İmmün nedir, İmmün ne demek
İmmün; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Bağışık.
Teknik terim anlamı:
Bağışık.
İmmün kısaca anlamı, tanımı
Aktif immünite : Aktif bağışıklık
Aktif immünizasyon : Aktif bağışıklama.
Enzimle bağlanmış immünosorbent deneyi : Enzimle işaretli antikorlar kullanılarak antijen veya antikor varlığını belirlemeye yönelik gerçekleştirilen bir laboratuvar yöntemi, ELİZA, eİA, enzim immunoassay.
İdiopatik immün hemolitik anemi : Otoimmün hemolitik anemi.
İmmün aracılı hipoadrenokortisizm : Birincil hipoadrenokortisizm.
İmmün aracılı tiroit bezi yangısı : Lenfositik tiroit bezi yangısı.
İmmün cevap : Bağışık cevap.
İmmün hemolitik anemi : Çeşitli ilaçlara, zehirlere veya antijenlere karşı oluşturulan izoantikor veya otoantikorların neden olduğu hemolizisten kaynaklanan anemi.
İmmün kompleks glomerulonefritis : Antijen-antikor bileşiklerinin glomeruluslarda çökmesi ve Tip-3 aşırı duyarlılık reaksiyonunu başlatmasıyla belirgin glomerulonefritis.
İmmün sistem : Bağışıklık sistemi.
İmmün yanıt : Bağışık yanıt.
İmmün yetersizlik : Bağışıklık yetersizliği.
İmmünite : Bağışıklık.
İmmünizasyon : Bağışıklama.
İmmünize : Aşılama.
İmmünoassay : Radyoimmünoassay, enzim immünoassay ve fluoroimmünoassayı kapsayan antijen veya hapten ve homolog antikorlar arasında son derece özgün bağlayıcılar kullanarak kimyasal maddelerin miktar saptanması için çeşitli yöntemlerden herhangi biri.
İmmünoblot : İmmünoblotlama.
İmmünoblotlama : Elektriksel alanda jel üzerinde göç ettirilen ve fraksiyonlarına ayrılan proteinlerin bir katman üzerine aktarılarak işaretli antikorlar yardımıyla görünür duruma getirilmesi işlemi, immünoblot, Vestern blot.
İmmünodifüzyon : Antijen veya antikorların yarı katı bir jel içinde dağılması sırasında karşılaştıkları yerde birikinti oluşturması esasına dayalı bir teknik.
İmmünofarmakoloji : İlaçların bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini inceleyen farmakoloji alt dalı.
İmmünofloresan : Bir doku veya hücredeki belirli antijenleri, floresan boyalarıyla bağlanmış antikorlarla işaretleyerek floresan ışık veren ışık kaynağına sahip mikroskoplarıyla inceleme tekniği.
İmmünofloresan deneyi : Floresan antikor deneyi.
İmmünoflüoresan : Flüoresan boyayla işaretlenmiş antijen veya antikorun temasa getirildiği dokudaki antikor veya antijenle oluşturduğu antijen-antikor reaksiyonunun flüoresan mikroskopta izlenmesi esasına dayalı, spesifik antijeni belirleme yöntemi.
İmmünoflüoresans : Bir doku ya da hücredeki belirli antijenleri, flüoresan boyalar ile bağlanmış antikorlarla işaretleyerek flüoresan ışıkta inceleme tekniği.
İmmünoglobulin : Antikor.
İmmünoglobulin a : Salya, gözyaşı, bronşiyal ve bağırsak salgılarında dimerik formda bulunan ve vücut yüzeylerini koruyan antikor sınıfı, IgA.
İmmünoglobulin d : Pek çok B lenfositinin yüzeyinde, antikor üretimini uyaran antijen almacı olarak görev yapan antikor sınıfı, IgD.
İmmünoglobulin e : Mast hücreleri ve Bazofillere bağlanabilen, saman nezlesi, astım gibi tip 1 ve anaflaktik aşırı duyarlılıktan sorumlu olan ve ayrıca helmintlere karşı bağışıklıkta da görev yapan antikor sınıfı, IgE.
İmmünoglobulin g : Serum immünoglobulinlerinin % 80nini oluşturan, 6, 5-7, 5 çökelme katsayısına sahip, 15. 000 molekül ağırlığında, % 3 karbonhidrat içeren, anneden plasenta aracılığıyla yavruya geçebilen, ikincil bağışıklık cevaplarında oluşan immünoglobulin ana molekülleri, Ig G.
İmmünoglobulin m : Serum immünoglobulinlerinin % 5ini oluşturan, 195 çökelme katsayısına sahip, pentamerler durumunda bulunan, 95. 000 molekül ağırlığına sahip, % 12 oranında karbonhidrat içeren, antijene karşı cevap olarak ilk üretilen, esas olarak kan plazmasında bulunan bir immünoglobulin, Ig M.
İmmünoglobulinler : IgM, IgG, IgA, IgD, IgE ve IgM olarak belirtilen, kan serumunda, diğer vücut sıvılarında, çeşitli organ ve dokularda bulunan, antikor özelliğine sahip proteinler.
