Körü nedir, Körü ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Çalım, caka.
Körü ile ilgili Cümleler
- Yangına körükle giden sensin.
- Dokuz körün bir değneği, işte bir kızımız var.
- Körükler çalışmıyor.
- Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz.
- Bey, bana teselli verecek yerde sen de yangına körükle gidiyorsun.
- Ali kırmızı yeşil renk körü.
- Yarın sabahın köründe gitmek zorundayız.
- Ben sağır değil körüm.
- Körü körüne mutluluk.
- Yangına körükle gitmemeliyiz.
- Yangına körükle gitme!
- Onlar sabahın köründe ayrıldı.
- Körü körüne patronuna uyma.
- Ali sabahın köründe uyandı.
Körü ile ilgili Atasözü veya Deyim
dokuz körün bir değneği : birçok kimsenin tek yardımcısı, tek dayanağı.
keli körü toplamak : işe yaramaz kimseleri toplamak.
körün istediği bir göz, allah verdi iki göz : istenilen şey fazlasıyla elde edildi anlamında kullanılan bir söz.
körün taşı : rastlantı sonucu birine zarar veren, hesapta olmayan iş.
yangına körükle gitmek : gerginliği, uzlaşmazlığı artıracak biçimde davranmak.
yangını körüklemek : gerginliği, anlaşmazlığı artırmak.
Körü anlamı, kısaca tanımı
Körücek : Çorum ili, Mecitözü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kahramanmaraş şehri, Elbistan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge
Körüğü : Baykuş.
Körük : Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç. Bazı araçların açılıp kapanabilir üst üste katlanmış bölümü. Bazı müzik araçlarında hava vermeye yarayan, el veya ayakla işletilen meşin veya kâğıt bölüm. Eşek yavrusu, sıpa. Demirci dükkânı : Bu demiri götür de körükte dövdür. Fayton. [Bakınız: kürük]. Yozgat şehri, Akdağmadeni ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Körük mıhı : Ayakkabı tamircilerinin kullandığı 1-1,5 santimetre uzunluğunda siyah bir çivi.
Körük virmek : Bir kimseyi başka birinin kötülüğü için kışkırtmak.
Körükler : Malatya kenti, Darende ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Körükleyebilme : Körükleyebilmek işi.
Körükleyebilmek : Körükleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Körükleyicilik : Kışkırtıcılık.
Körüklük : Demirci dükkânı.
Körükmek : Kuvvetini, gücünü yitirmek. Yılmak, pusmak, durgunlaşmak. Onmaz duruma getirmek, yok etmek.
Körüksü : Korkak olarak yetişme, korkaklığa alışma.
Körüktaşı : Çanakkale kenti, Ezine belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Körüktürmek : Bir kimseyi başka birinin kötülüğü için kışkırtmak. Yıldırmak, ürkütmek, yürek gücünü sarsmak. Bir hayvan diğerini korkutmak. Bıktırmak, bezdirmek.
Körümen : Boynunun altı kırmızı renkli, küçük bir çeşit kuş.
Körümük : Pisboğaz, her bulduğunu yiyen.
Körün gözü : Aksi, sakınılması gereken, tekin olmayan (şey).
Körünmek : Görünmek.
Körüs : Kulağı kısa olan koyun ve keçi.
Körüsten : Dağlardaki koridor biçiminde mağara.
Körüş : Şaşı.
Körüt : Bir yaşından üç yaşına kadar olan erkek keçi.
Körüvü : Baykuş.
Körüyh : Körük.
Körüyhmek : Körleşmek; pısırıklaşmak; kabiliyyetini geliştirememek.
Körüz : Bir, iki yaş arasında erkek keçi yavrusu, oğlak. [Bakınız: korut]. Cılız kalmış, büyümemiş keçi yavrusu. Vaktinden evvel tekeye gelerek yavrulamış keçi. Sigara izmariti. Zamanından önce yavrulayan koyun, keçi ve benzerleri hayvan.
Metal körük : Ateş ayarlayıcı, uzama parçaları gibi yerlerde kullanılan, basınç ile açılıp kapanan metalden yapılmış körük.
Öllüğün körü : Kızınca söylenen bir sövgü. Kızınca söylenilen sövgü.
Öllün körü : Kızınca söylenilen sövgü. Kızınca söylenen bir sövgü.
Öllünün körü : Kızınca söylenen bir sövgü.
Öllüyün körü : Kızınca söylenen bir sövgü. Kızınca söylenilen sövgü.
Ölüyün körü : Kızınca söylenen bir sövgü.
Sabahın köründe : Sabahın erken saatinde, erkenden, ortalık iyice aydınlanmadan.
Sesyayar körük : Sesyayarın ağzı; sesin titreşimlerini denetleyen esnek gereç.
Üllüğün körü : Hakaret sözcüğü, elinin körü.
Üllün körü : Hakaret sözcüğü, elinin körü.
Elinin körü : Bıktırıcı, usandırıcı durum karşısında kullanılan bir azarlama sözü.
Körü körüne : Davranışının gerekçesini ve nasıl sonuçlanacağını bilmeden, düşünüp taşınmadan.
Körükçü : Körük yapan veya satan kimse. Körükleyici. Körük kullanan kimse.
Körükçülük : Körükçünün yaptığı iş.
Körükleme : Körükleme işi, ajitasyon.
Körüklemek : Körükle hava vermek. Çıkar sağlamak için kendini acındırmak, ajite etmek. Harekete geçirmek, ajite etmek. Kızıştırmak, şiddetlendirmek.
Körüklenme : Körüklenmek işi.
Körüklenmek : Körükleme işine konu olmak veya körükleme işi yapılmak.
Körükleyici : Heyecana getiren, çıkar sağlamak için kendini acındıran, ajitatör.
Körüklü : Körüğü olan. Körüklü otobüs.
Körüklü otobüs : Körükle birbirine bağlanan iki parçadan oluşan ve şehir içi toplu taşımacılığında kullanılan otobüs.
Körüksüz : Körüğü olmayan.
Renk körü : Renk körlüğüne tutulmuş kimse.
Sabahın körü : Sabahın erken saati.
Diğer dillerde Körpe ton anlamı nedir?
İngilizce'de Körpe ton ne demek ? : crisp tone

Bu kısımda Körü nedir? Körü ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Körü tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Körü hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.