Joint debt türkçesi Joint debt nedir
- İktisat alanında kullanılır.
- Müteselsil borç.
- Müşterek borç.
- Bir borç ilişkisinde birden fazla kişinin alacaklıya karşı her birinin borcun tamamından asıl borçlu sıfatıyla sorumlu olduğu borç.
Joint debt ingilizcede ne demek, Joint debt nerede nasıl kullanılır?
Joint : Birlikte. Ek. Birleşik. Birleştirmek. Raptetmek. Birleşme yeri. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Müşterek. Ortak. Ortaklaşa.
Debt : İki ya da daha çok kişi arasındaki karşılıklı yükümlülük. Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük. Matlup. Suç. Zimmet. Sözleşmede üstlenilen yükümlülük. Borçlu olma. Hesap. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Borç.
Joint debtor : Müteselsil borçlu. Müşterek borçlu.
Joint debtors : Müşterek borçlu. Müteselsil borçlular.
Joint account : Müşterek hesap. Tecimsel bir ortaklığın başka bir ortaklık üzerindeki üçüncü ortaklığa ilişkin sayışımı. Üzerinizdeki sayışımlar. Toplu sayışım. Ortak hesap. Müşterek banka hesabı. Katılma sayışımı. Bir çok yatırımcılar adına açılan ve ancak aralarından seçilen yetkili bir tek kişinin para çekebilmesini olumlu kılan sayışım. Karı ve dokuncası saptanan bir oranla dağıtılmak üzere, bankanın bir tecimci ile giriştiği tecimsel işlem için açılan özel sayışım.
Joint action : Müştereken ikame edilen olunan dava. Birleşik eylem. İnsanların birbiriyle bağlantı içindeki davranışları. Müştereken ikame takip olunan dava. Ortak eylem.
İngilizce Joint debt Türkçe anlamı, Joint debt eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Joint debt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.
Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.
A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.
A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
Contingent liability : Gelecekte bazı koşulların gerçekleşmesi nedeniyle doğacak borç. yapılması umulan işlemler sonucu meydana gelecek borç. Umulur borç. Koşullu borç-yükümlülük. Belli koşulların gerçekleşmesi halinde ortaya çıkan borç. Koşullu borç. Belli bir koşulun yerine getirildiğinde yürürlüğe girecek olan borç. Meydana gelecek borç. Olasılı borç.
Joint debt synonyms : abnormal budget expenditures, a pass through certificate, ability to pay approach, abnormal budget, ability to pay principle, ability rent, a type mutual funds.

Bu kısımda Joint debt kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Joint debt ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Joint debt anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Joint debt ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.