İstira nedir, İstira ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tabaklarca derileri temizlemekte ve düzeltmekte kullanılan bir çeşit araç.

İstira ile ilgili Cümleler

  • Bir üniversite işi çok sana daha çok istirahat zamanı verirdi.
  • Müzik dinlemek benim favori istirahatimdir.
  • İstirahate ihtiyacımız var.
  • Çocukların hepsi içerdeler, Şimdi istirahat edebilir ve dinlenebiliriz.
  • Yorgun görünüyorsun. Bir veya iki saat istirahat etmelisin.
  • İstirahat etmen gerekiyor.
  • Birkaç günlük istirahat sana iyi gelecektir.
  • Eve git ve iyi bir gece istirahati al.
  • İstirahat etmek, bütün gün uyumak demek değildir.
  • Doktor bana yatak istirahati verdi.
  • Hasta olduğumu söylediniz o yüzden istirahatliyim.
  • Sanırım tüm ihtiyacım olan şey biraz istirahat.

İstira ile ilgili Atasözü veya Deyim

istirahat etmek : dinlenmek.

İstira kısaca anlamı, tanımı

İsti : Sıcak, kaynar. Sabibi. [Bakınız: isdi]. Sıcak rüzgâr

İstirahat zar potansiyeli : Bir uyaran olmaksızın, uyarılabilen bir hücre zarının iç ve dışı arasındaki voltaj farkı, sükun potansiyeli.

İstiran : Dayanma, destek duvarı.

İstirani : Teknelerdeki hamuru kazımaya yarayan araç.

İstirat : İstirahat.

Klasik kafes istirahati : Parçaların deplase olmadığı basit kırıklarda, kemikte belirgin bir bozukluk oluşmadığı durumlarda ve özellikle de raşitik hayvanlarda görülen yaş ağaç kırıklarında ve açılanma oluşmamış kırık olgularında, kedi ve köpeğin en az iki hafta süreyle genişçe bir kafeste veya fazla hareket etmeyecek bir oda ortamında muhafaza edilmesi.

 

İstirahat : Dinlenme, rahat etme.

Temizlemek : Arıtmak. Öldürmek, yok etmek. Bitirmek, tüketmek. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek.

Düzeltmek : Düzgün duruma getirmek. Bozukluğunu gidermek, onarmak. Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek.

Temizleme : Temizlemek işi. Yüzeylere yapışmış leke ve kirlerin giderilmesi, çözelti veya asıltı durumuna getirilmesi olayı.

Düzeltme : Düzeltmek işi, tashih. Düzelti. Daha iyi duruma getirmek için yapılmış olan değişiklik, ıslahat, reform.

Tabaklar : Adana ili, Tuzla nahiyesine bağlı bir bölge. Afyon ili, Emirdağ belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Çanakkale kenti, Gülpınar nahiyesine bağlı bir yer. İzmir şehrinde, Beydağ belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Zonguldak ili, Devrek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Temiz : Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, arı, pak, münezzeh, hijyen, hijyenik. Kirli, lekeli, bulaşık olmayan bir biçimde. Sabıkasız. Ahlakça lekesiz, necip, nezih. Özenle yapılmış. Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan, özrü olmayan.

Tabak : Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap. Sepici. Bu kabın alacağı miktarda olan.

Düzel : Eline ayağına düzgün kimse.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

 

Temi : Bitki, ağaç, meyve kümesi.

Taba : Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi, tütün rengi. Bu renkte olan.

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Toplantı, düğün.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

Diğer dillerde İstinga halatı anlamı nedir?

İngilizce'de İstinga halatı ne demek ? : steel rope