İmmünoglobülin a : Kan serumu, vücut sıvıları, salya, gözyaşı, bronşiyal ve bağırsak salgılarında yoğun olarak bulunan ve vücut yüzeylerini koruyan antikor sınıfı, IgA.
İmmünoglobülin d : B lenfositlerin yüzeyinde immünoglobülin M ile beraber bulunarak antijen almacı görevi yapan antikor sınıfı, IgD.
İmmünoglobülin e : Mast hücreleri, ve Bazofillere bağlanabilen, alerjik hastalıklarda kan serumunda yüksek oranda bulunan ve ayrıca helmintlere karşı bağışıklıkta da görev yapan antikor sınıfı, IgE.
İmmünoglobülin g : Serumda en fazla bulunan, toksinleri nötralize eden, plasentadan fötüse geçerek fötüs ve yeni doğanları koruyan, ayrıca hücre dışı sıvılarda da dağılım gösteren antikor sınıfı, IgG.
İmmünoglobülin m : B lenfositlerin yüzeyinde buluna, enfeksiyon sırasında serumda ilk üretilen, oldukça büyük bir moleküle sahip antikor sınıfı, IgM.
İmmünojen : [Bakınız: antijen]. İmmün cevabı uyaran herhangi bir madde veya bağışık yanıta neden olan herhangi bir mikroorganizma. Antijen.
İmmünojen belirleyici : Antijen molekülü üzerinde bulunan, antikor veya duyarlı lenfosit üzerindeki özgün reseptörlerle bağlanarak antikor veya lenfositin özgünlüğünü belirleyen bölge, antijenik determinant, epitop. Antijenik determinant.
İmmünojenisite : Antijenite.
İmmünokimya : Kimyasal reaktifler olarak antikorların kullanılması.
İmmünolojik bellek : Lenfositlerle kazanılmış, antijenle ikinci karşılaşmada, birincil bağışık cevaptakinden daha hızlı, daha fazla ve daha uzun süren ikincil bağışık cevap oluşturma özelliği.
İmmünolojik infertilite : Dişi veya erkekte oluşan antikorların oluşturduğu infertilite.
İmmünolojik tolerans : Vücudun bir antijene, özellikle kendi antijenine karşı cevap vermemesi. Antijenlere özgü reseptörlerin fiziksel ya da görevsel olarak bozulmaları ile ortaya çıkan durum. Bağışıklık sisteminin normalde bağışıklık cevabı oluşturan ve vücudun kendisine ait olmayan özgül bir antijenin bağışıklık sistemi tarafından tanınmaması ve bunlara karşı reaksiyon şekillenmemesi, immünotolerans.
İmmünolojist : Bağışıklı bilimci.
İmmünomodülatör : İmmunolojik durumları ve immünopatolojik reaksiyonları istenilen etkinlik düzeyine getiren ilaç.
İmmünopatoloji : Bağışıklık reaksiyonlar sonucu meydana gelen bozukluk veya durumları inceleyen bilim dalı.
İmmünopotansiyalizasyon : Bağışıklık reaksiyonunun hızlandırılması, güçlendirilmesi.
İmmünositokimya : Hücrelerdeki antijenleri özel antikorlarla işaretleyerek immünoflüoresan mikroskobunda inceleme ya da elektronca yoğun bir madde ile beraber antikorlarla işaretleyerek elektron mikroskobunda inceleme tekniği.
İmmünositokimyasal yöntemler : Hücre ve dokulardaki özgül proteinlerin yerini belirleyen yöntemler. İmmunoglobulinlerin diğer maddelerle etkileşmeleriyle antikorun mikroskopta görülmesi sağlanır.
İmmünosüpresif etki : Bağışıklık sistemi baskılayıcı etki.
İmmünoterapi : Herhangi bir antijene karşı vücutta bağışıklık oluşturmak için yapılan tedavi.
İmmünotolerans : İmmünnolojik tolerans.
İmmüntoksin : Özgül toksin veya toksik bir ajana bağlanmış ve özgül hedef hücreyi öldürebilen monoklonal bir antikor.
İnsan immün yetmezlik virüsü : HİV.
Kedilerin immün yetmezlik virüsü : Retroviridae ailesinde lentivirüs cinsinde bulunan ve kedigillerde AİDS benzeri hastalığa neden olan bir virüs.
Özgül immünolojik tolerans : Hücresel bağışıklığın olmaması, antijene yanıt yeteneğinin geri dönüşümlü olarak kaybolması, anerji.
Pasif immünite : Pasif bağışıklık.
Pasif immünizasyon : Pasif bağışıklama.
Timüsün immünolojik yangısı : Miyasteni gravis.
İmmünoloji : Bağışıklık bilimi.
İmmünolojik : Bağışıklık bilimsel.
Diğer dillerde İmmün anlamı nedir?
İngilizce'de İmmün ne demek ? : immune

Bu kısımda İmmün nedir? İmmün ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca İmmün tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz İmmün hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.