya karşı koruma. Gölgelendirme. Gölgeleme. Ton farkı. Tarama. Işığa karşı koruma.

Tinctured : İz. Hafifçe boyamak. Tentür. Eser. Hafif etkilemek. Ruh. Hafifçe renklendirmek. Hafif renk. Alkolle karıştırılmış madde.

Hue synonyms : colorise, color in, colorize, colour in, colourize, color property, tint, nuances, genre, genres, doggones, ejaculations, colourings, chromatic, ejaculation, complexion, ilks, hues, color, colouring, casts, colour, tonality, denominations, neutral, shade, vocatives, descriptions, color tone, chord, imbue, denomination, exclamation.

Hue zıt anlamlı kelimeler, Hue kelime anlamı

Achromatic : Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Akromatik. Renksemez. Perdesi değişmeyen. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renksiz. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı.

Chromatic : Renkser. Biyoloji, gitar, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kromatik. Renklere ait. Renkli. Renkle ilgili. Renklerle ilgili. Renge ilişkin olayları ya da nesneleri belirleyen (özdek). içinden geçen güneş ışığını tek renkli bileşenlerine ayıran (özdek). Yarım seslerden oluşan ses dizisi. Renksel.

Discolor : Rengini değiştirmek. Lekelemek. Soldurmak. Solmak. Rengini bozmak. Solma. Rengi değişmek. Bozmak. Leke.

Hue ingilizce tanımı, definition of Hue

Hue kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Color or shade of color. Tint. A shouting or vociferation. Dye.